2019_Ocak

16 TJK’NIN SESİ OCAK 2019 DUAYEN, SEDAT EVLIYAZADE… Sedat Evliyazade, Türk atçılığının duayen isimlerindendir ve Willam Giraud’nun atlarına bakardı. Biz de tabii mahallede meraklı olduğumuzdan, 1960 senesi Gazi Koşusu var. William Giraud’nun iki tane tayı koşuyor, biri Telemaque diğeri Helene De Troia… Sedat Ağabey de bu atlarla ilgileniyor. Onun, meşhur elinde taşıdığı bir iskemlesi vardı, onu açıp oturdu, biz de yanına oturduk. Başladı atların seceresinden bahsetmeye ve dedi ki, “Herkes Telemaque ile yarışı kazanacağımızı düşünüyor ama biz Helene De Troia ile Gazi Koşusu’nu kazanacağız.” Dediği gibi de oldu… SAYGI VE SEVGI İÇINDE… Seneler çok hızlı geçiyor, biz eski Kulüp arkadaşları olarak çok az kişi kaldık. Eskiden her Salı günü İstanbul’daki lokalde yemek yapılırdı. O yemeklerde çok güzel sohbetlerimiz olurdu, büyüklerimizi dinlerdik. Ve inanır mısınız, hangi büyüğümüz gelirse gelsin ayağa kalkılır, yer gösterilir, otur demeden hiçbirimiz oturmazdık, böyle bir saygı ve sevgi içindeydik. İnşallah şimdiki arkadaşlarımız da bu konularda hassasiyet gösterirler. Tabii devir değişti, eskiden hiçbir arkadaşımız Şeref Tribünü’ne kravatsız çıkmazdı. O Kulübün bir marka değeri gibiydi ve muhteşem Gazi Koşuları olurdu. Şimdi de bizim en önemli günümüz halen Gazi Koşusu’nun yapıldığı zamanlardır. MINIMO… Sahalarımızdan çok iyi atlar geldi geçti. Ama benim hiç unutamadığım Minimo olmuştur. Eliyeşil Ekürisi’nin kısrağıydı ve inanın bu safkanı o kadar sahiplendim ki, sanki benim atım gibi başarılarında sevinirdim ve ister Ankara’da ister İstanbul’da olsun, hiçbir yarışını kaçırmadım. Minimo, bir yaz günü Edip Çizmeci’nin Levent isimli bir atına geçilmişti ve o gün çok üzülmüştüm. ANILAR… Sene 1971, benim ilk oğlum doğdu. Hastanedeyiz ve telaşla bazı ihtiyaçları unutmuşuz. Ne yapacağız derken, ben hemen gidip alayım geleyim dedim. O saatte de Ankara Hipodromu’nda Çaldıran Koşusu vardı. Önce hipodroma gittim. Hiç unutamam; Akkor ve Galla Placidia potoya beraber girdiler. Bir burun ucuyla William Giraud’nun Galla Placidia isimli tayı koşuyu kazandı. Yani bu da hafızalarımda yer eden çok güzel bir anımdır. CIHANGIR VE CAERLAVEROCK… İkinci Cihan Harbi’nde ülkeler savaştan çıkmış ve maddi durumlar daha regüle edilememiş, bize tesadüfen iki tane Hyperion yavrusu aygır gelmişti. Bir tanesi Caerlaverock, diğeri de Cihangir… Ne yazık ki bu aygırın yavrularına yeterince önem verilemedi, eğer verilmiş olsaydı çok güzel bir kan hattı oluşturulabilirdi. Bakın, 1994 yılında Sedat Özcan Ekürisi’nin safkanı As Jet Gazi Koşusu’nu kazanıyor ve bu atın pedigrisine baktığımızda Cihangir’i görüyoruz. Babası Arslan, Arslan’nın babası da Kılıçaslan ve onun babası da Cihangir. Başka bir örnek vereyim, Prince Tudor ile Cihangir kızı Linda’nın eşleşmesi efsane Karayel’i çıkartıyor. Ne yazık ki biz yeterince bu aygırlardan yararlanamadık. Bu iki aygır varken, Kulübümüz iki tane aygır ithal etti, bir tanesi Kamalpour, diğeri Karoo… Bu iki aygır, Cihangir ve Caerlaverock’un esamesi olamadı. Örneğin, Ahmet Tokdemir Ekürisi’nin Aristocrat isimli aygırı düzenli bir şekilde organize edilebilseydi çok daha iyi yavrular verebilirdi. Bunun gibi örneklerimiz çok… Biz sahip olduğumuz aygırlardan bir kan hattı oluşturamıyoruz. %70 ANNE… Bunların dışında, çok iyi aygırlarımız da oldu ama bir yerde yanılıyoruz; İngiliz atlarında başarı için anne faktörü %70 etkilidir. Yani, babadan daha önemlisi annedir ve uyumu için çok iyi etüt edilmesi gerekmektedir. İstediğiniz kadar iyi aygır ithal edin, kısraklar konusunda seçici olunmazsa başarı da gelmeyecektir. Burada bir şey daha eklemek istiyorum; Kulüp olarak aygır ithal ettiğimiz gibi, muayyen sayıda kısrak da ithal edebilirsek ve çıkan yavruları Newmarket’teki gibi açık arttırma ile satabilirsek, kan hattını çok geliştirebiliriz. Atçılık her geçen gün zorlaşıyor ve bu bir gönül işidir. Umuyorum ki her şey daha da güzel olacaktır. 4 TEMEL FAKTÖR… Atçılık sektörü bana göre dört faktöre bağlıdır. Bir; Tesis… Hipodromlar, ahırlar vs. olmadan bu işi idame ettiremezsiniz. İki; At… At olmadan tesisleriniz de bir işe yaramaz. Üç; Personel… At sahibi, antrenör, seyis, jokey, veteriner, profesyonel kadronuz vs. Dört; Yarışsever… En önemlisi yarışsever. Yarışseveri hipodromlara çekmelisiniz. Hipodroma yarış izlemeye gelen yarışsevere en iyi hizmeti verebilmemiz lazımdır. Ailede hükümdar çocuktur ve çocukları mutlu edecek hizmeti verirseniz, aileleri de yarışlara çekersiniz. Bakın, Ankara 75. Yıl Hipodromu ilk açıldığında ağaç yoktu.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=