2018_Subat

31 TJK’NIN SESİ ŞUBAT 2018 C ihangir’in kızı Linda, 8 Nisan 1970 günü Eliyeşil Harası’nda Prince Tudor’dan bir erkek tay doğurduğunda, sanıyorum hiç kimse Türkiye’nin şampiyonunun doğduğunu aklına getirmemiştir. Karayel, 3 sezonluk yarış hayatında, katıldığı 18 koşuyu da kazanmış, bu arada 1973’de kazandığı Erkek Tay Deneme, Gazi ve Ankara Koşuları nedeni ile kariyerine Triple Crown (Üçlü Taç) yapmış tay unvanını da eklemişti. Baltacı Koşusu haricindeki tüm yarışlarında jokeyi Ekrem Kurt idi. Adına şarkılar bestelenmiş Büyük Şampiyon… Efsane At… Bir gün Sadık Ağabey’e (Eliyeşil) “Bana Karayel’i anlatır mısın?” demiştim. Cevabı aynen şöyleydi; “Hasan, doğrusunu istersen doğumunu hatırlamıyorum. Ama sahaya geldiği günleri çok iyi hatırlıyorum. O sene çok beğendiğim iki tayım geldi. Hangisi daha iyi karar veremiyordum. Akkor, Gazi Koşusu favorisi (Nitekim kazandı da 1972), Karayel de ona çok benzerdi. Bir gün sahanın ortasında atlar geziniyordu. Özdemir Bey, Karayel’i görmüş, “Maşallah Akkor ne kadar gelişmiş” demişti. Karayel o sene tüm koşularını kazandı. Öbür tay Kırlangıç idi, büyümeye devam etti. Döneminde, Kantar da Türkiye’nin en ağır atı oldu. Karayel’in idmanda ayağı çatladı. Tedavi edilebileceği söylendi. “Böyle bir atı tedavi ettirmem. Kendi iyileşirse koşarım.” diyerek haraya gönderdim. O gün bugündür şampiyon yavrular veriyor.” diyerek, bana Karayel’i anlatmıştı… Sevgili arkadaşım, kadim dostum Reşat Köstem ise bir yazısında Karayel’i şöyle tarif etmişti, “Onda, bir atta olması gerekenden fazla nitelikler vardı… Tribünlerin önünden geçerken, “Nerede benim alkışım?” dercesine kulaklarını oynatışı, öndeki rakiplerini yakalayıp, geçmesi gerektiğinde ne yaptığı… Hani atçılıkta bir deyim vardır, “vites değiştirdi” deriz. Ne vitesi? Turbo motor, turbo…” demiş ve şu yorumu yapmıştı. “Karayel, tüm övgüleri hak eden bir arıkan… Siz ne düşünürsünüz bilemem. O, biz izleyenler için ülkemizin gelmiş, geçmiş en büyük yarış atı…” At bilgisi çok derin olan dostum Ertuğrul Güleç de Karayel’i şöyle tarif etmişti, “Karayel’in vücut yapısında hiçbir kusur yoktu. Çok güçlü, çok güzel, mütenasip vücutlu doru bir attı. Ayrıca çok munis (sakin) idi. Karayel, yarışın ilk metrelerinde mücadeleye katılmazdı ancak, yarışın sonlarındaki müthiş sprinti ile rakiplerini sürklase ederdi.” Ertuğrul Güleç, Karayel ile ilgili bir anısını da şiir okurcasına şöyle anlatmıştı, “Karayel koşacaktı. Hipodrom çok kalabalıktı. Atları izleyebilmek için potodan uzak bir yerde bariyerlere dayanmıştım. Baktım safkanlar köşeyi dönmüş geliyorlardı. Karayel görünürlerde yoktu. Birdenbire inanılamayacak bir şey oldu. Gerilerden bir at şimşekler gibi çakarak, fırtınalar gibi coşarak gelmeye başladı. Sanki diğer atlar durdu, Karayel de ismi gibi esti. Birden önümden geçiverdi. Sanki zelzele oluyordu. Yerler sarsıldı. Gücünü göstermiş ve kazanmıştı.” Sanıyorum bu koşu, benim de bugün gibi hatırladığım Ophelia 1 isimli kısrağın müthiş bir tempo koyarak forse ettiği 1973 Gazi Koşusu’ydu. Aynen Güleç’in anlattığı gibi olmuştu. Ophelia 1, ikinci kalmış uzak ara arkasında Egemen üçüncü olmuştu. Ekrem Ağabey’in de (Kurt) Karayel için, “Hiçbir zaman kendi kendime, acaba kazanabilir miyim, kazanamaz mıyım? sorusunu sormadan bindiğim ender atların ilk sırasındaki safkan idi” dediğini çok iyi hatırlıyorum. Koşarken, “Şampiyon At” sıfatını alan Karayel, aygır olarak da şampiyon oldu. Birbirinden değerli çok sayıda atın babası oldu. Cartegena - Kara Murat - Kadriş - Adalım - Gizmo - Mahinur - Ayça - Seren 1 - Kapkara - Karanimo gibi daha bir çok at Karayel yavrusuydu. Bu yavrular Karayel’i Aygır Kazanç Listesi’nin başına oturttu. Seren 1 ile Cartegena da Gazi Koşusu’nu kazandı. Seren 1, babası gibi Triple Crown yaptı. Evet Karayel’i unutamadım. Nasıl unutursunuz ki...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=