2019_Haziran
20 TJK’NIN SESİ HAZİRAN 2019 ngiltere’de ‘Royal Ascot’, Fransa’da ‘Prix de Diane ’ ve Türkiye’de ‘Gazi Koşusu’… Binlerce yarışseveri hipodromlara toplayan yarışçılığın önemli etkinliklerinde, herkes yarışın sadece pistte olduğunu zannetse de asıl rekabet, tribünde gerçekleşiyor. Katılımcılar ‘En iyi Giyinen’ unvanını alabilmek için kıyasıya yarışıyor. Üstelik bu rekabet tıpkı koşular gibi kesin kurallara sahip olabiliyor. 1711’den beri devam eden Ascot yarış kurallarına göre kadınların omuzlarını kapatan bir kıyafet giyip şapka takmaları gerekiyor. Her sene Ascot rehberi yayınlanıyor. Bu rehberde sizin katılacağınız yere göre kıyafet kuralları belirtiliyor. Kraliçe Elizabeth’in bulunduğu bölümde, eteğiniz diz üstü olamaz. Kollarınızda iki inçten daha dar bir askı kullanılamaz, belinizi ve sırtınızı açamazsınız. Şapkanızın tabanı da en az 10 santim olmalıdır. Fransa’da şapkaların öne çıktığı bir koşu olan Prix de Diane ise 1843’ten bu yana savaş dönemleri dışında her yıl düzenlenmektedir. Burada kadınların giymiş olduğu gösterişli şapkalar, bir geleneğin devamı anlamına geliyor. Ülkemizde ise her yıl Gazi Koşusu’nda koşacak olan safkanlar kadar kadın davetlilerimizin şıklığı da basında oldukça geniş yer buluyor. Modern dünyada at yarışları, beraberinde kendine özgü bir moda kültürü de yaratıyor. Ülkemizde köklü bir geçmişe sahip olan at yarışları, ilk defa İzmir’de 1856 yılında düzenlenmeye başlamış. O döneme ait fotoğraflara baktığımızda at yarışı izlemeye gelen kadınların birbirinden şık şapkalar ve kıyafetler ile geldiklerini görüyoruz. 1856’larda başlayan bu gelenek; daha sonra bürokrasinin kalbinin attığı Başkent Ankara’nın sosyalleşme merkezi olan Ankara Hipodromu’nda, 1930’larda düzenlenen yarışlarda da devam etmiştir. Ayrıca dönemin önemli gazetelerinden olan Hâkimiyet-i Milliye’de, at yarışı neticelerinin yanında Nilüfer Luy adlı moda editörünün dönemin yarışlarını izlemeye gelen kadınların kıyafetlerine yönelik eleştirilerinin yer aldığı moda yazıları yazdığına tanık oluyoruz. 1930’larda at yarışlarına giderken görgü kurallarına uygun giyinmek şarttı. Bu etkinlikte erkekler; redingot ceket, pantolon, eldiven ve silindir şapka giymekte, kadınlar ise tuvalet ve tül şapkalarıyla katılmaktaydılar. Gelenek zamanla esneklik gösterse de Gazi Koşusu’nda kadınların şıklık yarışı 93 yıldır kesintisiz olarak devam ediyor. Yarışlarda rekabetin en az atların mücadelesi kadar çetin geçtiği günümüz yarışçılık modasında ilk olarak şapkalar seçilir. Elbise ve diğer aksesuarlar ise sonra gelir. Çok gösterişli bir şapkanın altına frapan bir elbise giyilmez. Elbiseniz konuşulur, şapkanız konuşulur ama güzelliğiniz konuşulmaz. Biri sade ise diğeri daha gösterişli olmalı. Kimi katılımcılar; özel tasarımcılar ve kalabalık bir ekiple bu zorlu rekabete hazırlanarak, ‘En iyi Giyinen’ unvanını alabilmek için yoğun bir çaba içine giriyor. Atların kupa, kadınların güzellik yarışına girdiği etkinliğin hazırlığına aylar öncesinden başlıyoruz. Gazi Koşusu coşkusunun adına yaraşır bir şekilde tüm yarışseverler ile bir festival coşkusu tadında yaşanması ve hafızalarda unutulmaz anılar bırakması için bir birinden özel ve eğlenceli aktiviteler kurguluyoruz. Kadınlar, gençler, çocuklar ve herkesin doyasıya eğleneceği, doğa ile iç içe hipodromumuzda keyifli vakit geçirecekleri içerikte etkinlikler önceliklerimiz arasında yer alıyor. 30 Haziran’da düzenlenecek olan 93. Gazi Koşusu’nun hem pistte hem de tribündeki birincileri kim olur bilemeyiz ama tüm misafirlerimizin unutmayacakları bir gün geçireceğine eminiz. “Atlarla birlikte şapkalar da yarışıyor” İ TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ KURUMSAL İLETİŞİM VE PAZARLAMA MÜDÜRÜ AYLİN SEVİM
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=