2019_Subat
14 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2019 ÇÇ Atlı akrobasinin tehlikeleri var mıdır, hiç kaza geçirdiniz mi? Atlı akrobasi, sıra dışı bir spor dalı olmasının yanında, tehlikeli bir spordur. Rusya Devlet Sirki’nde normalde 20 yılda emekli olursunuz ama trapezler veya atlı akrobatlar gibi ekstrem spor dallarında 15 yılda emekli olabilirsiniz. Çünkü yıpranma payı ve ölüm tehlikesi vardır. Ben de birçok kaza geçirdim. Bu, düşme ile yakından ilgili bir spor. Maalesef, düşmeden olmuyor. Kırıklarım, çatlaklarım, çıkıklarım, fıtıklarımın yanında bir de kas ve bağ dokusu yırtıklarım var. İşleyen demir ışıldar. Kendimi formda tuttuğum zamanlarda bu sakatlıkların sıkıntılarını çok daha az yaşıyorum. Ama, gülü seven dikenine katlanır. Eğer sakatlanmayı göze alamazsanız, bu işi iyi yapamazsınız. Çünkü, atlı akrobasi yapabilmek için attan uzaklaşmalı ve uzakta bir şeyler yapabilmelisiniz. Eğer düşerim korkusuyla ata yapışırsanız, attan uzaklaşıp akrobatik hareketler yapamazsınız. Öğrencilerime de söylediğim gibi, her şeyden önce düşebilecek ve sakatlanabilecek olduğunuzu kabul etmeniz lazım. Bunu kabul ettiğiniz zaman, size de bir ferahlık geliyor ve işinizi daha iyi yapıyorsunuz. ÇÇ Hali hazırda gerçekleştirdiğiniz ve gerçekleştirmek istediğiniz projeler nelerdir? Sahne kökenli bir insan olarak, en büyük hayalim atlarla gösteriler yapmak. Bu gösterileri de aynı yurtdışında olduğu gibi büyük bir organizasyon haline getirmek. Atları sirkte ilk defa gördüğümden beri bu hayali kuruyorum. Atlara olan tutkumun benim hatırlayamadığım kadar küçük yaşlarda başladığını söylemiştim. Bu ilişki, daha sonra sıra dışı binicilik becerileri olarak adlandırdığım, atlar ile farklı çalışmaları icra etmeye başladım. Bu iletişim, zamanla çok daha farklı bir boyuta, hem çok keyif aldığım hem de üzerine “Atlı Yaşlanma Projesi” geliştirdiğim bir boyuta evrildi. Benim hedefim, atlı akrobat olmak değil ya da iyi bir eğitmen olmak değil. Ben atlarla beraber yaşamak, yaşlanmak istiyorum. “Atlı Yaşlanma” adını verdiğim bu proje için önümde çok önemli örnekler var. Merdenov Sirki’nde çalıştığım yıllarda tanıdığım, Atlı Akrobasi Topluluğu’nun yöneticisi Yuriy Merdenov 83 yaşında, hala ata biniyor ve sahneye çıkıyordu. Buna gerçekten çok saygı duyuyorum. Ayrıca, dünyanın bütün etnik topluluklarının kendine has atlı oyunları var. Bunların bir kısmı spor olmuş, bir kısmı da oyun olarak kalmış. Bunlar çok kadim oyunlar ve tarihçeleri atın ilk defa evcilleştirildiği yıllara kadar uzanıyor. Bu oyunlarla ilgili hepsinin bir arada olduğu arşiv veya eser yok. Bunun kitap veya belgesel olarak bir araya getirilmesi de benim için çok büyük bir tutku... ÇÇ Ülkemizdeki atçılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde çok kadim bir atçılık var. Fakat, atçılık günümüzde modern şehirlerden çekilmiş veya binicilik kulüplerine ve hipodromlara sıkışmış durumda. Ama Anadolu’ya gittiğiniz zaman Mardin’den Çanakkale’ye, Antalya’dan Kars’a inanılmaz bir atçılık var. Rahvan yarışları, düz koşular, atlı kızaklar, atlı sportif faaliyetler, atlı geleneksel oyunlar, hippoterapiler... Atçılık inanılmaz boyutlarda ve aynı zamanda çok büyük bir geçmişe sahip. Bugün Evliya Çelebi’nin Seyâhatnâmesi’ni okuduğumuzda, 1500- 1600’lü yıllarda, at meydanında atlı akrobasi dalında gerçekleştirilen gösterilerden bahsediliyor. Dönemin minyatürlerinde de bu atçılığın yansımalarını gözlemleyebiliyoruz. Zaman zaman başka köşelere gitmiş, zaman zaman biz bunun farkında