2018_Subat
70 Türkiye Jokey Kulübü’nün Sosyal Sorumluluk Projesi olarak hayata geçirdiği, At’la Terapi Merkezleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye Jokey Kulübü’nün kurduğu At’la Terapi Merkezleri’nde yapılan terapilerin çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Ben de bu sosyal sorumluluk projesine destek olabilmek için elimden geleni yaptım ve yapıyorum da. Herhangi bir merkezde, terapi için kullanılacak eğitimli bir ata ihtiyaç duyulduğunda, bir bedel talep etmeden hediye etmeye hazırım. Binicilik, tehlikeli bir spordur. Tehlikeli olduğu için de gerekli önlemlerin alınması gerekir. Doğru ata, doğru kişiyi, doğru zamanda bindirmeniz çok önemlidir. Günümüzde, At’la Terapiyi ticari olarak yapan bazı kulüpler olduğunu görüyoruz. Hiç önlem almadan yapılan uygulamalar, binicilerde sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu konuda da Binicilik Federasyonu’na ve diğer ilgili kurumlara gerekli uyarıları yapıyoruz. Daha farklı boyutlarda düşünme kabiliyeti olan çocukların atlar ile bir araya geldiklerinde çok büyük bir gelişme sağladıklarını gördüm. Örneğin oğlum, Ali Çavdarlı, çok hiperaktif bir gençti. Fakat atlar ile tanıştıktan sonra inanılmaz bir değişim geçirdi. 2001 senesinde de Fransa, Aix Provance’da düzenlenen Uluslararası Junior Şampiyonası’nda, kendi yetiştirdiğimiz bir at olan Zeus ile birinci oldu. Bu da beni çok mutlu etti. Eklemek istediğiniz bir konu var mı? İnsanlara at sevgisini aşılayabilmenin çok özel bir şey olduğunu ve bir çocuğu gülümsetmenin, tabiata saygı duymasını sağlayabilmenin, bizlerin doğal görevi olduğunu düşünüyorum. Binicilik, her ne kadar orta ve üst gelir seviyesi için çok pahalı değilse de, halka yayılması anlamında çok masraflı bir spor. Profesyonel olmaya çalışan bir binicinin de en azından üç adet atı olması gerekiyor. Çünkü, onlar da insanlar gibi yorulabiliyorlar, hastalanabiliyorlar ve bazen bu sorunlar uzun sürebiliyor. Genellikle, söyleşilerde benzer şeyler söylenir ama binicilik, iki canlıyla birlikte yapılan ve kadın erkek eşitliğinin olduğu bir spor dalıdır. Ben, bunların yanında işin mutfağının da sevilmesi gerektiğine inanıyorum. Çocukluğumdan itibaren kendi çiftliğimi kurmak en büyük hayalimdi. Bu hayalimi gerçekleştirmek de çok genç yaşta nasip oldu. 1985 senesinde, Beykoz, Öğümce Köyü’nde bulunan çiftliğimi kurdum. Burada, eğittiğim ve yetiştirdiğim atlar ile yarışmalara katılıyorum. Konkur için özellikle, eğitimsiz ve binilmesi zor olan atları satın almak ve onları bir değer haline getirmeye çalışmak, benim özel bir keyfim ve mutluluğum. Ayrıca, Zeus’un yavrusu olan bir kısrağımız da şu anda çiftliğimizde ve bu yıl onunla yarışmalara katılmayı planlıyoruz. ALİ ÇAVDARLI
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=