2021_Temmuz
89 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2021 andemi süreci hayat rutinlerini neredeyse her alanda olumsuz etkiledi. Bu dönem sizin için nasıl geçiyor? Elbette benim için de sıra dışı bir süreç oluyor. Ancak geçmişte keyif aldığım alışkanlıklarımı, hayat rutinimi çok fazla değiştirdiğim söylenemez. Zamanımın büyük bir çoğunluğunu atlarla geçiyorum. İnsanlar olarak bazı şeyleri pandemi döneminde ertelemiş olabiliriz fakat atlar için böyle bir şey söz konusu olamaz. Antrenmanların aksamaması çok önemliydi. Virüsün Avrupa’da kendini iyiden iyiye gösterdiği ilk zamanlarda Fransa’da yarışlar bir süre ertelendi ancak sonrasında yaz boyunca belirli kısıtlamalarla koşulmaya devam etti. Türkiye’de de olduğu gibi hipodromlara seyirci alınmadı, düşen gelirler sonrasında ise ikramiyeler %15’lik bir kesintiye uğradı. Neyse ki profesyonel olarak atçılık ile uğraşan bizler için devlet izin verdi ve günlük işlerimizi bu sayede gerçekleştirmeye devam ettik. m Parlak bir futbolculuk serüveniniz olmasına rağmen birçok meslektaşınızın aksine kariyeriniz sona erdikten sonra futbol sahalarında kalmak yerine kendinize bambaşka bir kulvar seçtiniz. Bu karar sürecinizi anlatır mısınız? Sayısız başarı elde ettiğim 25 yıllık bir futbolculuk kariyerim oldu. İşimi her daim büyük bir istek ve motivasyonla yaptığıma inanıyorum. Belki de forma giydiğim takımların taraftarlarınca sevilmemin ana sebeplerimden bir tanesi de budur. Sahada her zaman her şeyimi vermeye çalıştım. Ancak kariyerimin sonuna geldiğimde içimde bir yerlerde farklı bir yol izlemem gerektiğine dair bir hisse kapıldım. Bunun neticesinde bambaşka bir serüven olan atçılığa geçiş yapmaya karar verdim. Atlara geçmişte de büyük bir sempati duyuyordum. Futbolculuk döneminde formasını giydiğim takımlarla yaptığımız kamplar ve maçlar haricinde artan boş vakitlerimi atlarla geçirmeye çalışıyordum. O yüzden çok da yabancılık çektiğimi söyleyemem. Şu anda antrenör olarak safkanları yarışlara hazırlıyorum. Almanya Mannheim’da bir antrenman merkezim var. Son dönemde ağırlıklı olarak Fransa’daki yarışlarda mücadele veriyoruz. Bu benim için yepyeni bir test alanı. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum ve bundan büyük bir keyif alıyorum. m Almanya’da başlayan futbolculuk kariyerinizde rotayı 1999 yılında Türkiye’ye çevirdiniz. Buraya geliş hikayenizi bizimle paylaşır mısınız? O yıllarda Beşiktaş’ın teknik direktörü Alman futbolunun efsane isimlerinden Hans Peter Briegel idi. Vatandaşım olması dolayısıyla beni yakından tanıyordu ve takımında görmek istiyordu. İrtibata geçmemizin ardından Türkiye’nin ne kadar güzel bir ülke olduğunu detaylı bir biçimde bana aktardı ve gelmem konusunda beni ikna etti. Beşiktaş’a transferimin ardından Briegel’in ülkeniz hakkında ne kadar doğru ifadeler kullandığına şahsen tanıklık ettim. Burası gerçekten yaşamak için harika bir yer. Beşiktaş’ta hayatım boyunca unutamayacağım 2 sene geçirdim. Benim için unutulmaz bir tecrübeydi. Türkiye’yi, Beşiktaş’ı ve tabi ki de taraftarları hiçbir zaman unutmadım. Avrupa’nın farklı ülkelerinde birçok takımda forma giydim ancak Türkiye, futbolculuk kariyerimde kesinlikle unutamadığım duraklar arasında başı çekiyor. m Türkiye’de sizi en mutlu eden ve en çok üzen olaylar neler oldu? Bu güzel ülkede ne yazık ki yalnızca 2 yıl kalabildim. Burada çok daha uzun seneler kalmak isterdim. Beşiktaş forması altında çıktığım tüm karşılaşmalardan inanılmaz keyif aldım. Özellikle Şampiyonlar Ligi’nde çok önemli takımlara karşı arkadaşlarımla birlikte kıyasıya mücadele ettik. Mükemmel taraftarımız önünde böylesine maçlara çıkmak benim için bir onurdu. Ülkeniz ile ilgili olumsuz bir anım yok diyebilirim. Belirttiğim gibi Türkiye’den erken ayrılmış olmak bu anlamda verebileceğim tek örnek olabilir. Bu ülkeyi hep güzel hatıralarla anımsıyorum. m Atlar sizin için ne ifade ediyor? Atlar hayatımın büyük bir kısmını oluşturuyor. Bu sebeple benim için büyük önem arz ediyorlar. En büyük tutkum atlar. Neredeyse 12 yıllık çeşitli başarılar elde ettiğim bir antrenörlük kariyerim oldu. Onlarla çalışmak, önemli yarışlara hazırlamak futbolda olduğu gibi müthiş bir emek ve zaman istiyor. Atlardan her gün yeni bir şeyler öğreniyorum. Onlarla çalışan her insanın bileceği üzere uyandığınız her gün bambaşka bir durumun içinde bulabilirsiniz kendinizi. Safkanlar son derece hassas ve enerji dolu canlılar. Onları antrene etmek oldukça ilginç ve aynı zamanda dikkat isteyen bir durum. m Eski takım arkadaşlarınızdan irtibatta olduğunuz isimler var mı? Beşiktaş’ta o dönem birlikte forma giydiğim arkadaşlarımla halen görüşüyorum. Günümüzde sosyal medya uzak mesafeleri bizlere yakın kılıyor. Ben de bu teknolojinin nimetlerinden yararlanıyorum. Özellikle Ahmet Dursun, Pascal Nouma, Rahim P MARKUS MÜNCH’ÜN SAHIBI VE ANTRENÖRÜ OLDUĞU SPECTRE’NIN FRANSA MAISONS - LAFFITTE HIPODROMU’NDA KAZANDIĞI G1 YARIŞIN ARDINDAN DÜZENLENEN ÖDÜL TÖRENI...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=