2019_Agustos

inston Churchill, 30 Kasım 1874’de “ağzında gümüş kaşıkla” Blenheim Sarayı’nda iki ay erken doğdu. Ailesi onu dünyayı yönetmek için yetiştirme hayalleri kuruyordu. Erken doğumdan kaynaklanan sağlık sorunları yüzünden minyon olması ve kekemelik yaşaması, hamilerini biraz hayal kırıklığına uğratmış olsa da hırsı ve zekası onu dünya politikasının başrol oyuncularından biri yapacaktı. Bir aristokratın alacağı tüm eğitimleri alan Churchill, pek az bilinse de fiziği uygun olduğu için gençlik yıllarında jokeylik yaptı. Polo oyunculuğunda mükemmel olduğu söylenirdi. Binicilikte ustalaşmış olması, katıldığı çatışmalarda pek çok kez hayatını kurtaracaktı. Ressam ve edebiyatçı bu İngiliz politikacı, iki Dünya savaşında da en etkili birkaç kişiden biriydi. Politik hayatındaki en büyük başarısızlığı, Çanakkale Savaşları’nda aldığı yenilgiydi. Şimdi I. Dünya Savaşı’na dönelim ve o dönemde atlarla ilgili neler olduğuna kısaca göz atalım… I. Dünya Savaşı’nda motorize güçler ve tank silahı kullanılmış olsa da ağırlıklı olarak süvariye ve taşıma işlerinde olan atlara güveniliyordu. Bu dönem, at gücünün ağırlıklı olarak kullanıldığı son büyük savaş olacaktı. Tanklara, uçaklara ve makineli tüfeklere rağmen, savaşın başarısı çamur, kum, su, hastalık ve sık sık kötü hava koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalan askerlerin ve atların dayanma gücüne, onların olağanüstü fedakarlıklarına bağlıydı. Savaşın stratejik başarısı, süvari gücüne ve onun zorunlu sonucu olarak doğrudan atların maharetine bağlıydı. Atlar ön cephenin yanı sıra cephe gerisinde ambulansların çekilmesinde, yiyecek ve silahların taşınmasında en çok kullanılan unsurdu. Cephe ve cephe gerisindeki milyonlarca insanın ihtiyaç duyduğu yiyecek ve lojistiği taşımak için bombalamaların yarattığı çukurları aşmak ve çamurların üstesinden gelmek için atlar kullanılıyordu. En mekanize ordu olmakla övünen İngilizler bile atların gücüne güveniyordu. 1918 yılı itibariyle 500 bin at mevcudu ile İngiliz ordusu her ay 34 bin ton et ve 45 bin ton ekmek dağıtımını atlarla yapıyordu. Hayvanların kendilerinin beslenmesi için İngiliz atları her ay yaklaşık 16.000 ton yem taşımak zorunda kaldı. Tüm tarafların at mevcudu milyonları buluyordu. Bu hayvanlara bakma işi özel olarak eğitilmiş askerler tarafından yapılıyordu. Savaştan önceki hayatında bu tür hayvanlarla nasıl ilgilenileceğini bilen ve modern hayvancılık yöntemlerinde eğitim görmüş olanlar tercih ediliyordu. W VEDAT KEMER HİKAYAT Churchill’in atları 66 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2019

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=