2019_Agustos

Sizlere, bu program vasıtası ile yetiştiricileri bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. En çok yanlış yapılan nokta, ışığın olması gerekenden daha uzun süre açık bırakılması veya hiç kapatılmamasıdır. Atların gündüzü yaşamasının yanında geceyi de yaşamaları lazım ki, böylece beyinleri günlerin uzamaya başladığını zannetsin ve çiftleşme için gereken hormonların salınımını devreye soksun. Gündüz padoklarda serbestçe dolaşan atlar gerekli gün ışığını alıyorlar. Ahırlarına döndüklerinde de biz ışıklarını açmış oluyoruz ve gece 12’ye kadar ışıklarını almaya devam etmelerini tercih ediyoruz. Kış aylarında hava daha erken kararıyor. Dolayısıyla biz, akşam 4’ten gece 12’ye kadar suni ışık almalarını sağlıyoruz. Bu sayede, yaklaşık 16 saat ışık almış oluyorlar. Bunun yanında, atlar ahırlarına geldiklerinde ışığın henüz açılmadığı ama gece 12’de ışığın yakılıp, atların sabaha kadar ışık uygulamasına taabi tutulması da tercih edilebilir. Bu tercih tamamen çiftliğin şartları ve yetiştiricinin tercihi ile alakalıdır. Bizlerin, özellikle aşım sezonlarında yetiştiriciler ile yaşadığımız tatlı tartışmalarımız, “Kısraklarımızı Şubat ayında gönderdik ama neden Nisan ayında hazır oldular?” tepkisinden kaynaklanıyor. Bu sorunun cevabı çok basit, ya bize kısraklarını daha erken gönderecekler ya da suni ışık uygulamasını kendi çiftliklerinde yapacaklar. Az önce anlattığımız gibi ışık uygulaması çok basittir, yetiştiriciler 60 gün boyunca günlük 16 saat ışık uygulaması ile aşım tarihini öne çekebilirler. Yine ışık deyip de geçmeyelim, bu uygulama sırasında yangın tehlikesini de göz önünde bulundurmanız gerektiğini özellikle hatırlatalım ve mutlaka gerekli önlemleri alalım. S.O. : Demir Tokdemir, ben hazır bir veteriner bulmuşken aklımdaki tüm soruları sormak istiyorum; 15 Şubat’ta aşım yaptıktan sonra prosedür nasıl devam ediyor? F.D. : Kısaca bunu da anlatalım; halk arasında talep olarak adlandırılan ama biz veteriner hekim olduğumuz için bu şekilde kullanmayı pek tercih etmediğimiz kısrakların çiftleşme isteği, ortalama 5 ila 7 gün sürer. Bu nedenle en uygun zamanda aygır ile buluşması gerekir. Yumurta diye tabir edilen ama yumurtanın üzerinde bulunan folikülün de patlaması için ortalama 40 mm olması gerekir. Fakat bu boyuttan ziyade, kısrağın o dönemdeki hormonların rahimde yani uterusta verdiği reaksiyonlar bizim için daha önemlidir. Folikül patladıktan sonra dişi üreme hücresi gelecek, aşım sonrasında erkek üreme hücresi ile uygun zamanda buluşacak, bu birleşme ile de embriyo şekillenecek ve gebelik oluşacak. Aşım yapıldıktan 14 - 16 gün sonra ilk gebelik kontrolü gerçekleştiriliyor. Nitekim, yetiştiricilerimizin aşina olduğu bu kontrol “K1” olarak adlandırılıyor. Bunun üzerine 12 gün, toplamda 28 gün sonra K2, 28’in üzerine 17 daha ekleyip, toplamda 45’inci günde yapılan K3 sonrasında, bu kısrağın gebe olup olmadığına karar veriyoruz. Kısrak başarılı bir şekilde gebe kaldığında, kısrak sahibi ile iletişime geçip, kısrakları burada kalmayacaksa almalarını söylüyoruz. D.T. : Ben de bir konuya değinmek istiyorum. Doğumdan sonra tayların bir yerden başka bir bölgeye taşınması durumu var. Taylar, henüz anne karnındayken belirli mikroplara karşı dirençli de olamuyorlar. Doğduktan sonra anne sütü ile bağışıklıkları güçleniyor ve bulundukları çevredeki virüslere ve bakterilere karşı bağışıklık geliştiriyorlar. Aşım için bir kısrağı veya yeni doğmuş bir tayı başka bir bölgeye taşımak, kısrak veya tayın sağlığı açısından herhangi bir risk taşır mı? F.D. : Genel olarak söylemek gerekirse, bir bireyi taşımak iki bireyi taşımaktan çok daha kolaydır. Ama burada dikkat edilmesi gereken bir zaman var. Atlarda gebelik süresi 11 aydır. Bizler bu süreyi, birinci trimester, ikinci trimester ve son trimester olarak üç ayrı zaman diliminde inceleriz. Özellikle son üç aylık dönem, tayların fiziki gelişimlerinin en üst