2019_Mayis
VELIEFENDI VE DR. SEFEROF… Bir zaman sonra ablamın kızının kocası beni Veliefendi Hipodromu’na götürdü. O zamanlar tren, hipodromun çok yakınında duruyordu ve patikadan mısırcıların, köftecilerin arasından Veliefendi’ye geçiyorduk. O zamanlar 11 yaşlarındaydım. O yıllarda Ferhundeler, Tomurcuklar vardı, hepsini gördüm, çok büyük atlardı. Yıllar geçtikçe ben de yaş almaya başladım ve sürekli kaçıp Veliefendi’ye gitmeye başladım. İşte tam da o yıllarda Dr. Seferof ile tanıştım. Yanında kardeşi Arkadi de vardı. Dr. Seferof çok iyi bir adamdı. Öğrenmek istediğim her şeyi sorardım, anlatırdı. Her sabah beraber hipodroma gidiyorduk. Atlarla alakalı bana izahlarda bulunuyordu. Komosaj diye bir atı vardı, çok güzel safkandı ama plase bir attı. Her sabah onun için gelir, kendisi idmanını yaptırır ve geri dönerdi. Bence atlara olan sevdanın tanımı, tam olarak budur. Yıllar geçtikçe yaş almaya başladım. Ablamın kızının kocası Serdar Özazakan ile beraber Veliefendi’ye gidip geliyoruz. Gide gele at yarışlarına daha çok bağlandık. Daha sonra Ankara’da İlkbahar yarışlarına gittim. 1947 baharında, Eşref Somtürk, Selahattin Aşarlar, Genç Mehmet, Kel Sabri, Ali Canip Sümer ile kaynaştım. Tabii, ben onların yanında çocuk gibiyim. Allah rahmet eylesin, Eşref Ağabey bana hep destek olmuştur. KASVA… O yıllarda Kasva’yı ilk kez ringde gördüm. Kazım Ağa, oğluyla beraber gezdiriyordu. Bir gözü çakır, bir gözü farklı olan değişik bir attı. O kadar çok hoşuma gitti ki, bayıldım… Kendi kendime, “Ben bu atı alacağım” dedim. Ama nasıl alacağımı bilmiyorum çünkü param yok. Ablamı bir şekilde ikna edip alırım diye düşündüm. Ablam da o senelerde sayılı zenginlerdendi ve ilk otomobil kullananlardandı. Ablamın Ayazpaşa’daki evine gittim ve “Abla, ben bir at aldım ve 3000 Lira kapora verdim” dedim. Bana “Neee! Sen parayı sokakta mı buluyorsun? Sen nasıl 3000 Lira kapora verirsin” dedi. Ben de “10000 Liraya aldım, 3000 Lirası kapora” dedim. “Eyvaaah” dedi, çok sinirlendi ama biliyorum, ablamın siniri çabuk geçerdi. Neticede, 10.000 Lira parayı çıkarıp bana verdi. Ben tabii Kazım Ağa ile 6000 Liraya konuşmuştum. Gittim atı almaya, biraz daha pazarlık yaptım. Meğer onlar benim alacağıma inanmıyorlarmış, benimle dalga geçiyorlarmış. Neticesinde Kazım Ağa’ya, “Ben bunu senden 5600 Liraya alırım daha da fazla vermem dedim. Neyse, kabul etti ve atı aldım, o da gitti 5000 Liraya Cahit Abayık’dan Güzel diye bir at aldı. İsmini daha sonra Burak koydu. Burak, Peygamberimiz’in atının ismi, Kasva da devesinin ismidir. Atı ben bir güzel fıstık ve üzümle beslemeye başladım, at davul gibi oldu. İstanbul’a geldik, sıcaklar başladı, at da kiloları verdi. Sezonun son haftası yarıştık ve koşu, Kasva, Pehlivan bitti, çok da sürpriz oldu. Aldım atı tekrar Ankara’ya götürdüm. İlk hafta Kazım Ağa’nın aldığı Burak ile karşılaştık. Yarışta 22 tane at koşuyordu. Herkes ben bu Kasva’yı aldığımda Kazım Ağa’ya, çocuğu kandırdın demişler. Tabii, ben bunu duydum sonradan, jokeye taktik verirken de “Burak 5’inci olursa sen 4’üncü, 10’uncu olursa 9’uncu olacaksın, bütün yarış onu kollayacaksın” dedim. Biz virajdan itibaren bir kapışmaya başladık, potoda bir baş farkıyla Kasva kazandı. Tabii, herkes bir tezahürat etmeye başladı, Kazım Ağa da kıpkırmızı oldu. Kasva ile yaşadığım bir hatıramı da anlatayım. Bir dönem Kasva’yı kendim çalıştırmak zorunda kaldım. Çimentonun rayları vardı, tam pistin üzerinden geçerdi. Ben atı aldım, gayet güzel çalıştırıyorken, rayların oraya geldiğimizde bir ses çıktı ve sonrasında atı tutmaya imkan kalmadı. Baya bir kaçırdı beni ve hırsını aldıktan sonra ancak durabildik. Hatta Fikret Yüzatlı ile Fehmi Simsaroğlu çardaktan kalkıyorlar, “ha düştü ha düşecek” diye beni izlemişler. Ben gelince de “Oğlum sen bu atı nasıl durdurdun, neden centilmen yarışlarına binmiyorsun” dediler. Sonra da baya bir zaman konuştular ama ben atı başarıyla çalıştırabilmiştim. Yani Kasva ile atçılık hayatımız başlamış oldu. Sonrasında da antrenörlük yaptım, Nurcivan, Buskashi gibi çok iyi atlar yetiştirdim. FIRE WORK… 1962 yılı Gazi Koşusu’nu Fire Work ile burun ucuyla kaybettim. Benim için çok talihsiz bir yarıştı. Koşunun son 400’ünden sonra uzak ara yaptık ve Mümin kazandım diye biraz da rahat davranınca, Flying Star potoda bir burun farkıyla bizi geçti. 17 TJK’NIN SESİ MAYIS 2019 KASVA’YI KAZIM AĞA VE OĞLU PADOKTA GEZDİRİRKEN...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=