2019_Kasim
bir yaklaşıma sahipti. Türk sinemaseverlerin karşısına “Zafer Yolu” adıyla çıkan yapım sadece bir atın değil; yeniden ayağa kalkmaya çabalayan bir toplumun hissiyatını da perdeye taşıyordu. “Seabiscuit” adlı at, “29 bunalımı”nın yaralarını sarmaya çalışan ama öte yandan İkinci Dünya Savaşı’nın da alarm zillerinin çalındığı bir Amerika’nın figürüydü. Alt sınıflar bu atı çok seviyordu ve girdiği her yarışta ‘finiş’ çizgisini en önde bitirirken, ona olan inancını her dem taze tutan yığınlar da bir anlamda kendilerinin de hayat karşısında kazandığını düşünüyorlardı. Anlatılan genel çizgileriyle bir “silkiniş” öyküsüydü. Bir diğer dikkate değer çaba olan 2010 tarihli “Secretariat” da farklı bir dünyanın içinde başarıya uzanan bir atın hikâyesiydi. 1970’te doğan bu kestane renkli aygır da, “68 ruhu”nun fışkırdığı figürlerdendi. William Nack’in kitabından sinemaya uyarlanan filmde yönetmen Randall Wallace, rekorları hâlâ kırılamayan ve 1989’da hayata veda eden bu atın hikâyesine anlatırken, aynı zamanda sahibesinin de onun için verdiği mücadeleye odaklanıyordu. Ben bu iki filmi de bir hayli beğenmiştim. Yeri gelmişken şöyle bir gözlemimi de paylaşmam gerektiğini düşünüyorum. Yarışlarda aslında gezegenimizin iki ayrı türü, insan ve at birlikteliğinin ifadesini görürüz; Jokey ve atı... İki farklı canlı türünün temsilcileridir ama ortak bir ruh ve fizik birlikteliğini üzerlerinde taşırlarken, adeta tek bir varlığa dönüşürler. İkisinin arasındaki koordinasyonun mükemmelliği, üst düzeyde uyumu da sanırım başarıyı getirir. Filmler bazında bir de sanırım başrolünde Robert Redford’u izlediğimiz ve orijinal ismi “The Horse Whisperer” adlı yapımı anmam gerekiyor. Bu yapımın Türkçe adı “Atlara Fısıldayan Adam”, çağrışımları açısından bence çok zengindir; zihinlerde kolayca yer edecek bir yanı vardır. Nitekim “Seabiscuit” ve “Secretariat” üzerine yazdığım yazıyı bu filme şu şekilde gönderme yaparak bitirmiştim: “Atlara fısıldamak her zaman iyidir; sinemada da hayatta da…” Son zamanların en çok ses getiren yapımlarından biri olan “Bizim İçin Şampiyon” adlı film hakkında neler söylersiniz? Bu soruya da filme ilişkin kaleme aldığım eleştiri yazısından yapacağım alıntılarla cevap vereyim: “Bolt Pilot” Türkiye sınırları içinde performansıyla zihinlerde yer etmiş ve rekorlara imza atmış muhteşem bir yarış atıydı. Ahmet Katıksız imzalı “Bizim İçin Şampiyon”, işte bu efsanenin öyküsünü seyircisiyle paylaşıp vakti zamanında kendisiyle özel gönül bağı kurmuş seyirciyi hatıralarıyla buluştururken, “Spor filmleri” ritüellerinin de elden geldiğince üstesinden gelmeye çalışmış. Yönetmen Katıksız’ın Serkan Yörük’le kaleme aldığı senaryo sadece özgürlüğüne düşkün, canı çekince starta giren, sakinleşmek ve yarışmak için koca hipodromdan sessiz olmalarını isteyen “özel” ruha sahip bir atın başarısına odaklanmamış; film önce “Bold Pilot”la nice zaferlere imza atan jokeyi Halis Karataş’ın Sivas’ın bir köyünden İstanbul’a taşınan öyküsünü, daha sonra da paralel biçimde Karataş ve efsanevi atın tanışma, birbirlerine alışma, yarışmalara katılma, giderek ulusal ve nihayetinde uluslararası bir “ikili”ye dönüşme süreçlerini de aktarmış. Tabii bu arada atın sahibi olan Atman Ailesi’nin kızları Begüm’le Halis’in zaman içinde yeşeren aşkları, Begüm’ün nükseden hastalığıyla birlikte yaşadıkları zorluklar ve bu aşamada Bold Pilot’ın hem sahibesi hem de kitleler için umudun simgesi haline gelmesi filmin uğradığı ana duraklar olmuş… Sonuç itibariyle, “Bizim İçin Şampiyon”, sinemamız adına kendi alanında bir ilk. Ve duygusal tortu bakımından seyirci zihnimizde “Müslüm Baba” türü bir iz bırakıyor. En azından bendeki hissiyatı böyle oldu… Bu filmin benim için ayrıca şöyle kişisel bir yanı da vardı. “Bizim İçin Şampiyon”un yönetmeni Ahmet Katıksız arkadaşımdır. Uzun yıllar birlikte halı sahada top koşturduk. Ben, yerinde çakılı oynayan “orta yaşlı” sağ açık, o ise rakip takımın defansını toparlayan sağlam bir stoper… İnsan arkadaşlarının elbette başarılı işlere imza atmasını istiyor, bundan da gurur duyuyor. Bu açıdan “Bizim İçin Şampiyon”un sınıfı geçen bir film olmasına özel olarak sevinmiştim… 25 TJK’NIN SESİ KASIM 2019
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=