2026_Agustos

90’ların sonları… Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Başkanlığı’na ilk kez seçildiği o dönemi çoğumuz “net”, bazılarımız da yaşımız gereği, “hayal meyal” anımsarız... Aziz Yıldırım 8 yıllık aradan sonra, başkanlığa yeniden seçilerek; “görevi üstlendi mi, yoksa ateşten gömleği giydi mi desek bilemedim... Herkesi mutlu etmenin çok zor olduğu Kulüp Başkanlığı görevini “dile kolay” aralıksız olarak 20 yıl sürdürdü. Gençlerbirliği Kulübü Başkanlığı yapan İlhan Cavcav’dan sonra, en uzun süre görev yapan süper lig kulübü başkanı oldu Aziz Başkan.15 Şubat 1998’de yapılan genel kurulda, Vefa Küçük’ten 1 oy fazla alarak başkan seçildi ama yönetim kurulu seçimini Vefa Küçük’ün listesi kazandı. 4 ay sonraki olağanüstü genel kurula, Aziz Yıldırım tek aday olarak katılınca yönetimi de kendi listesinden oluşturdu. Bu gelişmeler sonucunda, “aileden Fenerli” Gürbüz Refioğlu, Yönetim Kurulu II. Başkanlığı’na getirildi. Görüş ayrılıkları yaşayan iki başkanın bir sonraki seçimde yolları ayrıldı. Gürbüz Refioğlu yarış dünyasına ilk adımlarını 1998 yılında Emekli Tuğamiral Amiral Fikret Çınaryılmaz aracılığı ile attı. Refioğlu’nun TİGEM’in düzenlediği angajmanlı satışlardan bir tay alarak atçılığa başlamasına karar verdiler. Zamanı burada durdurup, atçılıkta çok sık karşımıza çıkan rastlantılar zincirinden bir örneğe dönelim. Ahmet Giz’i tanır mısınız? Aslında o da spor dünyasından, Galatasaray Divan Kurulu Üyesi… Babası Bülent Giz, Galatasaray’da futbol oynamış, dönemin milli lig kulüplerinden Yeşildirek, süper ligde Beykoz, PTT, Mersin İdman Yurdu’nun yanı sıra Avusturya’da da SC Neusiedl’de teknik direktörlük yapmıştı. Bülent Giz’in de “diğer şapkası” at sahipliği… Küçük yaşlarda babasıyla birlikte hipodroma gelen Ahmet Giz, daha sonra TJK’da çalışmaya başlayıp, Teknik Büro Müdürü olarak emekliye ayrıldı. Onunla, Teknik Büro’nun birinci tribünün altında olduğu yıllardan bu yana, uzun bir dostluğumuz var. Babasıyla da o yıllarda tanışıp, at yarışı ve futbol üzerine az laflamadık… Şimdi size bir uzmanlık sorusu… Bileceğinizi tahmin etmiyorum, bilirseniz de “kuş taşa çarpmıştır”… Soru şu: Bülent Giz, 80’lerin sonu, 90’ların başında en çok hangi meslektaşı ile görüşüyordu? Benimki de iş mi, nereden bileceksiniz. Yanıt, Todor Veselinoviç olacaktı… Bazılarınızın “doğru” dediğini duyar gibiyim. Eğer o yıllarda, futbola düşkün ya da spor servislerinde çalışan birisiyseniz, mutlaka anımsarsınız. Veselinoviç Fenerbahçe’yi 1984 - 85 sezonunda averajla, 1988 - 89 sezonunda da 103 golle şampiyon yapmıştı. Burası Türkiye olduğu için, “Fenerbahçe çok gol yiyor” diye eleştiriliyor, o da “yediğinizden fazlasını atıyorsanız, sorun yok” diyordu… Ertesi yıl Fenerbahçe ikincilikte kalınca, gönderildi. Veselinoviç, Yugoslavya’nın gelmiş geçmiş en büyük golcüsü olarak bilinir. Bizim konumuzla ilgisi ise, onun at yarışı tutkusu… Maç önü, maç sonu, devre arası fark etmez… Yarışlarla olan bağlantısını hiç koparmadığını medyadaki arkadaşlarımız anlatırdı. Yarışları danıştığı, konuştuğu “bilgi kaynağı” arkadaşı da Bülent Giz’den bir başkası değildi. Fenerbahçe’den sonra çalıştırdığı takımlar arasındaki Bakırköyspor’u Veliefendi Hipodromu’na yakınlığı nedeniyle tercih ettiği de “yarı şaka, yarı ciddi” söylenirdi… 1999 yılı Aziziye Koşusu. Odin / Pir Karaca 48 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=