“AILEMDE HERKES FUTBOLA MERAKLIYDI BEN ISE ATLARA” “Sanırım doğduğum ilk andan itibaren atlara derin bir sevgi ve tutkuyu da beraberimde getirdim. Gerçekten de bu özel canlılarla olan bağımın ilk olarak nerede ve nasıl oluştuğunu tarif etmekte zorlanıyorum. Kendimi bildim bileli onlarla olmak istedim, atlarla olmak beni her daim mutlu ve rahat hissettirdi. Bildiğiniz üzere İngiltere’de halkın en sevdiği iki spor dalı futbol ve at yarışlarıdır. Babam ve özellikle ağabeylerim futbol tutkunlarıydı. Evimizin ve odalarının birçok duvarında dönemin ünlü futbolcularının posterleri asılıydı. Benim için ise durum tam tersiydi. Benim yatağımın başucunda ve duvarımda yarış atı posterleri vardı. Fırsat buldukça civardaki at yarışlarını hipodromlara giderek izlerdim. Amcamın da katkılarıyla birçok önemli yarışı küçük yaşlarımda yerinde izleme fırsatım olmuştu. Ona bu konuda minnettarım. Sayesinde harika anılar biriktirdim.” “İLK ZAMANLAR 2 SAAT, ŞIMDI ISE 20 DAKIKA” “Mesleğe yeni başladığım yıllarda işini oldukça eski metotlarla yapan bir antrenörün yanında çıraklık yapıyordum. Bu kişi atlara bir hayli sert davranıyordu, bu yolla tayları eğitip pistlere getirebileceğine inanıyordu ancak ben bu işte bir yanlışlık olduğunu seziyordum. Bence bu doğru bir yol değildi ve bunu ona söyleme cesaretini kendimde bulmuştum. Eğer siz annesinden yeni ayrılmış bir taya böylesine sert tutumlarda bulunursanız sahaya geldiğinde türlü huysuzluklar yaptığını görürsünüz. Nitekim böyle de oluyordu. Bu taylar sahaya geldiğinde ne zaman üzerlerine eyer takılsa şaha kalkıp istemediğimiz görüntüler ortaya çıkarıyorlardı. Bunun yanlış olduğunu yanında çalıştığım yaşlı antrenöre ifade ettiğimde bana; “Pekâlâ, işte sana fırsat. Buradaki birkaç tayı kendi yolunla kır” demişti. Gary Witheford, Byerley Turk Salonu'nda sunum yaparken. 36 • www.tjk.org • RÖPORTAJ •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=