2017_Ekim
19 TJK’NIN SESİ EKİM 2017 Çok tecrübem olmamasına rağmen, bir at kiralarım ve günlerimi geçiririm diye düşündüm. Bağlantılarımı bile ayarlamadan yola çıktım. Uçakta yanımda oturan biriyle sohbet ederken ona planımdan bahsettim. O da eşinin böyle bir şirketi ayarlayabileceğini söyledi. Böylece iner inmez, havaalanına 70 kilometre mesafede olan bu şirkete doğru yola çıktım. Gittiğim yerde, turizm sezonu olmadığı için sadece orada çalışan görevliler vardı. Onlar da hiçbir teknoloji olanağının bulunmadığı ‘‘Yurt’’ adı verilen çadırlarda kalıyorlardı. Ben de 2 hafta boyunca o çadırlarda kalıp, görevlilerle yemek yedim. Kültürlerini yaşadım. Farklı bir kültürü tanımış ve yaşamışsınız. Peki orada günleriniz nasıl geçti? Moğollar, geçmişteki gibi at üstünde yaşayan bir millet. Orada, sabahın çok erken saatlerinde uyanıp kahvaltı ettikten hemen sonra ata biniyordum. Günün son ışıklarına kadar devam eden bu gezintiler, ilk bir kaç gün, rehber eşliğinde etrafı tanımakla geçti. Daha sonra tek başıma, at sırtında göz alabildiğince uzanan Moğolistan bozkırlarını keşfe çıktım. Bazı günler, katedebildiğim mesafeler yeterli olmuyordu. Bu durumda kaldığımız alana dönüp başka bir at kiralıyordum. Zaten atları çok seviyorum, bu tatil sonrasında da ne yapmak istediğime karar vermiştim. Atlarla içiçe çalışabileceğim bir meslek sahibi olmak istiyordum. İngiltere’ye döndükten sonra kariyeriniz nasıl şekillendi? Döner dönmez, ilk iş olarak internetten araştırmaya başladım. İş ilanlarında bir şey bulamayınca, İngiltere’de çalışan antrenörlerin internet sitelerinden telefonlarına ulaştım. Aradığım her antrenöre iş tecrübesi olarak iki defa binicilik dersi aldığımı ve Moğolistan tatilimdeki ata biniş tecrübemi anlatıyordum. Onlar ise bunun yeterli olmadığını, bu işe uygun olarak eğitim almam gerektiğini söylüyorlardı. HAZIRLAYAN : HASAN ALİ SAY / FOTOGRAFLAR : ARDA OLGAÇ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=