2020_Subat
DO Ğ UM TARiHi 01.05.1983 iLK BiNDi Ğ i AT ADLAN MEMLEKETi ŞANLIURFA iLK KAZANDI Ğ I KOŞU 10 Mart 1993 Fındık.7 (Arap) Şartlı-3 SELiM KAYA KiMDiR “BENi SAHALARA DÖNDÜRDÜ, AT ÜZERiNDE KALMAMI SAĞLADI” - Unutulmaz isim, bütünleştiğiniz şampiyon safkan Kafkaslı’yı özlüyor musunuz? - Hem de çok! Neden mi çok özlüyorum? Ondan sonra onun gibi bir ata daha binemediğim için. Bu da bana daha çok acı veriyor. Madem Kafkaslı dediniz, onu anlatmadan geçemeyeceğim. Öncelikle beni sahalara tekrar döndüren, at üzerinde olmamı, bugün karşınızda olmamı, kupalar kaldırmamı sağlayan Kafkaslı’dır. Kafkaslı ile öncem ve sonram var. Selim Kaya’nın jokeyliği bitmişti. Kafa olarak da başka sebeplerden dolayı da. Remazan Ağabeyim, o dönemler aldığı atların bir kısmını İzmir’e götürdü. Ben sahada değildim. Mehmet (Kaya) ile konuşuyoruz, ona atları sordum, “Nasıllar yeni taylar, hangisi iyi?” dedim. “Kafkaslı” cevabını verdi ve “Usta at gibi, çok başka!” dedi. Mart’ta atlar İstanbul’a geldi. Ben de atları görmek için İstanbul’a geldim. Mehmet, “Kafkaslı” dedi ya, merak ediyorum. Bir çalıştırmak istedim, üzerine çıktım, sahaya adım attık. Olamaz böyle bir şey, “Ya Rabbim! Ne bu böyle!” dediğimi hatırlıyorum. Onunla ilk tanışmamız böyle oldu. Kafa olarak bırakmıştım mesleği. Ona binebilmek için 50 gün spor yaptım. 52. Gün, 56 kilo ile at üzerindeydim. Kafkaslı; sahada kalmama, tekrar at üzerinde olmama vesile oldu. Çok mükemmel koşular kazandık, iyi işlere imza attık, kupalar kaldırdık, yarışseverin yüzünü güldürdük. Kısacası, tarihe geçtik. Bugün buradaysam, onun sayesindedir. “EĞER FINESSE OLMASAYDI BELKİ DE ÇEKİP GİTMİŞTİM” - Sizde yeri çok ayrı olan iki at daha var. Cankardeşler ve Finesse. Onlar için neler söyleyeceksiniz? - İkisi de kaliteli ve tartışmasız şampiyon safkanlar. Benimle olan hikayelerini anlatayım, birgün Kocaeli’deyiz. Yılmabaşar ile Cankardeşler’i geçtim. O gün ata, Akın (Sözen) kardeşim biniyordu. Bir gün sonra atın ilgililerinden Muharrem Can aradı. “Bursa’da bir koşu var. Cankardeşler’e biner misin ?” dedi. Atı izliyorum, görmüşüm, binmez miyim hiç. “Olur, binerim” dedim. Yarış günü padoğa geldim, Muzaffer (Can) Amca da orada. “Ne yapacaksın?” diye sordular. “Bekleyeceğim. Bu at, beklemeli. Daha önceki yarışlarındaki gibi tempo yapıp giderse yarış hayatı kısalır, yarışı da kaybeder, bekleyecek” dedim. “Olur mu, yapma, etme!” dediler. “Çıkıp tribüne seyredin yarışı. Bana bırakın, rahat olun. Bu yarışı kaybetseniz de çok şey kazanacaksınız” dedim. “Peki, sen nasıl istersen!” dediler ama kalpleri de küt küt atıyordu. Yüzlerinden belliydi. Dediğim gibi bekledim, kazandık. Ondan sonra da hep bekledik. Birlikte çok yarış kazandık. Cankardeşler, 17 yarışı üst üste birinci bitirdi. 1200’de de kazandı, 2400’de de. Kumda da, sentetikte de, çimde de rakip tanımadı. Nereye kadar? Boğaz problemi yaşayana kadar. O problem de olmasaydı, geçilmez, müthiş bir attı. Sahalarımızın usta jokeylerinden Selim Kaya’nın binicilik yaptığı gençlik yıllarından bir kare… 24 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=