2017_Eylul
43 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2017 Falanklar savaşın sonunu dört gözle bekler, savaş bitince de vakit kaybetmeden alel acele, özledikleri evlerine dönerlerdi. Ama acımasız Pers askeri dünyanın sonuna kadar gidebilirdi. Persler yıkılamaz ve yenilemezdi. Bunu kimse aklından bile geçiremezdi. Bütün bu yıkılmazlık ve yenilmezlik Muhteşem İskender sahneye çıkana kadardı. Perslerle Granikos’da ( Çanakkale-Biga ), Miryandros’da (Antakya-İskenderun Deliçay yakınları), Gaugamela Ovası’nda (Erbil’de ), karşılaştı ve bu üç savaştan da galibiyetle çıktı. Pers İmparatorluğu’nu yıktığında - parmağınızı ısırmayın - yirmialtı yaşındaydı. 50 bini bulmayan ordusu ile 250 bini aşan Pers ordusunu hezimete uğratmıştı. Savaş meydanında ani taktik değişiklikler yapabiliyor, düşmanın dizilişini şaşırtmacalarla bozabiliyor, geleneksel hantal yakın dövüş taktiklerini bir kenara bırakarak, bir yerde oyalanmak yerine hareketli davranarak savaş meydanının geneline hakim olabiliyordu. Bu, daha çocuk denebilecek yaştaki komutan, döneminin en gösterişli imparatorluğunu üç savaş darbesiyle yerle yeksan etmişti. Pers İmaratorluğu’nu darma dağınık ettikten sonra Anadolu ve Yakın Asya’nın tek hakimi oldu. İskender, Hydaspes Nehri Savaşı’nda Horus’u da yenince Hindistan’ın bütün kapıları açıldı. Tarihçi Plutarch’ın verilerine göre, Muhteşem İskender Hindukush’a, Tibet sınırlarına kadar ulaştığında, yirmi bin askerlik bir ordu komutası altındaydı. Bu orduyla Hindu Kuş’u geçti, Swat ve Gandhara’ya yürüdü. Bu topraklardaki dağlık kabileler cesurca direnseler de başarılı olamadılar... İskender Swat vadisini fethetti, Nysa ve Pushkalavati Şehirleri’ni boyunduruk altına aldı. Modern Peşaver’e çok yaklaştı. Artık dünyanın tek hakimiydi ve daha 30 yaşında bile değildi. Bir süre sonra bu büyük komutan savaş yaralarından dolayı değil, sivrisinek ısırmasından kaynaklanan sıtmadan hayatını kaybetti. İskender ölümünden itibaren tanrısallaştırılmış, bir pagan tanrısına dönüşmüştü. Toplumlar üzerindeki etkisi dönemin diğer tanrılarını da “tehdit etmeye” başlamıştı. İskender’in mezardan çıkarılıp başka bir isimle aynı yere tekrar gömüldüğü de söylentilerden biriydi. Onu korumak için böyle bir şey yapılmış olabilirdi. Alemi kılıcıyla inletmiş bu adamın günahlarını varın siz tahmin edin ki, “dünyada yatacak yeri yoktu”. Yaşarken de dünyaya sığmamıştı, ölüyken de… Ya atının akıbeti ne olmuştu? Bir hayvanın tüm saflığıyla Bukefalos, Hydaspes Nehri Savaşı’nda aldığı savaş yaraları sebebiyle öldüğünde İskender onun için pek çok insana nasip olmayacak bir mezar yaptırdı ve onun adına büyük bir şehir kurdu… Bu şehir günümüzde de ayakta olan, Hindistan’daki Jhelum şehridir. İskender ne kadar korkusuz idiyse belli ki Bukefalos’ da o kadar korkusuzdu. İskender ne kadar insanüstü idiyse, Bukefalos da o kadar “hayvanüstü” idi. Bu, Muhteşem İskender ile en az onun kadar muhteşem bir atın, Muhteşem Bukefalos’un satırlara sığdırılamaz hikayesidir. VE ATLARI 2 ATI BUKEFALOS VEDAT KEMER MUHTEŞEM İSKENDER [MÖ:356-MÖ:323] VE ATI BUKEFALOS [MÖ:355-MÖ:326]
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=