2019_Mayis
56 TJK’NIN SESİ MAYIS 2019 Biz de tesisimize gelen her çocuğu, atlar ile bir araya getirdik ve dokunarak hissetmelerini ve atın kendine has kokusunu duymalarını sağladık. Bu süreçte, çocuklarımızın ata yaklaştıklarındaki sevinçleri ve yüz ifadeleri her şeye değerdi. Ayrıca, sadece çocukları da değil, at ile insanların buluşması noktasında, yetişkinleri de atlar ile buluşturduk ve buluşturmaya devam ediyoruz. Tesislerimizin çok sayıda üyesi var. Üyelerimiz arasında hakimler, savcılar, polisler, askerler gibi kamu personeli ağırlıklı birçok kişi bulunuyor. Bu insanlar, iş hayatının stresini atlarla atma fırsatı buldu. Bircok binicimiz küçüklüklerinden itibaren, başka bir canlı ile iletişime geçmemelerinin sebep olduğu, empati kurma ve özgüven eksikliklerini giderme fırsatı buldular. Bunun yanında, beden kondisyonlarını da geliştirdiler. At ile insanın buluşması sizin için ne ifade ediyor? Belki klasik olacak ama at benim hayatım. Senelerce, engelli bireylerle verdiğim atlı terapi seanslarında ve binicilik dersi verdiğim çocuklar ile aynı frekansı yakaladım. Bu frekansı, atlarda yakaladığımı hissediyorum. Bana, çocuklarla nasıl bu kadar iyi anlaşabildiğimi soruyorlar... Bu soruya cevabım, çocuklarda ve atlarda aynı saflık ve aynı güven duygusu ihtiyacı var, onlar sanki kalbinizi okuyorlar. Benim, ayna tepkisi ismini koyduğum bir savunma sistemine sahipler ve sizdeki duyguyu, bu hangi duygu olursa olsun aynı şekilde size geri yansıtıyorlar. Bu duygular korku, endişe veya sevgi olabilir. Ben, atların yanına zihnimi boşaltarak gidebiliyorum ve ruhumu yanına yaklaştığım ata açıyorum. Hep bahsedilen, o ulvi tasavvufi ilişkiyi atlarla yakalayabiliyorum. Benim için insana en yakın olan ve bizi en iyi hisseden canlı, atlardır. Engellilere olan faydalarını da gördükten sonra benim için dünyevi kaygıların hiçbir anlamı olmadığını anladım. Her canlının bir misyonu vardır. Ben, ne kadar çocuğun veya engellinin yüzünü güldürebilirsem o kadar kendimi mutlu hissediyorum. Hatta bir hadisi şerifte, “Dünya saadeti atların sırtındadır” diye aktarılır. Derslerimde de binicilerime bu maneviyatı, öncelikle güvenmeyi, sevmeyi ve atı hissetmeyi öğretmeye çalışıyorum. Zaten, temelinde güven olan her ilişki, büyük sevgilere ve bağlılıklara dönüşüyor. Müfredat, teorik teknik bilgi ve pratik kolayca gerçekleşiyor. Benim en büyük ustam ve yol göstericim atlar oldu. Çünkü, atlar konuşmadan öğretebilen yegane varlıklardır. At’la terapinin faydaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben, Atlı Birlikler’deki görevime başladıktan kısa bir süre sonra, hippoterapi, atla terapi ile ilgilenme fırsatı buldum. Türkiye’de engelli bireylere olan bakış açısının değişmesi ve gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. Engellilere ve engelli haklarına çok değer veriyorum. Çünkü hepimiz, birer engelli adayıyız. Hatta, potansiyel engelliyiz. Engelli bireylere, kendileri de ailemin birer ferdiymiş gibi yaklaşırım. Onlara nasıl yardım edebileceğimi düşündüğüm noktada da atla terapi ile karşılaştım. 2006 yılında, atla terapi konusunda kişisel gelişimimi başlatmıştım. Birkaç yıl boyunca araştırmalarıma devam ettikten sonra, Türkiye Binicilik Federasyonu’nun açmış olduğu Adaptif Binicilik Kursu’na katıldım ve Amerika Birleşik Devletleri’nden ülkemize gelen, “North American Riding for the Handicapped Association” (NARHA) adlı kuruluşun eğitmenlerinden aldığım dersler ile kendimi geliştirdim. Adaptif Binicilik eğitimi sonrasında, engelliliğe sebep olan rahatsızlıklar hakkında daha çok bilgi sahibi oldum. Cerebral Palsy, Otizm, Down Sendromu, öğrenme güçlükleri, ince motor bozuklukları gibi hastalıklar ve bu hastalıklara atla terapi yaklaşımında, dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda ayrıntılı dersler aldıktan sonra uygulamalarıma başladım. Daha sonraki yıllarda, yaptığımız terapiler ile herkesin atlardan yararlanmasını sağlamaya çalıştım. Otizmli bireyler, duvarlarını yıktılar. Enerjisi zaten çok yüksek olan Down Sendromlu çocukların enerjileri iki katına çıktı. Örneğin, hem öksüz hem de cerebral palsyli olan Sıla, denge bozukluğunun yanında, ağzını kapalı tutamama ve idrar kaçırma bozuklukları olan bir çocuktu. Kendisi, atla terapi seanslarına başladıktan iki sene sonra dengesini kurarak, bana bir çiçek hediye etti. Bu, benim için hem maneviyatı çok yüksek hem de inanılmaz mutluluk verici bir olaydı. SAİM KUZPINARI ÖZGE BENLİ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=