2017_Agustos

21 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2017 Biz de kendisiyle prensip olarak anlaştık. Yarışa iki hafta kala galobunu yaptı ve tayımızı çok beğendi. Piano Sonata’nın çok farklı olduğunu söyledi ve “Ben bu yarışı kazanırım” dedi. Deklare sonrası kendisiyle oturduk ve konuştuk. Kendisine tayımızın karakterinden ve nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığından bahsettim. Yarışın taktiğini nasıl belirleyeceğimiz konusunda, benim yaptığım çalışmalarla jokeyimizin düşüncelerinin birbirine uyum sağladığını gördük ve mutabık kaldık. Start kurasıyla ilgili de kendisi benden ufak rakamları çekmemi istedi, hatta “5 - 7 arası çok iyi olur” dedi, ben de 6’yı çektim. Enteresan bir şekilde tam da jokeyimizin istediği gibi oldu. Neticesinde bu şekilde Gazi gününe geldik. Tayımızı Ankara’dan getirdik. Büyük gün, Piano Sonata eyerlemede olsun, padokta olsun çok sakindi. Bunun dışında Gazi Koşusu’na çok fit durumda geldi ve tam olarak formdaydı. Tabii, yarış zamanı geldiğinde koşu bir türlü başlamıyordu. “Hadi artık tüm taylar girsin de bir an önce başlasın” diye acele ediyorduk. Gerçekten heyecandan nefes alamayacak duruma geldik. Piano Sonata ilk üç sırada şans verilen bir taydı ve bu durum bizi daha çok heyecanlandırıyordu. Biz tayımızın kazanacağına gerçekten çok inanıyorduk. Yeter ki jokeyimiz aklımızdaki taktiği sahaya yansıtabilsin istiyorduk. Ve büyük yarış başladı. Çok iyi bir yer tuttuk. 800’lere geldiğimizde, babam yanımdaydı ve ona, “Baba oluyor galiba” dedim. Düzlük dönüldü ve önü açılır açılmaz beklediğimiz sprintini yaptı. Avantajını da alınca, artık son 200’e gelindiğinde yakalanamayacağını anladım ve “İşte bu... İşte bu...” diyerek babama dönüp sarıldım. Bu mutluluk anlatılamazdı. Bir at sahibi için zirve noktası. Bütün at sahiplerinin tüm çabaları, tüm emekleri böyle bir yarışta potoyu önde geçebilmek içindir. 91’incisi bize nasip oldu. Sonrasında yaşananlar da inanılmaz mutluluk verici olaylardı. Yıllardır görüşmediğim dostlarımdan, iş dünyasındaki arkadaşlarımdan tebrik telefonları aldım. Tabii, bu Türkiye’nin Derby’si ve bu yarışı kazanan tay da ülkemizin atıdır. Artık bir şampiyondur ve bir şampiyonu yönetmek de kolay olmayacaktır. Bunun için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Öncelikle tayımızın sağlığı herşeyden daha önemli olacak. Onu koruyarak en güzel yerlere taşımaya çalışacağız. Şu an itibariyle, yarış programı konusunda net bir karar vermedik. Fakat şunu söyleyebilirim, bu sezon en fazla 1 veya 2 yarış koşarak sezonu kapatacağız. Biraz daha büyüyüp, gelişimini tamamlaması için kendisine şans tanıyacağız. Bu sene koşacağımız koşular da mutlaka kendi yaşıtlarıyla olacak. Üst yaş grubuyla koşmayı düşünmüyoruz. Böyle bir başarıyı yakalamak bize nasip oldu. Bir daha olur mu, olmaz mı? Bilemiyorum. Ve bir şampiyonun Türkiye’yi uluslararası arenada da temsil etmesi gerektiğini düşünüyorum. Piano Sonata, tüm zamanların 7, son 10 yılın ise en iyi dercesini yaptı. Bunu yaparken de rahattı. Belki biraz kapışma olsaydı çok daha iyi derece çıkacaktı. Henüz % 100 kapasiteye ulaştığımızı da düşünmüyorum. İlerideki dönemlerde çok daha gelişip iyi duruma gelecektir. Bu nedenlerden dolayı da yurtdışı fikrine açığız. Kısmetse orada da ülkemizi en iyi şekilde temsil edip başarıyı yakalayacağımıza inanıyoruz. PIANO SONATA

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=