2020_Subat
27 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2020 Sonata’yı geçtik. Ardından ilerleyen zamanlarda, at yine el değiştirdi ve ailemizin ekürisine geçti. Finesse de olmasaydı, bu sahadan belki de gitmiştim. “PAN RIVER İLE KAZANDIM, BABAM BENİ İLK KEZ ARADI” - Unutulmaz zaferleriniz var. Sevinç ve üzüntü anlamında 1 numaralara hangi koşularınızı koyarsınız? - Üzüntüden başlayayım. Kafkaslı ile Hatay, Kurtel ile de Cumhuriyet Koşusu’nu kaybettim. O iki at da o yarışları kazanırlardı. İkisi de benim hatam nedeniyle kaybettiler. Yani o yarışları atlar değil, ben kaybettim. En sevindiğim yarış ise tartışmasız Pan River ile Dubai’de kazandığım koşuydu. Babam beni ilk kez o zaman tebrik etti. Ne yarışlar kazandım, sadece o gün aradı ve beni kutladı. Çünkü, milli olay. Çünkü, Türk Bayrağı zirvede. Çünkü, benim için gurur duyulacak bir gün. O yüzden, o yarış bende çok ama çok başka yerde. Yarış öncesinin hikayesi de enteresan. O gün hipodroma geldik, hazırlıklarımı yapacaktım. Önce tartıya çıktım. Yarım kilo fazlam vardı. “Saunaya girer, hallederim.” diyordum. Ama, bizdeki gibi jokey odasında sauna var sanıyordum. O zaman, hipodrom daha yeni yapılmıştı. Henüz sauna yoktu. “Eyvah, eyvah!” diye beynimden aşağı kaynar sular boşaldı. Yarışa kadar yarım kilo vermemin imkanı yoktu. Sahaya çıkıp koşsam olmayacaktı. Zaten üzerimde takım elbise vardı. “Türkiye seni bekliyor Selim!” diye düşünürken, aklıma bir fikir geldi. Bir anda, “Otele git, sıcak suyun altına gir!” dedim. Yarışa daha 1.5 saat vardı. Otel de yakındı, fırladım. 45 dakika vücudumun dayanabileceği şekilde, sıcak suyun altına attım kendimi. Neyse; geldim, tartıya çıktım. Yarışmama engel bir kiloda değildim. Derin bir “Oh!” çektim. Hiç umudumun kalmadığı bir anda, karanlık bir yolda ışık görünmüştü bana. Sonra, Pan River ile zafere koştuk. O, inanılmaz bir yarıştı. Dünyaca ünlü jokeyler Soumillon ve Dettori, biri arkamdan ikinci, diğeri üçüncü oldu. O dönemler, zor ama zaferlerle doluydu. “YARIŞSEVERLER İYİ Kİ VAR, SEVİLİYORUZ VE SEVİYORUZ” - Bugüne kadar “Keşke ben binseydim” dediğiniz bir at oldu mu? - Şampiyon atlara, iyi atlara her jokey binmek ister. Binmediğim her şampiyona da “Keşke ben binseydim!” derim. Rakiplerime de böyle bakarım. Ne atlar gördüm, kim binmek istemez ki onlara. - Yarışseverler ile aranızda müthiş bir bağ var. Bu bağ nasıl oluştu? - Yarışseverlerimiz beni benden çok daha iyi tanıyorlar. Onlar, samimiyeti seviyorlar. Hipodroma, hem atları hem de bizleri görmek için geliyorlar. Atlara dokunma şansları yok. Ama bizlere dokunup, konuşma ve resim çektirme şansları var. Mutlaka her yarışseverin en çok sevdiği bir jokey vardır. Hangi hipodroma gitsem, yanıma geleni kırmıyorum. Onlarla konuşuyorum, resim çektiriyorum. Benim yüzüm gülünce, çok mutlu oluyorlar. Bunu hissediyorum. Güleryüz pozitif enerji verir. Buraya kadar geliyorlar, ben onları nasıl kırayım ve isteklerini reddedeyim. Bu yüzden seviliyoruz, seviyoruz. İnanın onların samimiyeti olmasa, bazı yerlere hiç gitmem. İyi ki yarışseverlerimiz var. Şunu biliyorum ki, beni çok iyi anlıyorlar. Aileler, çoluk çocuk, gençler, eşler, sevgililer hipodromlara gelsinler. Buralar insanlar ile çok daha güzel! Selim Kaya, meslektaşlarından Yalçın Akağaç ile ödül alırken... Mutlaka her yarışseverin en çok sevdiği bir jokey vardır. Hangi hipodroma gitsem, yanıma geleni kırmıyorum. Onlarla konuşuyorum, resim çektiriyorum. Benim yüzüm gülünce, çok mutlu oluyorlar. Eküri bindikleri bir yarış sonrası, Selim Kaya ve Dede Mutlu bir kupa töreninde...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=