2018_Subat
39 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2018 Ben, Çarşamba’da düzenlenen müsabakalara, atıma biner giderdim, yarışa katıldıktan sonra da aynı gün geri dönerdim. Devletimiz, 1950’li yıllarda Samsun’da at ırkı ıslahı çalışmaları yaptı. Fakat getirilen aygırlar, ne Arap ne İngiliz ne de Rahvan’dı. Büyük, cüsseli atlar getirdiler. Diğer yetiştiriciler de, atların cidago boylarını arttırmak ve daha üstün özellikler elde edebilmek için Bulgaristan, İran, Afganistan, Gürcistan gibi ülkelerden gelen bu atlar ile kendi ırklarını çiftleştirdiler. İşte, Canik Irkı’nın bozulması da bu şekilde başladı. Ben ırkımı bozmamak için tek bir aygır ile üretim yolunu seçtim. 70’li yıllarda, Acıpayam Bakanlık Rahvan Yarışları’nda tanıştığım üniversite hocalarından aygırı değiştirmem gerektiğini öğrendim. Yine o dönemde, ülkemizde Roam salgını ortaya çıktı. Hatta, hayvan ithalatı da durdurulmuştu. Biz hastalık nedir bilmezdik, çok çok atımız saka olur ya da üşütürdü. Roam sebebiyle çok at kaybettik. Şimdi aşılarımızı düzenli olarak yaptırıyoruz. Tüm dünya, zamanında bu topraklardan giden atlarımızı benimsemiş ve sahiplenmiş. Bugün, elimizde sadece burada görebileceğiniz Canik atları var. En azından bu değere sahip çıkmamız gerekir. Ben elimden geleni yapıyorum. Şu anda, 30 civarında atım var. Bu atlara bakmakta zorlanıyorum. Bugüne kadar koruduğum neslin bozulmasını istemediğim için de kolayı seçmedim. Tek isteğim, bu ırka sahip çıkılması ve korunmasıdır. Benim bir oğlum var, o da öğretmenlik yapıyor. Bizden sonra ne olacak bilmiyorum. Benim çocukluğumda, merkezde, Terme’de, Çarşamba’da hem dörtnal hem de Rahvan yarışları yapılırdı. Günümüzde de Rahvan yarışlarının yanında mutlaka bir dörtnal yarışları yapılır. Şahsen, eski Samsun Hipodromu’na yetişemedim ama hikayelerini dedelerimden dinledim. Bu hipodromda, at yarışları ile birlikte güreş müsabakaları düzenlenirmiş.” BAHRİ KULİK
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=