2019_Temmuz
Ancak antrenör Harry Telford okyanus ötesi bir yolculuğa razı gelmeyince, Davis çareyi yola başka bir antrenörle, Tommy Woodcock’la devam etmekte buldu. Hırslı Davis’in planları bununla da bitmiyordu. Amerika’nın fethinden sonra sırada İngiltere ve Avrupa neden olmasındı? Phar Lap 1932 yılının Nisan ayında katıldığı ilk yarışta, Meksika’nın en büyük kupası Aqua Cliente’yi kazanmakla kalmadı, pist rekorunu da kırdı. Tüm dünya onu tarifsiz bir hayranlıkla izlemişti. Daha Meksika bu altüst oluşun şokunu idrak etmeye vakit bulamamışken, Kuzey Amerika’ya yola çıkmak için hazırlıklara başlandı. Sıra Amerika’daki surları yıkmaya gelmişti. Hiç kuşku yok ki dünya yarışçılık tarihi yeni baştan yazılacaktı. Şimdi bu değerli kargonun Menlo Park’a doğru yola çıkması gerekiyordu. Ama önce hak ettiği bir tatil yapacaktı. Dinleneceği ahıra yerleştirildi. 5 Nisan 1932’de antrenör Tommy Woodcock, Phar Lap’ın ateşinin yükseldiğini fark edince hemen veterineri çağırdı. Muayene edildi fakat müdahale etmeye bile fırsat kalmadan “Şimşek”in durumu hızla kötüleşti. Ayağa kalkamayacak kadar fenalaştı ve öğlenden sonra da öldü. Veterinerler alelacele midesinin iltihaplanmış olduğuna, başka bir araştırmaya gerek olmadığına karar verdiler. Böyle bir atın esrarengiz ölümü bu kadar kolay geçiştirilemezdi. Hemen iki ayrı soruşturma emri verildi. Federal Gıda ve İlaç İdaresi ve California Üniversitesi Hooper Tıbbi Araştırma Vakfı kesin ölüm sebebini bulmak için yoğun bir çalışma içine girdi. Zehirlenme ihtimaline karşı midesinden alınan örnekler ve kaldığı ahırda atlara verilen tüm yemler laboratuvarda analiz edildi. Bununla yetinilmeyip otopsi yapıldı. Bulgular efsane atın olağandan fazla arsenik aldığını gösteriyordu. Bu durum onun zehirlenmiş olabileceği ihtimalini güçlendirse de o dönem at besinlerinin arsenik içerdiği söylenerek bu iddia reddedilmeye çalışıldı. Antrenör Telford, veterinerler ve ona yakın olan pek çok kişi olağan şüpheliler arasındaydı. Hatta tehditlerden korkan David J. Davis’in para karşılığı mafyaya zehirletmiş olabileceği ihtimalleri konuşulmaya başladı. Dedikodu yumağı çığ gibi büyüdü ve içinden çıkılmaz bir hal aldı. Phar Lap’ın yükselişinden rahatsız olanların onu öldürtmüş olacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Değil mi ki, o daha önce de silahlarla taranmış, kaçırılmaya çalışılmıştı! Yarış dünyasında “şimşek” gibi çakan bu atın ölümündeki gizem bir türlü çözülemedi. Yıllar geçtikçe ölümünün sırrı daha da karmaşık hal aldı ama bu dosyanın kapanmamış olması Phar Lap hayranlarını o kadar rahatsız ediyordu ki, teknolojinin daha gelişmiş olmasından yararlanmak amacıyla olayın üzerinden altmış sekiz yıl geçmiş olmasına rağmen, 2000 yılında tekrar otopsi yapıldı. Otopsi sonucu Phar Lap’ın ölmeden önce son 34 saat içinde olağandan fazla arseniğe maruz kaldığını gösteriyordu. Bir kez daha güçlü bir ihtimal olarak zehirlendiğine inanıldı. Peki ama onu kim zehirlemişti? Amerika’da ölümünden sonra Phar Lap’ın iç organları çıkarıldı, sıradan bir atın kalbine kıyasla 3 kat büyüklükteki kalbi (6.2 kg) sergilenmek üzere Avustralya Ulusal Müzesi’ne, iskeleti Yeni Zelanda Wellington Ulusal Müzesi’ne bağışlandı. Derisi doldurularak sergilenmek üzere Melbourne Müzesi’ne emanet edildi. Seksen yıl sonra 2010 yılında bu parçalar Melbourne Müzesi’nde bir araya getirildi. Amerika’da yapılan bir araştırmada, 20. Yüzyılın en iyi 22 atından biri olarak gösterildi. Üzerine en çok bahis oynananlar arasında 3’üncü idi. Avustralya’nın simgesi haline gelen bu at için filmler çekildi, heykeli yapıldı, anısına posta pulları bastırıldı, adına yarışlar düzenlendi, caddelere ismi verildi. Her türlü onur bahşedilse de onun müzede sergilenen kalbi herkesin gözleri önünde acı çekmeye devam ediyor. 75 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2019 AVUSTRALYA’NIN ULUSAL SEMBOLÜ HALİNE GELEN PHAR LAP’İN DOLDURULMUŞ BEDENİ MELBOURNE MÜZESİ’NDE SERGİLENİYOR...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=