2022_Ocak

14 TJK’NIN SESİ OCAK 2022 -2010 sezonunda şampiyonluk elde ederek Anadolu takımlarının Süper Lig’deki makus talihini yenen Bursaspor’un o dönemki kaptanlarından olan, şimdilerde ise sahip olduğu safkanlarla sahalarımızda boy göstermeye hazırlanan Bekir Ozan Has ile bir söyleşi gerçekleştirdik. m Atlara ve yarışçılığa olan ilginiz nasıl başladı? Aktif sporculuk dönemimde kişisel ilgi alanlarıma yönelmek için çok fazla vaktim olmuyordu. Günlerim kamplarda ve antrenmanlarda çok yoğun bir program dahilinde geçiyordu. Bu sıkışık takvim içinde bile fırsat bulduğum her anda yarışları takip etmeye gayret gösteriyordum. Özellikle Bursaspor’da forma giydiğim dönemde Osmangazi Hipodromu’na giderek koşuları yerinden izliyordum. Atlara olan ilgim çocukluğumdan beri vardı. Onları canlı olarak takip etmek, koşarken görmek beni her daim mutlu hissettirdi. Özellikle İngiliz atlarına karşı büyük sempatim var. O güzel canlıların heybetli görüntüleri ve asil duruşları benim için büyük bir keyif. Tüm bunlar eklenince süreç içinde kendime ‘Neden bir at alıp ben de sahalarda boy göstermiyorum?’ diye sordum ve neticesinde bir at alıp camiaya giriş yapmış oldum. Şu anda da atçılığın yetiştiricilik kısmındayım. İlerleyen yıllarda tabii ki de sahibi olduğum atlarla yarışlarda mücadele vermek istiyorum. m Futbolculuk kariyeriniz nasıl başladı? Kendimi bildim bileli futbolculuk hayalim vardı. Manisa Salihli’de geçen çocukluğumda tüm zamanımı topun peşinden koşarak geçirdim diyebilirim. 6 yaşında amatör bir takımın alt yapısında sporculuk hayatıma başladım. 17 yaşında Manisa’dan Bursaspor’un genç takımına transfer oldum ve uzun seneler burada top koşturdum. Beni ben yapan yer Bursaspor’dur. Orada unutamayacağım anlar yaşadım ve takım kaptanı olarak Türkiye şampiyonluğu kazandım. Ancak sonraki dönemde istemeyerek de olsa Bursaspor’dan ayrılmak zorunda kaldım ve Gaziantepspor’da forma giymeye başladım. Forma giydiğim bütün takımlara büyük saygı duyuyorum fakat Bursa’nın yeri bende her daim farklı olacaktır. m Bursaspor’un tarihinde ilk ve tek şampiyonluğunu kazandığı 2009 - 2010 sezonunda takım kaptanlığı yaptınız. O şampiyonluğu ve hislerinizi anlatır mısınız? Bu duygular aradan uzun seneler geçmiş olmasına rağmen benim için tazeliğini halen koruyor. Kısaca ifade etmem gerekirse, ‘anlatılmaz, yaşanır’ diyebilirim. O sezon çok özel bir ekibimiz vardı. Takımdaki arkadaşlık seviyesi de en üst düzeydeydi. Zaten takım sporlarında başarılı olmanız için birincil unsurlardan biri de oyuncuların birbirleriyle olan uyumunun üst seviyede olmasıdır. Biz de gerek kendi içimizde, gerekse de taraftarlarımızla müthiş bir ahenk içinde çalıştık ve sonucunda başarı geldi. Anadolu’dan bir takımın Türkiye’de İstanbul takımlarını geride bırakıp, şampiyonluk kazanması eşine çok sık rastlanan bir durum değil. Bunu en son yıllar önce Trabzonspor başarabilmişti. O yıl ekibimizdeki genç ve tecrübeli oyuncular ile sevgi - saygı çerçevesi içinde antrenmanlarda birbirimize yardımcı olduk. Ben de o takımın kaptanlarından birisiydim. Adını tarihe yazdırmış böylesine bir ekibin kaptanlığını yapmış olmak benim için büyük bir gururdur. Şampiyon olduğumuzun kesinleştiği maçta da duruma inanamadık. Sonrasında da inanılmaz bir sevinç yaşadık. Şampiyonluk kutlamalarında kupa ile birlikte Bursa’da tur attığımızda neredeyse tüm insanlar bizleri görmek ve beraber kutlama yapabilmek için alana gelmişlerdi. Bu hayatım boyunca unutamayacağım bir andır. 75 - 80 yaşında insanlar bile bizim için hazır bulunmuştu. Oradakilerin mutluluğunu görmek tek kelimeyle muazzamdı. Umarım her futbolcuya böyle bir duyguyu yaşamak nasip olur. Biz, Bursaspor olarak kazandığımız o şampiyonlukla Anadolu futbolunda bir devrim yaptık. Bizden önce Türkiye’de İstanbul takımları haricinde bir ekibin şampiyonluk elde etmesi hayal olarak görülüyordu. Takım olarak bu inancı kırdık ve bizden sonra gelecek Anadolu kulüplerinin vizyonunu genişlettik. m Bursaspor formasıyla şampiyonluğunuzun ardından Şampiyonlar Ligi’nde de boy gösterdiniz. Böylesine önemli bir platformda sahaya çıkmak size ne hissettirdi? Avrupa futbolunun en prestijli turnuvasında bir Türk futbolcu olarak sahaya çıkmak çok başka bir duyguydu. Dünyanın en iyi oyuncularına karşı oynamak ise farklı bir tecrübe. Umarım tüm genç futbolcu kardeşlerimiz bu duyguyu tadabilir. O dönem İngiltere’de Manchester United, İspanya’da ise Valencia gibi üst seviye ekiplere karşı mücadele verdik. Bursaspor’u öylesine bir platformda elimizden geldiğince temsil etmeye gayret gösterdik ancak tecrübesizliğimiz sebebiyle istediğimiz sonuçları alamadık. ALEX ÇOK ZEKI BIR OYUNCUYDU, ONA KARŞI BIR ANLIK DIKKAT DAĞINIKLIĞINIZ KALENIZE GOL OLARAK DÖNEBILIYORDU... m Mevkiniz gereği rakibi karşılama görevini üstleniyordunuz. Rakip olarak sizi en çok zorlayan oyuncular kimler olmuştu? Çok zor bir mevkide görev alıyordum. Kondisyonunuzun her zaman en üst seviyede olması gerekiyordu. Oynadığım bölgede rakibin en iyi oyuncularını kendi takımınıza karşı müdafaa etmek durumundasınız. Hata yapma lüksünüz çok fazla olmuyor. Bu nedenle forma giydiğim her maçta %100’ümü verdim. Beni en zorlayan rakip futbolcu 2009

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=