2020_Kasim
AtlardaMide Ülseri Sendromu... arış yaşamı aktif şekilde devam eden atlarda mide ülserinin görülme sıklığı da çok yüksektir. Safkan İngiliz yarış atlarındaki mide ülseri oranı, safkan Arap atlarından daha fazla bulunmuştur. Anatomik yapıya bakılırsa, atların midesi iki tip hücre dizisi içerir. Midenin üst tarafında daha çok skuamoz hücre dediğimiz yassı hücrelerden oluşan doku ve alt yarımında daha çok glanduler (bezsel) hücrelerin oluşturduğu mukoza yer alır. Ülser lezyonlarına her iki kısımda da rastlanabilir. Fakat üst tarafta görülmesi daha yaygındır. Yassı hücreleri içeren doku, esas olarak yemek borusunun iç yüzeyini kaplayan dokuya benzer. Glanduler dokuda ise sindirim için gerekli olan asidi üreten hücreler bulunur. Atlarda saptanan pek çok mide ülseri olayında, yassı hücrelerin bulunduğu doku etki altında kalmıştır. Bilindiği gibi ülser, iyileşmeyen kronik yaralara verilen addır. Yapılan araştırmalar, ülser lezyonlarına midenin her tarafında rastlanabildiğini ortaya çıkarmıştır. Mide ülserinin oluşum mekanizmasında bazı konular tam olarak açığa çıkarılamamış olsa da, mide dokusunda görülen ülserlerin sorumlusu aşırı asit salgılanmasıdır. Antrenman ve yarış gibi fiziksel aktiviteler ile ülser oluşumu arasında bağlantı kuran teoriler de vardır. Yürüyen bir bant üzerinde koşturulan atlarda, egzersiz sırasında midenin baskı altında kaldığı ve bunun da asit salgılanmasına yol açtığı bildirilmektedir. Mide ülserinden kaynaklanan klinik belirtiler özellikle yaşlı atlarda çok değişik olabilir. En sık görülen belirti iştahsızlıktır. Atın sadece biraz ot yediği taneli yemleri ise hiç yemediği görülür. Ülserin derecesine göre kronik veya aralıklı sancı krizleri vardır. Klinik belirti göstermeyen ve son derece sağlıklı görünen çok sayıda yarış atının endoskopik (gastroskopik) muayenesinde şaşırtıcı şekilde, değişen derecelerde mide ülseriyle karşılaşıldığı olmuştur. Bundan başka yem tüketiminde azalma veya iştahın tamamen kesilmesi, yem yedikten sonra sancılanma, yarışlarda istenilen performansın görülememesi veya antrenmanlarda beklentilerin karşılanamaması, atın kötü kalitede kıllara sahip olması, gelişme bozukluğu ve kısaca kondisyonun düşmesi gibi belirtiler de mide ülserinden dolayı olabilir. Bazen ishal görülebilirse de mide ülseri ile ilişkilendirilmemelidir. Çünkü tek başına yeterli bir bulgu değildir. Yukarıda sayılan klinik belirtiler, mide ülserinin varlığından şüphelendirirse de, kesin tanı gastroskopi ile konulur. Elimizde böyle bir olanak yoksa, mide ilaçlarına olumlu yanıt veren olaylar ülser şüphesini doğrular. Gastroskopi işlemi 12 – 18 saatlik açlıktan sonra, uygun bir sakinleştirici ilaç yardımıyla at ayakta iken kolaylıkla yapılabilir. Yarış atlarında görülen mide ülseri olaylarını iyileştirmek için çok çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. Ülserin esas nedeni mide dokusundan asit salgılanması olduğu için, başka bir deyişle, ülser oluşumu ile mide asidinin doğrudan doğruya ilişkisi olduğundan dolayı, midedeki asit miktarını azaltmak sağıtımda amaçtır. Mide ülserinden kaynaklanan sancı olaylarına müdahale edilmesiyle birlikte, 36 – 48 saat içinde klinik belirtiler ortadan kalkar. iYiLEŞME SÜRECi 2 - 3 HAFTADIR Mide ülserlerinin tam olarak iyileşmesi uzun zaman alabilir. Bazı durumlarda ilaçların kesilmesinden bir süre sonra ülserin tekrarladığı görülebilir. Beslenme tarzı, ilaçlar ve stres gibi ülserin hazırlayıcı nedenini belirlemek ve bu duruma fırsat vermemek gerekir. Sağıtımın başlamasından itibaren mide ülserinin iyileşmesi 2 – 3 haftalık bir süreci alabilir. İştahım artması, performansın eski düzeyine yükselmesi ve atın tam olarak sağlığına kavuşması da en az bu süre kadardır. Ülser sağıtımında farklı başlıklar altında gruplandırılmış, etki mekanizmaları da birbirine benzemeyen fakat hepsi mide asidine yönelik ilaçlar kullanılır. Bunlar proton pompası inhibitörleri (omeprazol, rabeprazol, lansoprazol, esomeprazol ve pantoprazol), hidrojen reseptör blokerleri veya antagonistleri (ranitidin, famotidin ve cimetidin gibi) ve mukozaya yapışıp asit ile karşı karşıya gelerek onu nötralize eden ilaçlar (kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat, sodyum bikarbonat, sodyum aljinat, magnezyum aljinat ve sukralfat gibi). PROTON POMPASI iNHiBiTÖRLERi ÇOK iYi SONUÇ VERiRLER Proton pompası inhibitörleri (durdurucu, engelleyiciler), mide asidi üretiminin uzun süre azaltılması amacıyla kullanılırlar. Bu görevi en etkin şekilde yapan ilaç grubudur. Mide duvarında asit salgılayıcı hücreleri hedef alırlar. Bu hücrelerin asit üretmesini geri dönüşümsüz olarak bloke ederler. Asit salgılaması engellenen hücreler görevlerini yapamaz ve mide boşluğuna asit boşaltılması durdurulmuş olur. Proton pompası inhibitörleri, hidrojen reseptör antagonisti ilaçlara göre çok daha iyi sonuç verirler. Hidrojen reseptör antagonistleri (blokerleri), mide dokusundaki asit üreten hücrelerde histamin reseptörlerini engelleyerek (histaminin etkisini durdurarak), bu hücrelerden asit salgılanmasını azaltan ilaçlardır. Bu tür ilaçlar her bireyde aynı etkiyi göstermeyebilirler. Fiyatlarının düşük olması avantaj olarak kabul edilebilir. Fakat günde 2 – 3 defa kullanılmaları gerekebilmektedir. Oral yolla veya damar içi enjeksiyon olarak uygulanabilirler. Piyasada kolayca bulundukları için insanlarda kullanılan ilaçlar Y AT SAĞLIĞI VET. HEKİM REHA GÜLTEPE 52 TJK’NIN SESİ KASIM 2020
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=