2019_Subat

senesinde, İzmir Buca’da doğdum. Babam Ziya Akalp, Türkiye’nin tek saracıydı. İlkokulu bitirdikten sonra apranti imtihanına girdim ve kazandım. Fakat boyumun uzaması ve kilomun artmasıyla çok uzun süre aprantiliğe devam edemedim. Saraçlığa babamla beraber devam ettim, aynı zamanda antrenörlük lisansımı da aldım. Dedem Emniyet Amiri idi. Buca’ya tayini çıkıyor, babam da orada annemle tanışıyor. Babam ve amcalarım o yıllarda Bucaspor’da oynuyorlar. Aynı zamanda centilmen jokeylik de yapıyor. Zaten biz Dağıstanlıyız, yani kökenimiz atlar. APRANTILIĞIM, ANTRENÖRLÜĞÜM VE SARAÇLIĞIM… Babam o yıllarda centilmen jokeylik yaparken, bindiği Şef isimli atın dizgini kopunca düştü. Uzun süre hastanede yattı, bir daha da atlara binmedi. Babamla kaderimiz bu konuda aynı, ben de Mambo ile devrilip 3 ay hastanede yattım, ölümden döndüm. Bir de bu olay yarışların tam biteceği zamana denk geldi. Hastaneden çıktığımda yarışlar da bitmişti. Neyse, İstanbul’a döndüm, boyum çok uzadı, kilom da arttı, baktım jokeylik böyle devam etmeyecek. Hem antrenörlüğe başladım hem de baba mesleği olan saraçlığı devam ettirdim. Ben, şimdiki saraçların hepsinin ustasıyımdır. Tabii, yıllar içinde at sayımız arttı ve saraçlıkla artık uğraşamaz oldum. Yaklaşık 15 yıl evvel de bütün işleri Saraç Ahmet’e bıraktım ve atlarla ilgilenmeye başladım. Ahmet benim yanıma 6 yaşında geldi. Önce kalfa, sonra usta, sonra da ortağım oldu. Son olarak da bütün işleri ona bırakıp çekildim. Ama çok sadıktı o yüzden hep çok güvendim. BABAMIN SARAÇLIĞI… Benim dayım, babamın gençliğinde Beyazıd’ın en büyük bavulcusuydu, el işi bavullar yapıyordu. Dedem, babamı onun yanına veriyor, meslek öğrensin diye. Sonra babam İzmir’e gelince, bakıyor ki bavulculukta para yok, o zaman da İzmir yarışları yeni başlıyor. Birileri yular getirmiş bunu diker misin diye, o da dikerim demiş. Sonra bir tane eyer getiriyorlar tamir etsin diye. Babam eyeri söküyor, bütün ıstampalarını çıkartıyor, sonra da bakıyor ki saraçlıkta iyi iş var, dönüyor ona… Mesela babam John F. Kennedy’ye kovboy eyeri yaptı, Marshall Madalyası aldı. O da şöyle oldu, bir gün konsolos geldi, “Ben Türkiye’den Amerika Başkanı’na hediye götürmek istiyorum, kovboy eyeri yapar mısın?” dedi. Babam da “Bana bir örnek getirirseniz yaparım” dedi. Konsolos getirdi ve her tarafı gümüş, el işi bir eyer yaptı. Kennedy de eyere bayılmış ve babama madalya verdiler. 25 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2019 1950 ABDULLAH AKALP’İN APRANTİLİK YILLARI... ABDULLAH AKALP 2000 YILINDA ARABİSTAN’DA...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=