2018_Haziran

Altay’ın hikayesi... Daha doğrusu atların yanında spora da çok düşkünlerdi. Özellikle, Nejat Evliyazade aynı zamanda Altay Spor Kulübü’nün de kurucusudur. Hatta çok enteresandır, İzmir’de Altay diye bir semt yoktur. Takımın adı, Nejat Evliyazade’nin en sevdiği atı olan Altay’dan gelmektedir. Takımın forma renginin siyah - beyaz olmasının nedeni de, kendisinin Belçika’da futbol oynadığı takımın renklerinin de siyah - beyaz olmasından geliyordur. Bu kadar atlarla iç içe olmalarına rağmen benim dedem, yani Nejat Evliyazade’nin oğlu Yılmaz Bey, ata hiç binmemiştir. Ama, babam hobi olarak bindi. Sonra, babam beni ve kardeşimi Buca Atlı Spor Kulübü’ne götürdü. Kardeşimi bir kere at kaçırdı o nedenle pek sevemedi ama ben atlara çok bağlandım. O yıllardan bugünlere kadar, bir tek üniversite dönemim haricinde atlardan hiç kopamadım. Hazır biniciliğe değinmişken, kaç yıldır devam ediyorsunuz ve başarılarınızdan bahseder misiniz? Aslında 15 yaşımda ciddi ciddi biniciliğe başladım. Sonra, üniversite dönemimde 6 - 7 senelik bir ara verdim ve bu sürede, ata hiç elimi değmedim. Ondan sonra geri döndüm ve dönüş o dönüş oldu. 14 senedir, aralıksız olarak biniciliğe devam ediyorum. Pazartesi hariç, her gün atlarıma binmek için Kemer Country Club’a geliyorum. Burada 5 adet atım var ama biri diğerlerinden daha yaşlı, o nedenle ona pek binmemeye özen gösteriyoruz. O atım bana Türkiye’de dereceler yaptırdı ve bende çok özel bir yeri var. Ayda bir kere, Hollanda’ya gitmeye çalışıyorum, orada da 2 tane atım var. Yani atlarla dopdolu zaman geçiriyorum ve bu durumdan da son derece mutluyum. Yurtdışı ile Türkiye’deki biniciliği kıyasladığımızda ne gibi eksikliklerimiz olduğunu düşünüyorsunuz? Ve neden at alım tercihlerimizi Hollanda veya Belçika’dan yana kullanıyoruz? Özellikle Avrupa, binicilik hususunda bizden çok ileride. Çünkü, orada herkesin bahçesinde atları var. Dolayısıyla, onlarda at bakmak bir lüks değil, bir yaşam tarzı haline gelmiş. Herkes at binebiliyor, çok iyi çıkarsa satıp para kazanıyorlar ve böyle bir döngü içindeler. Biz de atçılıkta gelişiyoruz. Bugün Türkiye’de atlamada en yüksek 1.45 cm. yarış düzenliyoruz. Dünyada ise bu yükseklik 1.60 cm. Tabi sadece bu da değil, onlarda her hafta üç dört noktada müsabaka var, bizde ise çok daha az. Aslına bakarsanız Türkiye’de çok iyi binicilerimiz var. Sadece, Avrupa standartlarına ulaşmamız için bizim de o tempoya girmemiz gerekiyor. Dünyada İngiliz atlarına dönüş var... Biz binicilikte at üretemiyoruz, dolayısıyla yurtdışından almamız gerekiyor ve onların da müthiş bir pazarları var. Burada at yetiştiremememizin nedeni ise, yağışlar. Bizde az yağış olmasından dolayı toprak çok sert, bu nedenle dik tırnak problemi yaşıyoruz ve yumuşak zemine basmadıkları için de tırnak dik kalıyor. Bu da bize engel atlamada problem yaşatıyor. Deneyen arkadaşlarımız oldu fakat, şu ana kadar çok başarı sağladığımızı söyleyemeyeceğim. Bu nedenle, at alımlarımızda yurtdışını tercih ediyoruz. Bu atların kanında da İngiliz atı var. Hatta, dünyada son zamanlarda İngiliz atlarına dönüş başladı. Çünkü, yaptığımız sporda iyi atlamanın yanı sıra hız da çok önem kazandı. İngiliz atının hızına da hiçbir şey yetişemediğinden bu yönde bir gidişat var. 34 TJK’NIN SESİ HAZİRAN 2018 BUCA’DAKİ KONAKTA EVLİYAZADE AİLESİ... NEJAT EVLİYAZADE NEJAT EVLİYAZADE’NİN BELÇİKA’DA OYNADIĞI TAKIM AYNI ZAMANDA ALTAY’A DA RENKLERİNİ VERDİ...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=