Ekim_2020

insanlarla birebir temas kurmaktan asla çekinmiyor. İçinde bulundukları vahim durumun getirdiği psikolojik buhran neticesinde son derece aksi ve sinirli olan hastaların, bu sıra dışı canlı ile tanıştıktan sonraki gelişimleri ise görülmeye değer kareler ortaya çıkarıyor. Peyo ile tanışmadan önce neredeyse hayatla olan ilişkilerini kesip içlerine kapanan hastalar, dört ayaklı dostlarının karşısına çıkmadan önce daha bakımlı olmak için tıraş olmak ya da makyaj yapmak istiyorlar. Böylesine olumlu bir değişimi ‘büyülü’ olarak nitelendiren doktorlar, Peyo’nun hastalar üzerindeki etkisinin çok pozitif ve rahatlatıcı nitelikte olduğunu ifade ediyorlar. Hastane koridorlarındaki kariyerine başlamadan önce gösteri atı olarak kullanılan Peyo’nun kaderi, sahibi Hassen Bouchakour’un yakın bir arkadaşını kaybetmesinin ardından değişti. Hasta ve muhtaç insanlara umut olabilmek adına atını özel bir eğitime tabi tuttuğunu belirten Hassen Bouchakour, Peyo’nun bugün geldiği noktadan son derece memnun. İnsanları bir nebze de olsa iyi hissettirebilmek için bu yola çıktıklarını belirten Hassen Bouchakour, “Atımın yardıma muhtaç insanlarla kurduğu bu özel bağ, görülebilecek en saf, en temiz şeylerden bir tanesi. Hiçbir beklentileri olmadan birbirleriyle anında iletişim kurabiliyorlar” ifadelerini kullandı. Peyo’nun yalnızca hastanelerde tedavi gören hastalara değil, evlerinden çıkamayan çocuklara ve huzurevlerine de ziyaretlerde bulunduğunu belirten sahibi, son derece güzel geri dönüşler aldıklarını da sözlerine ekledi. Başka bir canlının, insan üzerindeki arındırıcı etkisi üzerine kurulu olan “Equine Terapi / Atla Terapi”, son dönemde dünya genelinde başarılı sonuçlar alınması sebebiyle giderek yaygınlaşıyor. Seçilen bir hayvanın hasta kişiyle kurduğu iletişimin sakinleştirici etkilerinin iyileşme sürecinde önemli rol oynadığını belirten tıp dünyası, her geçen yıl hastalarına bu metodu giderek daha fazla tavsiye ediyor. Genellikle sakin huylu ve özel eğitimli atların tercih edildiği bu terapide nadir de olsa kediler ve köpekler de kullanılabiliyor. Özellikle de atlar, sosyal yapıları sebebiyle bu yöntem için biçilmiş kaftan olarak kabul ediliyorlar. Bu metodun, kanserle birlikte kaygı bozukluğu, otizm ve öfke kontrolü sorunu yaşayan kişiler üzerinde de olumlu etkilere sahip olduğu ifade ediliyor. Yoğun tedavi sürecinin hastalar üzerinde oluşturduğu psikolojik problemleri önemli ölçüde azalttığı gözlenen bu yöntem, son yıllarda ülkemizde de etki alanını genişletiyor. 43 TJK’NIN SESİ EKİM 2020

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=