2019_Subat

37 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2019 Çalışmalarım arasında, sıklıkla canlıları işlediğimi ve özellikle at figürleri olduğunu görebilirsiniz. At, benim için çok asil bir canlıdır. Belki hoş karşılanmayacak ama atlar çoğu insandan daha iyi ve asil canlılardır. At sırtında giderken, atın sırtından düşerseniz, at asla bir yere ayrılmaz ve başınızda bekler. O nedenle, benim için atın özel bir yeri vardır. At figürleri üzerinde çalışırken de rahatlayıp, sakinleşiyorum. O nedenle, at işlemek benim için çok büyük bir keyif. İnsanoğlunun tarihini ve özellikle bizim tarihimizi incelediğinizde, her zaman at ile iç içe olduğumuzu görürsünüz. Atlar ile olan yoldaşlığımız adeta genlerimize işlemiştir. Eserlerimde, diğer canlı figürlerini de işliyorum fakat, atölyeme veya düzenlediğim sergilere gelen sanatseverlerin veya kursiyerlerin at figürü olan eserlere ilgisi çok daha fazla oluyor. Basında yer alan haberlere gelirsek, birçok insan beni, “40 senedir yaptığı eserlerini satamayan bir sanatçı” olarak tanıdı. Aslında, iyi de oldu. Asıl anlatmak istediğimizi anlatmak açısından, daha çok ilgi çeken magazinsel bir başlık buldular. Bugüne kadar, sesimi duyuramamıştım. Bu haber başlığı, Türkiye genelinde duyuldu. Ben de sesimi duyurmak ve özellikle sanata ve sanatçıya hak ettikleri değerin verilmediğini anlatmak istiyordum. Bu amacı da gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Sanata ve sanatçıya değer verilmemesi, beni ve diğer birçok sanatçıyı çok yoruyor ve bu duruma üzülüyoruz. Aslında sanatı anlamak, yaşamak için o tozu yutmak, kalemi ele almak lazım. Sanat çok farklı bir şey... Sınırsız ve sonu yok. Neyi, ne şekilde düşünürseniz düşünün, ortaya bir şeyler çıkıyor. Tek arzu ettiğimiz şey, insanlar sanattan uzak durmasınlar, gelsinler, öğrensinler yetişsinler ve görsünler. Hep beraber sanat yapalım. Sanattan uzak durmasınlar... Türkiye Jokey Kulübü’ne, sanata ve sanatçıya verdiği değer için çok teşekkür ederim. Biz sanatçıların seslerini duyurması da takdire şayan. Ayrıca, bu röportaj, biz sanatçıların yaptığı işlerden Atçılık Camiası’nın da haberdar olmasını sağlıyor. Sanatı, sanatla yaşayın. Bizimle yaşayın... *Havya: Lehimleme işleminde, ısıtıcı ve eritici olarak kullanılan metal. Genellikle ucu bakır olan ve ateş ile veya elektrik ile kızdırılan alet. KİMDİR? 1966 yılında Erzurum’da dünyaya gelen sanatçı, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 22 yıl boyunca memur olarak görev yapmış ve emekli olmuştur. Emekli olduktan sonra, sanata olan tutkusunun önüne geçemeyen Canip Cihangir, Halk Eğitimi Merkezi destekli kurslarda ve özel atölyelerde ders vermeye başlamıştır. Kuru kalem, yağlı boya, ahşap yakma ve ahşap boyama teknikleriyle yaptığı eserler ile tanınan sanatçı, 5 kişisel sergi ile 7 karma sergi açmıştır. Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde tek ahşap yakma ustası olan Canip Cihangir, ahşap yakma sanatı ile ahşaba hayvan figürleri işleyen tek sanatçı olma özelliğini taşımaktadır. Sanatın sonu ve sınırı olmadığını ve bu nedenle hem öğrenmeye hem de öğretmeye devam ettiğini söyleyen Canip Cihangir, sanata ve sanatçılara hak edilen değerin verilmemesine rağmen sonuna kadar resime, sanata ve öğrenci yetiştirmeye devam etmektedir....

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=