2017_Ekim
37 TJK’NIN SESİ EKİM 2017 Kağıthane ve Büyükdere Çayırı’nda da at yarışlarının düzenlendiğini biliyoruz. Cemiyet, Veliefendi Çayırı’na hemen tahta bir tribün ve iki tane pist yaptırdı. Pistlerden bir tanesi de engelli yarışlar düzenlenmesi için hazırlanmıştı. 1917 yılında Hazine - i Hassaya ait olan 513 dönüm arazi 10.000 Lira bedelle Sipahi Ocağı’na satıldı. Sipahi Ocağı da 1917 – 1918 yıllarında koşular düzenlemeye başladı. O senelerde yarışlara ilgi çok yüksekti. Bunu da nereden anlıyoruz, Enver Paşa saat 14.00’da biten yarışlardan sonra Dersaadete yani İstanbul’un merkezine iki katar tren kaldırılacak diye emir vermişti ve trenler o kadar dolu oluyordu ki insanlar bir kazaya uğramasın diye ciddi güvenlik önlemleri alınıyordu. 1922 yılına geldiğimizde, Makrikuey Racing Syndicate (Bakırköy Yarışçılık Sendikası), Sir Loftus Bates’in öncülüğünde burayı kiraladı. Bir beton tribün ve şimdiki otopark olan yere ahırlar yapıldı. Getirdiği İngiliz atlarını koşmaya başladı ve atçılığımızda bir çığır açtı. Böylelikle İstanbulluları da atçılıkla tanıştırmış oldu. Daha sonra Fikret Yüzatlı, at yarışlarını Amerika’dakine benzer şekilde bir süre düzenlemeye başladı. 1943 yılında da Yarış Atları Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği, Fikret Yüzatlı Başkanlığı’nda kuruldu. Ülkenin çeşitli yerlerinde de devletin düzenlediği yarışlar yapılmaya başlandı fakat hep zarar edildi. İstanbul’da ise yöneticilerin ve Fikret Yüzatlı’nın bu işi iyi bilmelerinden dolayı yarışlara da ilgiler hep çok yüksek oldu. Arkasından, 1950 yılında Türkiye Jokey Kulübü kuruldu ve 1953 yılında maddi ve kurumsal olarak hazır olmadığından dolayı sezonu dernek tamamladı. 1954 yılından itibaren de Kulübümüz tamamı ile yarışları düzenlemeye başladı. Başkanımız Yasin Kadri Ekinci’nin söylediği üzere de 1960 yılında, Türkiye Jokey Kulübü, Sipahi Ocağı’na ait olan yeri satın almış, böylece şu an Veliefendi Hipodomu’nda bulunduğumuz yerin büyük bir bölümü Kulübümüze ait olmuş. Burada inşaatlaşma olmamasının bir başka önemli nedeni de Ayamama Deresi’nin sürekli taşıyor olmasıdır. Dolayısıyla insanlar hep yukarı taraflarda yaşamayı tercih etmişler. Dere ıslah edilinceye kadar, yarışlar hep yaz aylarında yapılıyordu. Ancak, dere sorununun ortadan kalkmasıyla birlikte son yıllarda, İstanbul’da da kışın koşular yapılmaya başlandı. Sonuç olarak, Veliyyüddin Efendi, padişahın bağışladığı alanı vakıf yapmamış olsaydı da miras yoluyla varislerine bıraksaydı, şimdi İstanbul’un merkezinde, Avrupa Yakası’nın akciğeri dediğimiz Veliefendi Hipodromu diye bir arazinin kalması mümkün olmayacaktı.” 17 Haziran 1714 tarihinde Çırpıcı Çayırı’nda (Veliefendi) düzenlenen at yarışında birinci gelen jokeye ve yaya yarışında başarılı olan kişilere, Padişah III. Ahmet’in özel bütçesinden ödüllerinin verildiğine dair masraf defteri.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=