değilmişiz ya da olması gereken kriterleri kaybetmişiz. Fakat, zaman içinde bu kriterlerin geri geleceğine inanıyorum. Bu bizim kültürümüzden kaynaklanıyor diyebilirim. Malum, evimizde elektrik kesildiği zaman bir elektrikçiye değil de bakkala danışıyoruz. Bu, atlar ile iletişimde de böyle işliyor. Onlarla bir süre vakit geçirebilen herkes, attan çok iyi anladığını, onu çok iyi eğitebileceğini düşünüyor. Sektörde her meslekten insan, at yetiştirmeye veya eğitmeye çalışıyor. Maalesef belirli bir noktaya gelemiyoruz. Bununla ilgili yeterli sertifikasyon programlarımız yok. Yurtdışındaki örnekleri incelediğimizde, işi uzmanına bıraktığımızda başarılı olabileceğimizi ve ancak bu şekilde akademilerin kurulabileceğini düşünüyorum. Herkesin her şeyi yapmaya çalıştığı bir ortam bizi dibe çekiyor. Usta - çırak ilişkisini kaybetmiş olduğumuzdan dolayı bunu yaşıyoruz. Biz ustalarımızı kaybettiğimiz için veya herkes her işi yaptığı için, bir sistem bir kriter kurulamıyor. Bugün, Avusturya’daki İspanyol Binicilik Okulu, 250 yıllık bir geçmişe sahip olması gibi birçok örnek verilebilir. Dolayısıyla, biz bunları geçmişimizden kaybedip, elektrikleri tamir ettirmek için bakkala danışır olmuşuz... ÇÇ Atlar ile iletişimin kişisel gelişime faydalı olduğunu düşünüyor musunuz? Atlar ile ilgilenmenin kişisel gelişime faydalı olduğu tarihin kanıtladığı bir gerçektir. Bugün Türkiye Jokey Kulübünün de medikal olarak gerçekliği ispatlanmış olan At’la Terapi Merkezleri var. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin bu konuda çalışmaları var. At ile iletişim gerçekten insan ruhuna iyi geliyor. Diğer taraftan, bunu doğa kurallarına indirgeyecek olursak, atlar hayattan çok az beklentisi olan canlılardır. Bu beklentiler, güvende olmak, arkadaşları yani sürü ile birlikte olmak ve güzel beslenebilmektir. Tüm beklentisi bu olan atlar, asla agresif değil hep pozitif bir psikolojiye sahiptirler. Dolayısıyla, insanla iletişim halinde oldukları süre içinde de bu pozitifliği insanlara da yansıtabiliyorlar. Diğer taraftan atlar, fiziksel, zihinsel veya psikolojik rahatsızlıklarımızı tedavi edebilen canlılardır. Ben, çocukların özgüvene sahip olmaları ve fiziksel gelişimleri için atlı sporların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Malum, biz tüketim dünyasında yaşıyoruz. Günümüzde çocuklar bir oyuncak alıyor, onu atıp - kırıyor ve daha sonra yenisini istiyorlar. Telefonlar da iki senede bir bozuluyor ya da yeni modelleri çıkıyor, hem büyükler hem de çocuklar da bu yeni modelleri talep ediyor. Bu şekilde, eşyaya veya oyuncağa davranış şekli, bireylere karşı da gerçekleşebiliyor. Çocuklar, oyuncaklarını atıp kırdıktan sonra, yeni bir oyuncak isteyip bunu elde ettikleri zaman, aynı davranışı sınıf arkadaşına da yapabiliyorlar. Arkadaşının kalbini kırıp yeni arkadaşlar bulmaya çalışıyor. Fakat, atların bütün dünyasının güven üzerine kurulu olduğundan bahsetmiştik. Bundan dolayı atın güvenini bir kere kırdığınız zaman, artık onunla yeniden dost olmanız çok zor olabilir. Atı bir defa kırdığınız zaman yeni bir at isteyemiyorsunuz. O at size tekrar dost olamayabiliyor. Yeniden dost olabilmek ve güveni tahsis edebilmek için bir emek sarf ediyor olmanız gerekiyor. Bunların, özellikle yetişme çağında olan çocuklar için çok önemli unsurlar olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda, gerek atla iletişimin gerek atlı sporların insan hayatına çok özel bir dokunuşu olduğunu söyleyebilirim...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=