2018_Subat

85 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2018 T JK’nın Sesi Dergisi ekibi olarak, “At Türk’ün Kanadıdır” Sergisi’ni, açılışından bir gün sonra, 16 Ocak 2018 Salı günü gezme fırsatını bulduk. Ayten Çağlar ve Beste Gürsu da bizleri misafir ederek, çalışmalar hakkında bilgiler verdiler. İlk olarak Ayten Çağlar anlatmaya başlıyor: “36 yıldır resim yapıyorum, atlarla büyüdüm ve onlarla yoğuruldum diyebilirim. Bandırma’da atölyem var. Günümüze dek atları defalarca çok yakından inceleme fırsatını buldum. Atları resmedebilmemeniz için anatomilerini çok iyi bilmeniz gerekiyor. Bir resme başlamadan önce uzun süren eskiz çalışmalarım oluyor. Önceleri değişik konuların resimlerini yapıyordum ve sonunda atlarda karar kıldım ve 20 yıldır sadece atları resmediyorum. Bugün burada bulunduğumuz “At Türk’ün Kanadıdır”, 21’inci kişisel sergim. Buradaki eserlerimde karışık teknik kullandım ve çok da güzel ve olumlu tepkiler aldım. Atların birçoğumuzun ruhlarına hitap eden özel canlılar olduğuna inanıyorum. Bir atı resmetmek zordur, bu konuda kendime çok güveniyorum, demin de dediğim gibi onlarla iç içe büyümem sanırım onları resmetmemde bana büyük artılar kazandırmıştır. Türkiye Jokey Kulübü olarak sizlerin sosyal sorumluluk projelerinizi takdir ediyorum. Nasıl ki engelli çocuklar At’la Terapi ile çok büyük faydalar görüyorlarsa aynı şekilde, at resimlerine bakarak, onlara dokunarak da aynı şekilde olumlu etkiler alıyorlardır. Bu sergimizi arkadaşım Beste Gürsu ile birlikte tam 5 yılda oluşturduk ve bugün burada olmaktan çok mutluyuz. Bundan sonraki çalışmalarımda da atlara devam demek istiyorum. Hepinize teşekkürlerimi sunuyorum.” Ayten Hanım’dan sonra biraz da Beste Gürsu’dan bilgi edindik: “Bugün burada bulunduğumuz “At Türk’ün Kanadıdır” Projesi’ni, Ressam Ayten Çağlar ile birlikte tam 5 yıllık bir çalışmanın ardından ortaya çıkardık. Bu proje bir sergi olarak bizlerle buluştu, ancak, içinde birçok multidisiplin barındırıyor. Kaşgarlı Mahmut’un Divan - ı Lugatı’ndan yola çıktık. Onun bu divanda en önemli anlatımı olan “At Türk’ün Kanadıdır”, bizim projemizin de çıkış noktası oldu. Biliyorsunuz ki atlar, Türk Kültürü’nde çok önemli bir yere sahiptir ve adeta Türklük ile eşleşmişlerdir. Projemiz ve sergimiz iki ayrı yoldan yürümektedir. Birincisi, Cumhurbaşkanlığı Forsu’nda bulunan 16 Türk Devleti’nin günümüze dek koruyup devamlılıklarını sağladıkları at ırkları. Onların özellikleri, yaşanmışlıkları ve Türk Devletleri’nin bu at ırkları üzerinden edindikleri ve yaşattıkları kültürleri inceledik. Diğer yarısında ise Süleyman Şah’tan başlayarak Abdülhamit’e kadar geldik. Osmanlı Dönemi’ndeki padişahların büyük at kültürü ve atla yaşanmışlıklarını konu aldık. At üstünde şehit olmuş, atı için kitabeler yaptırmış, atıyla çöller geçmiş kutsal emanetleri ülkemize getirmiş padişahları konu aldık. Böylelikle, bu sergide iki ayrı konuyu, ama bir kültürü iç içe işlemiş olduk.” TJK’nın Sesi olarak bizlere gösterdikleri ilgi ve alaka için teşekkür ediyor, böylesine güzel bir çalışmayı hayata geçirdikleri için kendilerini tebrik ediyoruz.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=