2017_Ocak

32 TJK’NIN SESİ OCAK 2017 Türkiye’nin tanınmış jokeylerini, tanımadığınız yönleriyle anlatmaya devam ediyoruz. Bu ay son yılların başarılı binicilerinden Ayhan Kurşun’u sayfamıza taşıdık. Efsane jokeylerimizden, aynı zamanda Jokeyler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ertul Cankılıç’ın yeğeni olan başarılı binicimize, ne zaman atları keşfettiğini ve bu sevginin nasıl başladığını sorduk? Dayım Ertul Cankılıç’ın sayesinde, çocukluğumdan beri at yarışlarını takip ediyorum. Hatta o yıllarda, özellikle kır atlara ayrı bir merakım vardı ve babamla hangi atların geleceği konusunda iddiaya girerdik. Ben her zaman kır atlardan yana tercihimi kullanırdım. Ablamın yanına giderek, Gebze’de liseye başladım. Eniştemin ganyan bayii vardı. Kendisi de atlarla çok ilgiliydi. Bana “Apranti Okulu’na gitmek ister misin?” diye sordu. Ben de çok hevesli olduğum için hemen kabul ettim. Annem ve babam, jokey olmam konusunda çok istekli değillerdi, ama ben binici olmayı kafama koymuştum. Eğitimimin ilk günlerinde atlardan çok çekindim, çünkü atlar gözüme büyük görünüyorlardı. Acaba yapabilecek miyim? diye soruyordum kendime, fakat alıştıktan sonra da vazgeçilmez bir hal aldı. Türkiye’de size destek olan bir jokey büyüğünüz oldu mu? Örnek aldığınız binici var mı? İlk vereceğim isim Ertul Cankılıç olacaktır. Sonra Nurettin Şen ve Sadettin Boyraz, yarış içinde tempo konularında çok yardımcı oldular. Bu isimler bire bir anlamda bana çok yakın olan kişiler. Bunun dışında Halis Karataş, Selim Kaya, benden yaşça büyük ya da küçük bütün jokey arkadaşlarım, gördükleri yalnışı hemen söylüyorlar. Sonuçta hepimiz aynı işi yapıyoruz ve yalnışlarımız da olacaktır. Önemli olan, her şeyi ben biliyorum dememek ve yaptığımız hatalardan ders çıkartabilmektir. Ayrıca, ben binicilik konusunda kimseyi örnek almadım. Ne kadar uğraşsanız da bir başkası gibi binemezsiniz. Elimden geldiğince, Türkiye’de iyi at binen jokeylerin kendime uyan stillerini almaya çalışıyorum. Mesela Sadettin Boyraz, tempo atlarına çok iyi biniyor. Halis Karataş, çok zekice at biniyor, yarış içinde hiç kapanmıyor ve beklemeyi iyi başarıyor. Selim Kaya ve Özcan Yıldırım sert at biniyor. Ben kendimi bir kalıba sokmuyorum ve herkesten bir şeyler almaya çalışıyorum. Şunu da söylemek isterim, Türkiye’deki jokeylerin, yabancı ülkelerdeki binicilere kıyasla daha zeki ve etkili olduklarını düşünüyorum. Ayhan Kurşun’un tipik bir günü nasıl geçiyor? Sahalarımızda kalıplaşmış Galop / Sprint günleri var. O sabahlar hipodroma geliyorum. Her gün idmana gelmek gibi bir şansımız olmuyor, çünkü yarış programımız böyle bir şeye izin vermiyor. İdmana gitmediğim günler de, sabah 09:00’da kalkıp, kayıt ve deklareleri takip ediyorum. Gündüz yarışım varsa, vaktim çok kısıtlı oluyor, saunaya giriyorum veya sahada koşuyorum. Yarış olmayan günlerde de, sakin yerleri tercih ediyorum. Doğa ile iç içe olan, göl kenarları ya da sayfiye bölgelerini tercih ediyorum, balık tutmayı çok seviyorum. Özel bir beslenme programınız var mı? Bugüne kadar hiç kilo problemi yaşamadım, bu nedenle her hangi bir diyet programı da uygulamıyorum. Sanırım genetik bir durum, çünkü Ertul dayım da kilosunu kontrol edebilen bir jokeydi. Yemek ayırt etmiyorum, hiçbir zaman aç olarak ata binmiyorum. Fakat, ben düzenli olarak sporumu yapıyorum, bisklete biniyorum ve koşuyorum.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=