2017_Agustos

66 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2017 Dünyanın en ünlü Fransız’ı şüphesiz Napolyon’dan başkası değildir. Bu ünlü askerin bahtını aşağı yukarı hepimiz biliriz. Daha yirmibir yaşında general olacak kadar hayat merdivenlerini onar onar çıkan bu özel yetenek, otuzlu yaşlarında Avrupa’nın neredeyse tamamını hakimiyeti altına almış, genç yaşlarda hem Fransa’nın hem de İtalya’nın “kralı” oluvermişti. Hayatına parıldayarak başlayan Napolyon, daha ilk sayılabilecek seferlerinden birinde tanıştı, sevgili atı Marengo’yla. Mısır seferine çıktığında ele geçirilen bu attan hayatının sonuna kadar ayrılmayacak, hatta at daha uzun yaşayarak onu “gömecekti”. İlk görüşte hayran kaldığı bu ata Avusturyalılara karşı kazandığı Marengo zaferinden dolayı aynı ismi verecekti. Beyaz arap atlarından oluşan bir ahırı olmasına ragmen çıktığı bütün seferlerde Marengo’dan başkasına itibar etmedi. 1805’teki Austerliz, 1806’daki Jena, 1809’daki Wagram savaşları zaferle sonuçlandığında Marengo’nun sırtındaydı. Elbette ki yenilgiyle sonuçlanacak seferlerinde de yanından ayırmamıştı bu arap kısrağını. En büyük ve en trajedik savaşı olan Waterloo’da da! Marengo neler yaşamamıştı ki Napolyon’la beraber? Sahibinin Büyük zaferler kazandığını görmüş belki de bu zaferlerden bazılarına sebep olmuştu; Bonaparte Fransa “İmparatoru” ve İtalya “Kralı” olduğunda yanındaydı. Fransa’nın ve dünyanın en ünlü ve belkide en büyük askeri dehasının parlak zaferlerini beraber yaşamışlardı. Yani onun da atlar arasındaki havasına diyecek yoktu. Ama hayatın hep yükselişten ibaret olmadığını biz Türklerden başka kim daha iyi bilebilir ki? Bu, kibirli, hazır cevap, pratik zekalı, fırsatları kaderini degiştirmek için büyük bir ustalıkla kullanabilen kısa boylu generalin düşüşü de elbet bir gün başlayacaktı. Bu dahi ama savaşlarından çok Josephine ile yaptığı evlilik ile konuşulacak olan komutan, hayattaki düşüşünü tamamlandığında 1. ve 2. Dünya Savaşları’yla bile kıyaslandığında olağanüstü bir oran olan 3.5 milyon kişinin ölümüne sebep olmakla da tarihe geçecekti. Elbetteki trajedilerle de doluydu hayatı; Avusturyalıları, Almanları, İtalyanları, Osmanlıları yenilgiye uğratmış olsa da, İngilizlere bir fiske bile atamamıştı. Siyasi hayatını bitiren de gene İngilizlerden başkası olmayacaktı. Adalılardan öyle bir tokat yiyecekti ki, bir daha ayağa kalkamayacaktı.. Bilindiği gibi Waterloo karşılaşması Napolyon için bir hezimetle sonuçlandığında tüm ordusunu kaybetmişti. Marengo ise savaşın sonunda İngilizlerin eline geçmiş olacaktı. “Fransa’nın ve İtalya’nın İmparatoru, Avrupa’nın fatihi” Saint Helena Adası’na sürgün edildi. “1821’de öldü ve 7 Mayıs 1821 günü, aynı adada toprağa verildi. Adada Napolyon’u tutmakla görevli İngiliz birliğinin başındaki Sir Hudson Lowe dedikodulara yol açmaması için, otopsi yaptırmıştı. Otopsi sırasında Napolyon’un kalbi ve midesi çıkarılmış, ayrı kavanozlara konmuş, daha sonra bunlar da naaşıyla birlikte gömülmüştü. Aradan 19 yıl geçtikten sonra Fransa Kralı Louis-Philippe İngiltere Kraliçesi Victoria’nın izniyle Napolyon’un naaşını Fransa’ya getirmek için bir heyet gönderdi. O gün, mezarın başında, cenazeyi almak üzere görevlendirilen heyetin başkanı Joinville adlı bir prens ve Napolyon’u tanıyan bazı yakınları vardı. Tabutlar açılırken Prens Joinville bakamamıştı. Yanındaki ikinci görevliyse, o kadar heyecanlanmıştı ki, az daha mezara düşecekti. BÜYÜK KOMUTANLAR NAPOLYONBONAPARTE VE NAPOLYON [ÜSTTEKİ] 1769 - 1821 / MARENGO [ALTTAKİ] 1794 - 1831

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=