2017_Agustos
67 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2017 Fransa’nın tarihi kahramanı Napolyon’un naaşı getirilerek, Paris’te, Les Invalides denilen müzedeki anıt mezara yerleştirildi. Ancak naaş daha yerine konmadan, bütün Fransa bir dedikoduyu konuşmaya başlamıştı. Saint Helena Adası’nda mezardan çıkarılan naaş Napolyon’un değildi. Çünkü mezarı açanlar hiç beklemedikleri bazı şeylerle karşılaşmıştı. Daha ilk dakikada, en dıştaki tabutun sonradan oraya konduğunu fark etmişlerdi. Napolyon gömülürken üzerinde şatafatlı bir üniforma vardı. Ayağında ayakkabıları bulunuyordu. İpek çorap giydirilmişti. Mezar 1840’ta açıldığında, ayağında ipek çorapları yoktu. Ayrıca çizmeleri patlamış, her iki ayağının da dört parmağı dışarı fırlamıştı. Ayrıca ayağındaki gümüş mahmuzlar da kaybolmuştu. 1821’de gömülürken, kokartlı şapkası ayaklarının üzerine konmuştu. 1840’da açıldığında ise, şapka kalçalarının üzerinde duruyordu ve kokartı yoktu. 1821’de gömülürken, üniformasının üzerine, hayatı boyunca aldığı bütün madalya ve nişanlar konmuştu. Açıldığında Legion d’honneur ve bir nişanı daha yoktu. 1821’de onu gömülmeden önce görenlerin anlattıkları biliniyordu. Derisinin rengi iyice gitmişti ve ceset bozulmaya başlamıştı. Oysa 1980’de aynı mezardan çıkarılan kadavra, çok iyi korunmuş durumdaydı. Yüzü yaşayan bir insanınki gibi canlıydı. Çünkü mumyalanmıştı. Ayrıca naaşın tabutta duruşu da farklıydı. Gömülmeden önce onu tabutta son defa görenler, bacaklarının birleşik ve ileri uzatılmış vaziyette olduğunu anlatmıştı. Oysa bulunan naaşın bacakları açık ve kıvrılmıştı. 1821’de cenazeyi görenler, imparatorun başının ve sakallarının kazınmış olduğunu söylemişlerdi. Oysa bulunan cesedin başında saçları vardı ve sakallıydı. Otopside çıkarılan kalbi ve midesinin konduğu cam kavanozlar, gömülürken tabutun kenarına yerleştirilmişti. Oysa tabut yeniden açıldığında, iki kavanoz kadavranın bacaklarının arasında duruyordu. Bütün bunlar şunu gösteriyordu. Bazı kişiler, 1821-1840 arasında mezarı açıp, Napolyon’un naaşını çalmış olabilirdi. Mezarı açanlar, kendilerini şaşırtan bu durumu Paris’e bildirdiler. Ancak Paris’ten gelen emir kesindi. Kimse ağzını açıp tek kelime etmeyecekti. Böylece naaş getirilip Les Invalides’de hazırlanan ihtişamlı anıt mezara kondu. Fransa, tarihinin en büyük kahramanlarından birini eve getirmişti. Milyonlarca Fransız, büyük kahramanın lahtinin önünden geçiyor, çocuklarına bu şanlı tarihi anlatıyordu. Ama dedikodular da yavaş yavaş dillenmeye başlamıştı. O lahtin içinde yatan naaş, Napolyon’a ait değil. O değilse kime aitti? Yapılan bazı analizlere göre, açılan mezarda bulunan naaş, Napolyon’a çok benzeyen Jean- Baptiste Cipriani adlı Korsikalı bir ev görevlisine aitti. 1969’da Georges Retif adlı bir Breton, İngiliz, Napolyon’u bize geri ver adlı bir kitap yazdı. Ona göre Napolyon’un naaşı İngilizlerin elindeydi. 2000 yılına gelindiğinde, Roy Henri adlı bir Fransız subayı Savunma Bakanlığı’na başvurarak, Napolyon hakkında bir DNA analizi yapılmasını istedi. Bunun için lahtin açılması gerekmezdi. 1840’ta mezar açılırken, bir doktor tarafından kadavranın derisinden örnek alınmıştı ve bu örnek askeri müzede saklanıyordu. Ancak Savunma Bakanlığı 2002’de, Napolyon’un naaşı hakkındaki bu söylentilerin doğruluğunu gösterecek yeterli veri olmadığını açıklayarak, bu tartışmayı kesti. Les Invalides’deki lahtin önünden her yıl yüz binlerce insan geçiyor. Ama hâlâ kimse, orada yatan naaşın Napolyon’a ait olduğundan emin değil.” Marengo’ya gelince; Waterloo Savaşı’ndan hemen sonra Lord Petre tarafından korumaya alındı ve “pamuklar içinde” İngiltere’ ye götürüldü. Pek çok insandan daha ayrıcalıklı bir hayat sürmüş olan bu at, sahibi öldükten sonra on yıl daha, yaşadı. Meşhur bir komutanın atı olarak ihtimam içinde bir hayat sürdü. Ona o kadar değer veriliyordu ki öldükten sonra kemikleri bile saklandı. Felek ata mı “kıyamamıştı”, Napolyon’a mı “gıcık kapmıştı” varın gerisini siz düşünün… VE ATLARI 1 ATI MARENGO VEDAT KEMER NAPOLYON KENDİNİ İMPARATOR İLAN EDERKEN...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=