2017_Ekim

55 TJK’NIN SESİ EKİM 2017 havaalanında 10.000 kişi karşıladı. Daha sonra Suudi Arabistan’ın Riyad Şehri’ne gittim. Orada da bir sene kaldım ve bir çok yarış kazandım ama en önemlisi Veliaht Kupası’ydı. Yani yurtdışında da çok başarılara imza attım. Unutamadığınız anılarınızdan bir tanesini anlatır mısınız? Bir gün William Giraud’nun bir atına bindim adı Cantatrice, mesafe 1200 metre ama gelme şansı hiç yok ve geçildim. William Amca bana “Boş ver üzülme haftaya da sen kazanırsın” dedi. Bende öbür hafta aynı atla Reisicumhur Koşusu’na katıldım, tabii çok önemli bir yarış. Bana yarış taktiğini verirken, “bekle” dedi. Ama safkan çok sert, tuta tuta boynu eğildi, en son 1000 metreden sonra bıraktım atı, o da geldi kazandı. Yarış sonrası Willian Giraud yanıma geldi “Bak geçen hafta üzülmüştün, bu hafta sen kazandın. Bu bir spor.” dedi, tam bir beyefendiydi, yarış sonrası da hediye olarak kumaşlar gönderdi. Unutamadığınız safkanlar var mı? Ben Türkiye’nin en iyi atlarına bindim. Saadettin, Seren, Aristocrat, Nadas, Ay Tudor, Karaali, Icaros, Mayide, Demirkır, Tunca daha çok at var aklıma gelmeyen. Ama içlerinde en unutamadığım Aristocrat oldu. Onunla 11 yarış kazandım, hepsinde de çok rahattı. Sadece bir kere geçildim onda da sakatlığı vardı ve starttan bile çıkmak istemedi. Zorlaya zorlaya en az 10 boy geriden çıktım, o gün gitmek istemiyordu ona rağmen topallayarak burun farkıyla ikinci oldum. Zaten sonrasında da dizinden ameliyat oldu. O çok özel bir safkandı. Jokeyliği bıraktıktan sonra hayatınıza nasıl bir yön verdiniz? Jokeyliği bıraktıktan sonra İzmit’e yerleştim. Zaten buralar doğup büyüdüğümüz yerler. Merkezde bir evim var, genelde orada yaşıyorum. Gündüzleri arkadaşlarımla görüşüyorum, kahvede oturuyoruz. Bahar ayı geldiği zaman da bir kaç sene önce yaptırdığım İzmit Fethiye’deki çiftlik evime gidip geliyorum. Burada 100 dönümden fazla arazim var. Hatta birkaç tane de at alıp yetiştirsem mi?.. Diye düşündüm fakat sonra vazgeçtim. Artık yaşım da ilerledi, uğraşmam zor gözüküyor. İstanbul’da Ganyan Bayim var. Yıllar önce almıştım, o da ekstra bir gelir sağlıyor. Çok şükür zamanında iyi kazanıp birikimlerimi yaptım. Şimdi emekliliğimin tadını çıkartıyorum, çok rahatım. Fakat ömrümü harcadığım atçılık camiasının ilgisizliğinden de şikayetçiyim. Yarışları kazanırken ve popülerken el üstünde tutulurdum, fakat daha sonra ne arayanımız kaldı ne de soranımız. Genç jokeylerimize söyleyeceğiniz şeyler var mı? Şimdiki jokeylerimiz çok şanslı. Bizim zamanımızda, haftada 3 yarış günü vardı. Pasta küçüktü ve onun için savaşırdık. Ben o dönemde bile yılda 200 yarıştan fazla kazanırdım. Şimdiki gibi imkanlarımız geniş değildi. Genç kardeşlerim zamanın kıymetini bilsinler. Kazım Yıldız bugün 79 yaşında. Hala dinç... Hala hareketli... Hala çok neşeli... Kendisiyle dolu dolu bir gün geçirdik ve günün sonunda mutluyduk ama bir o kadar da yorulmuştuk. O ise hala ilk buluştuğumuz dakikalardaki kadar enerji doluydu. Yüzündeki gülüşün ve hayat enerjin hiç bitmesin “duayen!” HAZIRLAYAN : DEMİR TOKDEMİR / FOTOGRAFLAR : KADİR ÇİVİCİ

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=