2019_Eylul

25 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2019 Aynı zamanda mesleğiniz olan foley sanatının zor tarafları nelerdir? Her işin zor tarafları olduğu gibi foley sanatının da bazı zor tarafları var. Foley, izleyiciler açısından ne kadar kolay gözükse de aslında çok zor bir iştir. Öncelikle, çok sabırlı olmanız gerekiyor. Sabretmeniz ve bazen bir sahneyi binlerce defa tekrar ederek, aynısını aynı şekilde yapıyor olmanız gerekiyor. En basit bir efekti doğru zamanlama ile yapamazsanız, o film sahnesi ile eşleşmiyor. Örneğin bir sahnede, oyuncu kapıyı çalıyor. Eğer kapı çalma görüntüsü, kapı çalma sesi ile örtüşmezse bunu kolaylıkla algılıyorsunuz ve bir terslik olduğunu fark ediyorsunuz. Yürüyen insanlarla aynı anda yürümem, koşmam veya durmam gerekiyor. Atın kendi seslerini, atın hareketleri ile ilgili sesleri, atın ekipmanlarının çıkarttığı sesleri ve binicinin çıkarttığı sesleri yapmam gerekiyor. Sahne devam ettikçe, binicinin atından inmesi ve atını sevmesi söz konusuysa, bu gibi aklınıza gelebilecek birçok sesi de yapmam gerekiyor. Bu iş, hem sabır hem zaman hem tecrübe ve aynı zamanda da hızlı olmanızı gerektiriyor. Tüm bu kombinasyonu bir arada yapmanın da kolay olmadığını söyleyebilirim. Ülkemizde efektörlük mesleği ile ilgili bir eğitim veriliyor mu? Ülkemizde efektörlük mesleği ile ilgili herhangi bir akademik eğitim verilmiyor. Aslında dünyaya bakarsanız, dünyada da efektörlük ya da foley artistlik ile ilgili herhangi bir akademik eğitim verilmiyor. Efektörlük, babadan oğula veya ustadan çırağa el verilerek öğrenilen bir sanat dalı ve iş koludur. Ülkemizde bu işi yapan iki - üç kişiden birisi benim. Ayrıca, nesilden nesile; dedemden babama, babamdan da bana aktarılan öğretiler ile bu sanatı icra eden tek kişiyim. Farklı ülkelerde ziyaret ettiğim tüm stüdyolarda da bu sanatın böyle öğrenildiğini gördüm. Hatta, kullanılan teknikler ve teknoloji bile aynı. Sadece, bizim yaptığımızın çok daha büyüğünü hayata geçirmişler. Sektörel olarak incelediğimizde de Hollywood, Türk Sineması’ndan daha büyüktür. Bu nedenle yaptıkları foley stüdyoları da daha büyük oluyor. Tek farkın bu olduğunu söyleyebilirim. Sonuç olarak, bu sanatın öğretilebilmesi için dünyanın her yerinde usta - çırak ilişkisi gerekiyor. Beni tanımak ve yaptığım işleri öğrenmek isteyenler, adım ve soyadımdan oluşan web sitemi ziyaret edebilirler. Foley artistliği merak eden, “Ben hiç foley stüdyosu görmedim ve görmek istiyorum...” diyen herkese kapım açık. Bu sanata gönül veren veya bu sanatı öğrenip, kendini geliştirmek isteyen kim varsa, buyursun gelsin. Ben kendilerine yardımcı olmaya hazırım.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=