2020_Eylul
31 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2020 bürünen kudretli savaş atı Brego, birçok kişinin nafile çabalarının ardından Aragorn’un tılsımlı dokunuşlarıyla sakinleşir ve o dakikadan sonra ikili arasında kuvvetli bir bağ oluşur. Brego, bu müthiş hikaye boyunca Aragorn ile birlikte tehlikeden tehlikeye koşar ve bu kurgu evrenindeki macerada baş rol oyuncularından birisi olur. Hikayenin ana karakterlerinden Aragorn’a beyaz perdede can veren Danimarka asıllı Amerikalı oyuncu Viggo Mortensen ile Brego’yu oynayan, esasında bir erkek konkur atı olan Uraeus, film icabı bulundukları ilk temasın sonrasında senaryonun dışına taşan, kanlı canlı bir dostluğa başlayacaklarından habersizdiler. Uraeus; nam-ı değer Brego, oyunculuğa başlamadan önce Yeni Zelanda’da sürdürdüğü kariyeri boyunca katıldığı dresaj turnuvalarında sayısız birinciliğe sahip bir Dutch Warmblood türü at olarak ün yapmıştı. Oldukça uysal ve eğitimli bir at olduğu için set ortamında da sorun yaratmayacağı düşüncesiyle Brego rolü için uygun görülen Uraeus, asil tavırlarıyla kısa sürede set çalışanlarının da gönlünü fethetmeyi başarmıştı. Günlük yaşamında tam bir hayvansever olarak bilinen aktör Viggo Mortensen, özellikle atlara olan tutkusuyla her daim ön plana çıkıyordu. Amerika Birleşik Devletleri’nin Idaho Eyaleti’nde küçük bir çiftliğe sahip olan Danimarka asıllı Amerikalı oyuncu, bulduğu her fırsatta çiftliğinde at biniyordu. Uraeus ile ilk teması sırasında yaşadıklarını aktaran Mortensen, “Çok zeki bir hayvan olduğunu daha o anda anlamıştım. Kafasına dokunduğumda doğrudan gözlerimin içine baktı ve kendi kendime ‘Dostum, işte yeni yoldaşın karşında duruyor!’ dedim” ifadelerini kullandı. Yüzüklerin Efendisi film serisinin çekimlerinin bitmesinin ardından harekete geçen aktör, Uraeus’u bağlı bulunduğu binicilik kulübünden satın aldı. İlk başlarda yeni dostunu Idaho’daki çiftliğine götürmeyi planlayan Viggo Mortensen, hem Yeni Zelanda ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki uzak mesafeden, hem de o dönem için Yeni Zelanda’ya taşınma ihtimalinin bulunmasından dolayı Uraeus’u bulunduğu yerde bir çiftliğe yerleştirmeye karar verdi. Bulduğu her fırsatta, bazen binlerce kilometreyi aşıp sadık dostunu ziyarete gelen ve atının bakımıyla ilgilenen kişilerle e-mail yoluyla da olsa hiçbir zaman irtibatı koparmayan oyuncu, Uraeus’un emeklilik günlerini rahat geçirebilmesi için insanüstü bir gayret sarf etti. 2007 yılında, 22 yaşındayken ciddi bir kolik rahatsızlığından muzdarip olan al at, geçirdiği başarılı operasyonun ardından bir süreliğine de olsa eski sağlığına kavuşsa da, her güzel hikayede olduğu gibi bu dostluk öyküsünde de yolun sonu 2015 yılında geldi. 30. doğum gününe kısa bir süre kala doğal sebepler neticesinde huzurlu bir şekilde yaşama veda eden bu asil hayvana veda etmek Viggo Mortensen için kolay olmadı. Aldığı haberle yıkıldığını ifade eden aktör; “Değerli bir dostumu, yoldaşımı kaybettim. Bu asil ve yakışıklı hayvanın ruhu bedenini terk etmiş olabilir ancak kalbimden asla ayrılmayacak” sözleriyle acısını dile getirdi. Uraeus’un kaybının ardından zor bir dönem geçirdiği aktaran Viggo Mortensen, bu dönemi “hayatımın en içinden çıkılmaz evrelerinden birisi” olarak niteledi. Destansı bir hikayenin beyaz perdeye aktarımında başlayan bu epik dostluk, Mortensen’in de dediği gibi fiziki olarak son bulmuş olsa da, bu ilişkiye tanıklık eden kişiler nezdinde hafızalardan asla silinmeyecek izler bıraktı. Bu öykü, aynı zamanda atlar ile insanlar arasındaki gizemli bağı ve bariz çekimi bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. MEHMETCAN KANIK GÖZ-AT
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=