2018_Temmuz
62 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2018 Onlar da bizlere, bir takım yöresel çalgılarını hediye ettiler. Birkaç yıl sonra yeniden Tuva’ya gittiğimde, bizim Karadeniz kemençesini sahnede gördüm. Fakat, kemençenin baş tarafına bir at başı motifi eklemişlerdi ve kemençeyi o şekilde çalıyorlardı. Onlar için at olmazsa, müzik yok. Zaten biraz daha geçmişe gittiğimizde, yaylar ve bütün kopuzların telleri at kılından yapılırmış. Şamanik dönemlerde kullanılan ve Dede Korkut’un icat ettiği rivayet edilen kutsal kopuzlar, at derisinden yapılır. Yine, iki tane at toynağını birbirine vurarak, atın yürüyüş seslerinin taklit edildiği enstrümanlar bulunuyor. Görüldüğü gibi at müziğin her noktasında var. Tüm bunların yanında, Türk kültüründe at ile müziği birbirine bağlayan önemli bir mit vardır. Orta Asya’da, İslamiyet öncesi inanışlarda, “Kambar Han” ya da “Kamber Ata” diye bilinen bir ruh vardır. Bu ruh, atların koruyucusu, aynı zamanda müziğin de piridir. Yani, kopuzu icat eden kişidir. At ile müzik mitolojiden itibaren hep bir aradalar. Bu konu ile ilgili yapılan bütün araştırmaları topladığınızda, üzerinden yıllar geçtiği halde hala konuşulan, Atın Türküsü adlı eseri ortaya koyma imkanımız oldu. Müziklerinizi yaparken ne tür enstrümanlar kullanıyorsunuz? Türk dünyası’nda çalınan bütün enstrümanları, dinleyicilere bir fikir verebilecek kadar çalabiliyorum. Atın Türküsü Albümü’nde duyduğunuz tüm çalgı sesleri de benim tarafımdan icra edilmiştir. Kazakistan’ın dombırası ve kıl kopuzu, Kırgızların komuzu, Tıvaların igil, murinhur gibi çalgıları, daha batıya gittiğimizde, rebab ve Türkmen dutarı, Azerbaycan sazı gibi çalgılar ve bu çalgıların yaylıları olan kemanca, gicak gibi çalgıların tamamı evimde mevcut. Bu çalgıların bir kısmını atölyemde kendim imal ediyorum. Atın Türküsü albümünde parçaları icra ederken doğal sesler de kullandım. Örneğin, elimde kayıt cihazıyla atın üzerine bindim ve atımı farklı tempolarda koşturarak kayıtlar aldım. Toprak yollarda, taşlı arazilerde ve asfalt üzerinde aldığım bu kayıtları da albümde yer alan parçaların arka planında ritim olarak kullandık. Böylece, birebir atın koşu ritminde türkülerimiz olduğunu da göstermiş olduk. Ankara Atlı Okçuluk Gençlik ve Spor Kulübünü kurmaya nasıl karar verdiniz? Ben, bir şeye hizmet ederseniz, o şeyin de size bir himmet sunacağına inanıyorum. Bu albüm ile atlara olan vefa borcumuzu ödemiş ve bir hizmet yapmış olduk ki, çok geçmeden at binmeye merakım olduğunu bilen bir arkadaşım beni, şu anda bulunduğumuz, Kalıpçıoğlu At Çiftliği’ne getirdi. Bu çiftliğe geldikten kısa bir süre sonra da at sahibi oldum. Bir - iki yıl sonra o at elimden çıktı ama hemen başka bir at aldım. Şimdiki atım Bulut ile on yıldır beraberiz. Artık, bir ikiliyiz ve arkadaş olduk. KİMDİR? 1966 yılında Erzincan’da doğdu. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde öğrenci olduğu yıllarda, Ankara Üniversitesi Türk Halk Müziği Topluluğu’nda müzik çalışmalarına devam etti. 1987 yılında Kültür Bakanlığı Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nda saz sanatçısı olarak göreve başladı. 1991 yılında, İpekyolu Türk Müziği topluluğunu kurdu. Dünyada, Türkçe konuşulan tüm bölgelerin müziklerini araştıran ve icra eden topluluklar ile yurt içi ve yurt dışında birçok konser verdi. Türklerin geleneksel müzikleri ve çalgı aletleri konusunda araştırmalar yaptı, 300’ün üzerinde türkü derledi. Türk müziğinde atla ilgili türkülerden oluşan, “Atın Türküsü” isimli albümünü, 2002 yılında yayınladı. 2003 yılında, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda, etnomüzikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. TRT televizyonunda, “Gönül Bağı” isimli müzik programı ile Türk dünyasının her yöresinden müzik icracılarını izleyici ile buluşturdu. 2009 yılında “Çerağ”, 2014 ve 2016 yıllarında, “Türk Dünyasında Köroğlu Türküleri” ve 2017 yılında “Türk Dünyasından Esintiler” isimli albüm çalışmaları yayınlandı. Ankara Atlı Okçuluk Kulübünün Kurucusu ve Başkanı olan İrfan Gürdal, halen Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Türk Dünyası Müzik Topluluğunda sanatçı olarak çalışmaktadır.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=