2018_Mart
31 TJK’NIN SESİ MART 2018 Eski günleri hatırladım ve onlara, “Ben de bir at satın almak istiyorum, sizinle bu sohbetlere katılmak istiyorum. Bana yardımcı olur musunuz?” diye sordum. “Tabii ki... Bu hafta sonu Denizli’de at yarışı var, hep birlikte gidelim, orada sana bir at bakarız” dediler. Alacağım at için yaylada yerim de vardı. Gittik, bir at beğendik, yükledik ve getirdik. Eski günlerden merakım da var ya, ilk günler ahırdan çıkmadığımı söyleyebilirim. Artık at biniyordum, geziyordum ve çok keyif alıyordum. Suya atılmış taşın ortaya çıkardığı etki gibi atçılık dalga dalga genişledi. Çevremdeki arkadaşlarım da atçılığa merak saldılar. Ben bir tecrübe edindiğim için at temini konusunda onlara yardımcı oldum.. O günden bu güne, Muğla Rahvan Atçılık Kulübümüz’ün toplam 90 üyesi oldu. Özellikle son yıllarda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’nun ortak çalışmasıyla Rahvan atlarının çiplendirilmesi ve pedigrilerinin oluşturulması konusunda çalışmalar yapılıyor. Bu projelerin hayata geçmesinin atçılığımız açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle, Bulgaristan’dan getirilen atların cidago boyları, bizim yerli atlarımızdan çok daha yüksek ve onlardan çok daha iri cüsseliler. Bu özellikleri onlara büyük avantaj sağlıyor. Kendi kategorilerinde yarışsalar da bu atlar ile çiftleştirilen yerli atlardan farklı ırklar elde ediliyor. Bu, hem Anadolu atlarımızın neslinin bozulmasına hem de yarışlarda adaletsizliğe sebep olabiliyor. Gördüğünüz gibi bizi bir araya getiren ve tek ortak noktamız olan şey atlar. Camiamız çok güzel, her yaştan, kültürlü, saygılı ve en önemlisi ata gönül vermiş insanlar ile birlikteyiz. Burada, tecrübelerimizi ve deneyimlerimizi diğer atçı arkadaşlarımızla paylaşıyoruz. Aramıza yeni katılan ve genç atçılarımızdan olan Burak Nizamoğlu, 15 – 26 Ocak 2018 tarihlerinde, Türkiye Jokey Kulübü’nün düzenlemiş olduğu, Acemi Tayların Temel Eğitimi (Tay kırma) ve Sorunlu Atların Eğitimi Kursu’na katıldı. Kursu başarıyla bitirdikten sonra, Muğla’ya döndü ve kursta öğrendiği bilgileri bize aktardı. Atçılıkta öğrenmenin yaşı yok. Günümüzde iki atım ve bir kısrağım var. Bu kısrağım ile yetiştiricilik yapıyorum. Atlar bizim her şeyimiz… Onlarla bütünleştik… Bana göre, dünyada insanlara en yakın olan canlı atlardır. Adeta, bir baba – oğul, bir baba – kız gibi olduk. Yeri geliyor, çoluğumuzun çoçuğumuzun rızkından azaltarak atlarımıza harcıyoruz. Bizim atlarımız sadece samanla ve arpayla beslenmiyor. Yeri geldiğinde pekmez, bal, havuç, kuru üzüm, maydanoz, kereviz ile besliyoruz. Bizler amacımıza ulaştığımızı düşünüyoruz. Bizim yerimiz hem şehir merkezine çok yakın hem de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ne çok yakın. Dolayısıyla, hafta sonları onlarca kişi buraya geliyor, atları seviyor, onları besliyor ve ata binmek istiyorlar. Ağırlıklı olarak kızlarımız ilgi gösteriyor. Yine şehir merkezinden memurlar, esnaflar gelip hem çocuklarını ata bindirmek hem de kendileri binmek istiyorlar. Biz de atları sevdirmek adına elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Fakat, bindiklerinde sadece kendimiz dolaştırıyoruz. Çünkü, dizginlerin kötü kullanımdan dolayı, atlarımızda ağız bozulması denilen sorunlar ortaya çıkabiliyor. Atlarımız yarışlara katıldıkları ve bizim için çok kıymetli oldukları için tek başlarına ata binmelerine müsaade etmiyoruz.”
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=