KOLAY KAZANMAYI SEVMEYEN AT Yavuzhan kolay bir at değildi… Starttan düzgün çıkış yapmaz, mücadele edecek rakip görmeyince temposunu düşürür, gördüğü atın yanına gidip, onunla birlikte koşmayı ama hep bir aksiyon önde olmayı severdi. Bu nedenle, pisti tam olarak görmesini engelleyen, kapalı kısmı küçük parmağın yarısını geçmeyen özel bir gözlüğü vardı ve idmanlarda da takarlardı. Zaten bu gözlük olmadan üzerine jokey bindirmezdi. 1996 yılı Lozan Koşusu’nun jokey deklaresinde, ilgilileri kapalı gözlükle koşacağını belirtmeyince Yavuzhan gözlüksüz koşmak zorunda kaldı. Daha doğrusu koşmadı… Çünkü start çıkışı huysuzluk yapıp, şaha kalkarak jokeyi Ertul Cankılıç’ı üzerinden attı. İzmir’deki bu koşu, onun tabela dışında kaldığı beş koşunun ilkidir. Rakipleri ona görünmeden koşuyu kazanmanın yollarını aramaya başladılar. Gülerce Ekürisi de buna çözüm olarak, Yavuzhan’nın yanında ekürinin başka atlarını da koşup, onu yarış içindeki rakipleriyle buluşturmak stratejisini uyguladı. Bu taktik bir oranda başarılı oldu ama bu huylarından yararlanan rakipler de çıktı… Örneğin 1997 yılında, Süleyman Akdı’nın Sıh Taha ile kazandığı Çifteler ve Mohaç Koşuları bunun unutulmaz örnekleridir. Son düzlüğe kadar, Yavuzhan’ın adeta tam arkasında saklanıp, 200’de de göremeyeceği kadar dışına açılarak bu koşuları boyun ve burun farklarıyla kazanmayı başarmıştı. Sıh Taha’nın bu koşuları kazanmasında onun üst düzey bir safkan olmasının yanı sıra jokeyi Süleyman Akdı’nın da zekice kurguladığı yarış taktikleri etkendi. Süleyman Akdı, Yavuzhan’ı Haberbatur’la da birkaç kez geçti ama şampiyonun o yarışlarını pek ölçü almamak gerek. Çünkü 1997 yılı sonlarında ağır bir sarılık geçirdi, tedavi ve dinlenmesi için haraya gönderildi. 1998 yılında Haberbatur ve kendi ekürilerine geçildiği koşular bu döneme rastlar. Yarış hayatının o döneminde ilk kez, 5 yarış art arda geçilerek 2. kalmıştı. Hastalığı 1999 yılında yineleyince, yeniden haraya götürüldü ve yaklaşık iki ay sonra orada öldü. Yavuzhan’dan yavru alınamaması, büyük bir kayıp ama sadece yarış koşarak unutulmazlar arasına girmeyi başarması da, onun ne denli üstün niteliklere sahip olduğunun kanıtıdır. Yavuz Gülerce’nin projesi, atçılığa gönülden bağlandığı ve ailesine de bu sevgiyi aşıladığı için başarılı oldu. Buradan elde ettiği kazanımlarla, öğrencilere burs verdi, Eskişehir Sivrihisar’da Nurbiye Gülerce Sağlık Meslek Lisesi, Eskişehir Ertuğrul Köyü’nde Yavuz Gülerce İlköğretim Okulu’nu yaptırarak toplumsal farkındalık da yarattı. Elbette ki Yavuzhan’da bu arada unutulmadı. Gülerce Harası’ndaki anıt mezarıyla “ben buradayım” dercesine… Bazı kimseler, bu dünyadan göçtükten sonra “Taş üstüne taş koyanlardandı, iz bırakanlardandı” diye anılırlar. Yavuz Gülerce işte böyle bir insandı. Rahmetle anıyoruz... Yavuzhan'ın Gülerce Harası'ndaki anıt mezarı. 68 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=