2019_Ocak

40 TJK’NIN SESİ OCAK 2019 illattan önce 50.000 yılından itibaren yerleşim yeri olarak kabul edilen Mardin, hububat üretimi ekonomisinin başladığı dönemlerdeki sürekli yerleşim alanları içinde, Kuzey Mezopotamya’nın en değerli şehirlerden olmuştur. Yazılı anıtlardan edinilen bilgilere göre Mardin, önce Subarulara, daha sonra Akadlara, Babil İmparatorluğu’na, Hurilere, Mitanni ve Huri Krallığı’na, Roma ve Bizans İmparatorlukları’na, Araplara, Hamdanilere, Selçuklular’a, Zengilere, Artuklulara, Moğollara, Timurlenk’e, Karakoyunlular’a, Akkoyunlular’a, İran’lı Safaviler’e ve en nihayetinde, Yavuz Sultan Selim’in fethi ile Osmanlı Devleti’ne ev sahipliği yapmıştır. Mardin ve çevresi, önce Roma İmparatorluğu’nun daha sonra Bizanslılar’ın Sasanilerle mücadelelerinde önemli bir yer işgal eder. II. Constantius zamanında, İranlılar’ın sık sık düzenlediği baskınları engellemek için iki kale yaptırılır. Mardin de bölgedeki en güçlü şehir olan Diyarbakır’a (Amed) bağlanır. Mardin, o yıllarda büyük önem taşıyan Diyarbakır - Nusaybin Ticaret Yolu’na hakimiyeti sebebiyle kervanların uğrak noktası olur. Bu nedenle, birçok kervansaray yaptırılan şehir, Mezopotamya topraklarından getirilen atların konakladığı bir geçiş noktası olur. Mardin’e ait kanunnamelerde, 1766’da Musul üzerinden Mardin’e gelen C. Niebuhr’un, kendisini getiren kervanın, 400 yolcu, 2.000 parça yük, 1.400 deve, 500 ila 600 at ve eşekten müteşekkil olduğunu ve 150 kadar silahlı muhafız tarafından korunduklarını söylediği yazılıdır. Bu döneme ait olan Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi gibi tarihi belgeleri incelediğimizde, Mardin’in Sancak Beyi olmayan bir sancak olduğunu görüyoruz. Bu nedenle, Mardin’de atçılığın izini sürdüğümüz yolculuğumuzda, Mardin’i günümüz il sınırları içinde değerlendirmek yanlış olacaktır. Güney sınırında Suriye yer alan Mardin’in kuzeyi Diyarbakır ile Batman, kuzeydoğusu Siirt, doğusu ise Şırnak ile çevrelenmiştir. Saydığımız her bir il, atçılık açısından çok mühimdir, bu topraklarda zamanında, aygır depoları ile satın alınan genç hayvanların uygun yaşa ulaşıncaya kadar terbiyeleri ve beslenmelerinden sorumlu ramonet depoları kurulmuştur. Dergimizin Kasım Sayısı’nda, incelediğimiz Uzunyayla Irkı atların da yaz aylarını Uzunyayla’da, kış aylarını ise, iklim şartları çok daha uygun olan Suriye toprakları ve çevresinde geçirdiğini öğrenmiştik. Suriye ve Irak sınırına bu kadar yaklaşmışken, Darley Arabian’dan ve o dönemde, Suriye ve Musul Sancakları’nda yapılan at ticaretinden bahsetmeden geçmek istemedik. M DEYRÜZZAFERAN SÜRYANİ MANASTIRI MARDİN / KIZILTEPE

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=