2018_Ekim
16 TJK’NIN SESİ EKİM 2018 Bu programlara Türkiye’den delegasyonlar da katılıyor. Hatta, Yarış Komiserleri için Manş, Jersey Adaları’nda bir seminer yapıldı. Buradan 7 komiserimiz önce İngiltere’de bir hipodromda çalışma yaptılar, sonra da Jersey’deki seminere katıldılar. Bunun gibi handikaperlik semineri, nalbantlık semineri, yarışların adil ve yasal olması için faaliyetler yapıldı ve Türkiye’den de delegeler katılımda bulundu. Önümüzdeki seminer İrlanda’da düzenlenecek ve konusu, yarış programı nasıl olmalı ve şekillenmeli adı altında yapılacak. Türkiye olarak yine buna da katılımda bulunulacaktır. Program Komitesindeki arkadaşlarımızın buna katılması faydalı olacaktır. ASLI ÜYELIĞIM... O zamanki büyüklerim tarafından, Türkiye Jokey Kulübü Asli Üyeliği’ne müracaat etmem konusunda teşvik edildim. Teveccüh göstererek, benim bu işe layık olduğumu söylediler ve aday oldum. İlk girişimde iki rey ile kaybettim. Kaybettiğim dönemde beni bu konuda çok destekleyen Sadık Eliyeşil ve oğlu Necmettin Eliyeşil hastalık nedeniyle Amerika’ya gitmişlerdi. Beni öneren iki kişi, kaybettiğim iki rey oldu. Böyle bir şanssızlık yaşadım fakat bir dönem sonra teveccüh göstererek beni seçtiler. SON OLARAK... Türkiye’de atçılık çok büyük bir sektör. Hem devlete, hem de bu konuyla ilgili olan insanlara katma değer sağladığını söyleyebilirim. Bu kazançlarının yanında da büyük bir fedakarlık gerektirdiğini belirtmek istiyorum. Şimdi rakamlar değişmiştir ama üç yıl evvelki rakamlara göre bir konuyu ifade edecek olursam, koşan 5000’den fazla safkanın 1700’ü hiç para kazanamadı. Ondan sonraki 1200’ü 20 bin TL’nin altında, ondan sonraki 900’ü 30 bin TL’nin altında kazanç sağladılar. Bir atın yıllık maliyetinin 3 yıl evvel 50 - 60 bin TL olduğunu düşünürseniz, en az %75 - 80 zarar edildiğini görebilirsiniz. Böyle bir ortamda hala bu faaliyeti sürdüren insanların alnından öpülmesi gerektiğini düşünüyorum. Yarışseverlerin, özverili at sahibi ve yetiştiricilerin, sırf atlara olan sevgi ve sektöre olan ilgilerinden dolayı devam etmeleri çok saygıdeğer bir şey olarak düşünüyorum. Bu durum yurtdışında da üç aşağı beş yukarı aynı, orada da bir hobi olarak yapılıyor. Farklı olan konu ise, bir public antrenöre atınızı yolluyorsunuz, bir zaman sonra oradaki antrenör daha koşmadan bunların içinden iyi ile kötüyü ayırıyor. Yani, daha sahaya gelmeden eleniyorlar. Doğal olarak bir tasarruf sağlanıyor. Sonuç olarak atçılık bir gönül işidir ve özveri gerektiren bir sektördür. TJK FUTBOL TURNUVASI...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=