2017_Aralik

34 TJK’NIN SESİ ARALIK 2017 “CANIMI SIKMA” Antrenörümüz Burhan Şenemgen, gereksiz konuşmazdı. Yanışı neden kaybettiğimi görünce, “Oğlum bak, on beş gün sonra Ebru’yu koşuya kaydedeceğim seni de jokey yazacağım. Al şu kamçıyı sol eline! Yarış bittiğinde de sol elinde göreceğim” dedi. Ben de alışmak için bütün idmanlarda sol elimi kullandım. Yarış günü geldiğinde ise padoğa giderken heyecandan kamçıyı sağ elime almışım. Burhan Abi bunu görünce, “Bak, benim canımı sıkma, yarış bitecek sol elinde göreceğim” dedi ve tekrar kamçıyı sol elime verdi. Yarış başladı, sol elimde kamçı, dışarıdan geliyorum, bir tane vurdum, attan düşüyordum, dengemi kaybettim, alışık değilim tabi. Fakat, toparlandım ve yarışı kazandım. Hatta sonraki üç yarışta da, Ebru adlı safkanla potoyu önde geçmeyi başardık. “CANIMIZ SAĞOLSUN” Her jokeyin, antrenörün ve at sahibinin gönlünde Gazi Kupası kazanmak vardır. Ben, yarış kariyerim boyunca on beşin üzerinde Gazi Koşusu’na katıldım. Herkes gibi ben de istedim ama olmadı. Ne yapalım, canımız sağolsun. İki adet ikinciliğim var, ben de onunla yetiniyorum. 1964 yılında, Eliyeşil Ekürisi’nin Kayarlı adlı safkanı Yaşar Atçı ile potoyu önde geçti. Ben de İlyas Çokay’a ait olan Mine1 isimli dişi tay ile ikinci oldum. 1984 yılında gerçekleştirilen Gazi Koşusu’na ise Esperanto adlı tayla katıldım. Aslında koşuya kayıtlı değildim. Rahmetli jokey Şerif Karagöz ceza alınca onun yerine yarıştım. Yarışın favorisi Cartagena isimli safkandı. Fakat ayağında bir arıza olduğu için katılmama ihtimali vardı. Ben de şansımız olduğu için seviniyordum. Fakat, Cartegena yarıştı ve birinci geldi. Bu yarış, Cartegena’nın son koşusu oldu. “RADYODA AT YARIŞI” 1965 yılında, Karasu isimli safkanla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Koşusu’nu kazandım. Karasu’nun antrenörü Nihat Kale, aynı zamanda Ankara Radyosu’nda yayın şefi olarak görev yapıyordu. Yarışı kazandıktan birkaç gün sonra da beni radyoya davet etti. Radyoda tam on bir dakika yarışı anlattım. Bu bir ilkti, daha sonra oldu mu, bilmiyorum. O zamanlar televizyon yok denilebilecek kadar azdı. Herkes radyo dinliyordu. Bu yarışta, S. Dinçer’e ait olan I. Karasu ile Basri Karabucak’ın Safder isimli atını geçtim. En dıştan geldim, potoya da 100 metre kalmış, yarım boy içeriden Safder geliyor, geçmek istiyorum, nasıl itiyorum, nasıl bağırıyorum, belli değil. O yüz metre, bin metre gibi geldi. Ama kazanmayı başardık. Hayatımda kazandığım ilk büyük kupa da bu oldu. Yarış sonrası, Şeref Tribünü’ne çıktık. Heyecandan ve mutluluktan bir saat boyunca havada mı yürüyorum, yerde mi yürüyorum anlayamadım. “TAKTİKLER ÜZERİME KURULUYOR” Bütün öğrencilerime anlattığım bir hadiseyi sizlerle paylaşmak isterim. 1981’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Koşusu’na Yavça ile katılıyordum. Ekrem Kurt’un bindiği Özgül adlı safkanla eküri koşacacaktık. Özgül çok iyi bir at, koşunun da favorisi. Yavça da iyi ama hiç Açık Yarış koşmamış, hep Kısa Vadelere katılmış. Ben sabah idmanlarında Yavça’yı çalıştırmaya başladım. İyi de bir ikili olduk, çok hoşuma gidiyor. Bu arada yarış yaklaşıyor fakat, yarışa nasıl başlayacağım, nereden gideceğim, bekleyecek miyim, yoksa numarayı mı alacağım? Hiçbir şey bilmiyorum. Ekrem Abi de çok ketum bir adamdı, hiçbir şey anlatmıyor. Jokey Odası’na geldik, hala ne yapacağım derken zil çaldı. Padokta, Merhum Sadık Eliyeşil bekliyor. Sadık Bey ve Ekrem Abi diğer atları gözlemlemeye başladılar. Kimse bir şey söylemiyor. Zaten, Ekrem Abi bineceği safkanları kendi idman ettiği için ona direktif verilmezdi. Bir süre daha geçti ve “At bin!” dediler. Ben de artık kendi atım nerede diye bakınırken, ‘Tak!” Ekrem Kurt koluma yapıştı ve “Yarış taktiğini senin üzerine kuruyoruz ama sakın acele etme!” dedi. Onun atı önde gidecek, rakipler onu kovalayacak , ben de doğru zamana kadar arkada bekleyeceğim. Ama çok kalabalık, 18 - 20 tane at var. Start verildi, Özgül ile Ekrem Abi öne fırladı, ben de 7 - 8 gibi bir pozisyonda bekliyorum. Fakat, arkadan gelen atlar Ekrem Abi’yi de geçtiler, yanyana geldik. Bu sırada ben hala tutarak gidiyorum. 1000’e doğru Ekrem Abi, “Aykuuut! Sakın acele etme! Onlar şimdi bize doğru gelecekler” diye bağırdı. Son düzlüğe dönünce baktım, çok ara var. Dayanamadım ve yürüdüm.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=