63 Türkiye Jokey Kulübü • İngiltere'de Türkiye Jokey Kulübü öğrencilerini gözlemleme fırsatınız oldu. İlk izlenimleriniz nelerdi ve bugün onları nasıl değerlendiriyorsunuz? Başta biraz çekingen oluyorlar ama zamanla özgüven kazanıp daha olgun ve girişken hale geliyorlar. Bu iş birliği onlar için çok kıymetli çünkü farklı kültürleri, binicilik tarzlarını ve ortamları görmüş oluyorlar. En çok etkilendiğim nokta eğitmenlere ve personele duydukları saygıydı. Ayrıca yetenekliydiler, at binme seviyeleri yüksekti. Ama biz onlara daha rahat, Avrupa tarzı bir biniciliği öğretmeye çalıştık. Türkiye’de binicilik daha çok yarış pistinde gerçekleşiyor; her şey sıkı, güçlü ve hızlı. Jokeyler atların üzerinde çok uzun süre kalmıyor. Ata biniyorlar, at zaten ısınmış oluyor, yürüyüşünü ve tırısını yapmış oluyor. Jokey ata biniyor, piste çıkıyor, galop yapıyor ve iniyor. Sonra diğer ata binip aynı şeyi tekrar ediyor. Yani ahır ile pist arasındaki yolculuk yok. Oysa İngiltere’de jokeyler ahırdan piste kadar at sürüyor; bu yolculuk 20 dakika, bazen 30 dakika kadar sürebiliyor. Sonra galop yapıyorlar ve tekrar ahıra geri dönüyorlar. Böylece at üzerinde daha uzun bir süre geçiriyorlar. Bu da onlara atı rahatlatmayı öğrenme zorunluluğunu getiriyor. Bu beceri İngiltere’de çok önemli ama Türkiye’de pek yerleşmiş değil. Dokuz gündür Türkiye’desiniz. Bu sürede öğrencilerde ilerleme gördünüz mü? Gayet tabii. Onlara bazı yeni teknikler gösterdim ve akabinde de değişim gözlemledim. Bu tabii biraz zor çünkü buradaki yarış atları güçlü, hep koşmak istiyorlar. Bu yüzden yeni yöntemlerin oturması zaman alıyor. Simülatörlerde özellikle kamçı kullanımı üzerine çalıştık. Bizim “kamçı yolu” (whip pathway) dediğimiz, hareketin baştan sona akışını daha pürüzsüz hale getirecek çalışmalara odaklandık. Öğrenciler bunu tahmin ettiğimden daha çabuk kavradı. Bunu temel bilgilerinin güçlü oluşuna bağlıyorum. Türkiye’ye gelmenizdeki temel motivasyon neydi? Burada ne bulmayı umuyordunuz, neler deneyimlediniz? Aslında British Racing School, son üç yıldır Türkiye Jokey Kulübü ile birlikte çalışıyor. Ayrıca Ömercik (Ay), Kıvanç (Atasoy), Vedat (Boyraz) ve Nuri’yi (Şölen) zaten tanıyordum; hepsi daha önce İngiltere’ye gelip bizim eğitimlerimizi gözlemledi. Vedat mesela dört buçuk ay kalmıştı ve çok faydasını gördü. Benim motivasyonum, ilk olarak bunun benim işim olması, ikincisi de seyahati ve öğretmeyi sevmem. Zeynep (Haldan Postalcı) davet edince hiç düşünmeden “Evet” dedim. Burada gördüklerim bana güven verdi. Türkiye Jokey Kulübü ve hocalar gayet iyi bir iş çıkarıyor. Benim rolüm sadece farklı açılardan katkı sunmak. British Racing School’un standartları dünyanın en üst düzeyi olarak kabul ediliyor. O yüzden buraya gelip bu deneyimi paylaşmak ve biraz da ilham vermek bana mutluluk veriyor. Ülkemizdeki yarışları izleme fırsatınız oldu mu? Evet, İstanbul’daki yarışları izledim. Çok güzel bir hipodrom. Türkiye Jokey Kulübü’nün yeni pistlere yatırım yaptığını da biliyorum, bu çok heyecan verici. Ne yazık ki İstanbul Yarış Festivali’ni bir günle kaçırdım. Ama İngiliz jokey Danny Tudhope burada at bindi, onun yumuşak ve şık tekniği kursiyerler için de ayrıca çok iyi bir örnekti. Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’ndeki ortamı ve sistemi nasıl buldunuz? Eğitim sistemi çok iyi. Burada yaptıkları iş kolay değil çünkü çok sayıda öğrenciye küçük denebilecek bir alanda eğitim veriyorlar. British Racing School’da biz bu açıdan şanslıyız, çünkü 126 dönümlük geniş bir arazimiz var ve içinde birçok farklı antrenman sahası mevcut. Burada en büyük zorluk, antrenmanların yalnızca yarış pistinde yapılabilmesi. Buna rağmen çok iyi iş çıkarıyorlar. Biz de aslında böyle bir yarış pistimiz olsun isterdik ama küçük farklı alanlara sahip olmanın daha yararlı olduğuna inanıyorum. • AKTÜEL •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=