seviyede yaşandığı zaman dilimidir. Bizler de bu dönemde kısrakların stresten uzak tutulmalarını öneriyoruz. Bahsettiğimiz üzere, nakil de en büyük stres faktörlerinden biridir ve stres erken doğumu dahi tetikleyebilir. Bu nedenle, gebe kısraklar bir yerden başka bir yere götürülecekse, bunun en geç doğuma son 1 ay kala yapılması gerekir. Zaten gebe kısraklar, Türkiye Jokey Kulübü Tesisleri’ne de son bir ay içinde kabul edilirler. Öyle kısraklar geliyor ki, doğum yapacağı gün buraya gelen kısraklarda hiç de arzu etmediğimiz olumsuzluklarla karşılaşabiliyoruz. Kimi zaman tayı kaybediyoruz, kimi zaman da tayın hayatı boyunca karşısına çıkacak problemler yaşanıyor. Anne sütünden bahsettiniz, biz bu anne sütüne colostrum diyoruz, bu süt halk arasında ağız sütü olarak da bilinir. Colostrum, bir takım doğal antikorlar barındırır ve bu antikorlar, tay anneden ayrıldıktan sonra tayın bağışıklık sistemini şekillendirir ve ayrıca, o tayın çevresinde yer alan çeşitli faktörlere karşı koruma görevi görür. Bir de doğumdan sonra tay kızgınlığı (Foal Heat) denilen bir dönem vardır ve halk arasında kan talebi olarak da bilinmektedir. Taylar anne sütüyle beslenirler, anne sütü de kısraktaki hormonları barındırır. Dolayısıyla, bu hormonlar taya da aktarılır. Bu hormonlar taylarda, ishal gibi bir takım arzu etmediğimiz sonuçlara yol açabilir. Aslında hiçbir şey yapmaksızın kendi kendine iyileşebilecek olan bu ishal faktörü, nakile bağlı stres gibi çevresel faktörlerin de katılımıyla, ciddi bir sağlık sorununa sebep olabilir ve hiç de istemediğimiz sonuçlara yol açabilir. Taylar seyahat edeceklerse, öncelikle tay kızgınlığı dönemlerini herhangi bir çevresel faktöre maruz kalmadan annelerinin yanında sağlıklı bir şekilde geçirip, öyle seyahate çıkarılmalıdırlar. Tay kızgınlığı döneminde, eğer ishal de varsa, yolculuğun süresi ne olursa olsun, stresle birlikte bu taylarda sıvı kaybına yol açacaktır. Çünkü, yol boyunca annelerini bokslarında emdikleri gibi ememeyeceklerdir. Bunlar o tayın ölümüne kadar gidebilecek rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Bu süreci sağlıklı bir şekilde atlattıktan sonra sıra, tayı annesinden ayırmaya geliyor. Biz, bu işlemin 6 aylık bir sürenin ardından ideal olduğunu söyleyebiliriz. S.O. : Demir, müsaadenle bir soru daha sormak istiyorum, yetiştiriciler hep bana soruyorlar ama bir uzman olarak sizin cevaplamanız daha uygun olur; gebe kısrağın son üç aylık dönemdeki beslenmesi nasıl olmalıdır? F.D. : Tabii ki, hemen kısaca bilgi verelim. Söylediğim gibi gebe kısraklarda son üç ay çok önemlidir. İlk sekiz ayda uygulanan beslenme şekli, son üç ayda değişiklik göstermelidir. Biz, yetiştiricilikte ani olan her şeye karşıyız. Bu yem değişikliği olabilir, beslenme düzeni olabilir, yer değişikliği olabilir veya personel değişimi olabilir. Atın günlük yaşantısında bir değişiklik yapılacaksa, bu değişiklik yavaş yavaş ve alıştırılarak yapılmalıdır. Son üç aya doğru yaklaştıkça verilen yem miktarını yavaş yavaş arttırmamız gerekiyor. Eğer yetiştiriciler, atın ihtiyacı olan bütün enerji, protein, vitamin ve mineralleri içeren bir hazır yem kullanıyorlarsa, sadece miktarı uygun şekilde arttırmaları yeterliyken, kendileri hazırladıkları konsantre yem kullanıyorlarsa, kısrakların gerekli besin ihtiyacını karşılamak için bu karışımlara çeşitli katkılar eklemeleri gerekir. Neticede bir sporcu yetiştiriyoruz. Bu sporcunun kas - kemik kütlesinin yeterli düzeyde olması gerekir. Anne, bunu sağlayamayabilir. Çünkü, hem kendi ihtiyacını karşılamalı, varsa doğmuş olan tayını beslemeli ve aynı zamanda gebe ise karnındaki tayı da beslemelidir. Bu nedenle, anne karnındaki tayın kas - kemik gelişimini destekleyici kalsiyum, fosfor, E vitamini ve selenyum gibi vitamin ve mineraller verilmelidir. 20 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2019 K1 KONTROL

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=