2018_Haziran

33 TJK’NIN SESİ HAZİRAN 2018 Atlar muhteşem canlılar. Onların birer pozitif enerji kaynağı olduğunu düşünüyorum. ‘‘ ‘‘ lkemizde, bugünkü anlamıyla düzenli yarışların başlamasına öncülük eden kişi Evliyazade Refik Bey olmuştur. Daha sonra, Refik Bey’in oğlu olan Nejat Evliyazade, 1950 senesinde Jokey Kulübünün kuruluşunu gerçekleştiren 5 kişiden birisidir. Dedelerinden gelen bu büyük miras ile atçılık ve biniciliği bir arada götüren Neslişah Evliyazade Ekmekçi ile iki dünya arasına kurduğu köprüyü ve merak ettiklerimizi konuştuk... Sizi tanıyabilir miyiz? 1977 yılında İzmir’de doğdum. 18 yaşıma kadar İzmir’de yaşadım. Daha sonra, İngiltere’de bulunan University Of Kent’de Uluslararası İlişkiler ve Politika okudum. Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra gazetecilik mesleğine başladım. Birçok farklı gazete ve televizyonda çalıştım, gazetecilik çok keyifli bir meslektir. Daha sonra, uzun yıllar çiftçilikle uğraştım ve halen de devam etmekteyim. Özellikle, son iki senedir de tam zamanlı olarak en büyük tutkum olan atlar ile birlikteyim. Evliyim ve bir tane kız çocuğum var. Türk atçılığının kurucu ailelerinden birinin torunusunuz. Biraz tarihte gerilere gidersek bizlerle neler paylaşırsınız? Öncelikle bu ailenin bir parçası olmaktan çok mutluyum. Zaten, at sevgisi bana ailemden gelen bir miras. Refik Evliyazade benim büyük dedemin babası. O yıllarda İzmir’de Smyrna Racing Club (İzmir Yarış Kulübü) kuruluyor. Refik Bey de o zaman belediye başkanlığı görevini sürdürüyor. Atçılığı çok seven ve bu coğrafyada yayılmasını isteyen bir kişi olduğundan Levanten arkadaşlarıyla beraber buna öncülük yapıyorlar. Bu at sevgisi ailesine de bir tutku olarak geçiyor ve özellikle benim büyük dedem Nejat Evliyazade ile kardeşi Sedat Evliyazade buna canı gönülden bağlanıp, atçılık yapmaya başlıyorlar. Bizim için ne mutlu ki, her ikisi adına da düzenlenen yarış var. Her sene, kardeşim ile birlikte bu koşuların kupalarını veriyoruz. Biraz kendilerinden bahsedecek olursak, Nejat Bey Türkiye Jokey Kulübünün kurucularından biri, kardeşi Sedat Evliyazade ile birlikte ki o da çok iyi bir at sahibi ve antrenörlerden oluyor, ölene kadar bu işi büyük bir sevgiyle sürdürüyorlar. Hatta Sedat Amca, Giraud Ailesi’nin de birçok safkanına antrenörlük yaptı. Dolayısıyla, hayatlarının sonuna kadar bu sevdayı sürdürüyorlar. Sınıfı geçmek için 3’üncü kata “At” çıkartıyorlar... Çok güzel bir anıları var, onu sizlerle paylaşmak istiyorum: Refik Bey, Nejat ve Sedat Kardeşleri okumaları için Fransa’nın Sorbonne Kenti’ne gönderiyor. Ama, iki kardeş sürekli olarak yarış yerinde vakit geçiriyorlar ve haliyle notları da çok kötü geliyor. Tabii, o günlerde şimdiki gibi bir komünikasyon olmadığından haberi hemen aileye ulaşmıyor. Fakat, sonunda Refik Bey’in bu durumu öğreneceğini bildikleri için iki kardeş de hocalarına giderek kendilerini geçirmesini istiyorlar. Öğretmenleri de bir şart getiriyor ve diyor ki; “Eğer benim apartmandaki kapımın önüne kadar bir at çıkartabilirseniz sizi geçireceğim.” Fakat, öğretmenleri apartmanın üçüncü katında oturuyor ve daireye giden merdivenler eski Fransız binalarından bildiğimiz gibi dönerek yukarı çıkıyor. İki kardeş bu teklife hemen, “Evet...” diyorlar. Öğretmenleri bunun olabileceğine hiç ihtimal vermiyor. Ama, Evliyazade Kardeşler atı üçüncü kata çıkartıyorlar ve kapıyı çalarak “Getirdik...” diyorlar. Öğretmen de büyük bir şaşkınlıkla, “Peki nasıl indireceksiniz?” diyor. Onlar da, atı geri geri tekrar aşağı kadar indiriyorlar ve sınıfı geçiyorlar. Bu kadar atla bütünleşmiş ve bağlanmış insanlardı. Ü

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=