2018_Ocak
60 TJK’NIN SESİ OCAK 2018 1950 yılında, Kore’nin paylaşımı konusundaki anlaşmazlık, Sovyetler ve Çin’in desteklediği Kuzey Kore ile Amerika ve BM’nin desteklediği Güney Kore güçleri arasında, 38. paralelde yoğun bir mevzi savaşına dönüşmüştü. Bu sırada 9 yaşındaki Koreli Kim Huk Moon, kara mayınına basarak bacağını kaybetmiş ablası Chung Soon için protez bacak satınalmak istiyordu. Jokey olan müteveffa annelerinden, Seul’deki Sinseol - Dong Yarış Pisti’nde doğmuş bir Moğol yarış atı miras kalmıştı. Sahip oldukları tek şey olan bu atı satmaktan başka çare görünmüyordu. Öksüz Moon yaşadıkları bölgede konuşlanmış ABD 5. Deniz Kuvvetleri Karargahı’ndaki askerlerin ilgi duyabileceği ümidiyle atı piyadelere gösterdi. Birlik’te görevli Teğmen Eric Peterson atı gördüğünde kafasında parlak bir fikir oluştu ve hevesle 250 dolar ödeyerek çocuktan satın aldı. Amerikan 5. Deniz Kuvvetleri’nin mevzilendiği Seul’ün kuzeyindeki Panmunjom mevkiinde, cephe ile cephe gerisi arasında mühimmat taşımak için motorize araçların kullanılması, engebeli arazi yüzünden mümkün olamıyordu. Eğer bu mevzi korunamazsa Kuzey güçlerinin ilerleyişi durdurulamaz, bütün güney işgal edilebilirdi. Uyanık Teğmen hemen işe koyuldu; meşhur Recoillers Tüfekleri’nden esinlenerek atın adını Reckless koydu ve orduya yeni katılan “solcır”a savaş eğitimi vermeye başladı. Bu zeki kısrak dikenli tellerin arasından sürünerek geçmeyi, silah seslerinden korkmamayı, top atışlarından korunmak için diz çökmeyi askerlerin hayret eden bakışları arasında çabucak öğrendi. Kamyonların giremeyeceği arazilerde telefon hattını makaralarla ön hatlara kadar tek başına götürmekte ustalaştı. Geri tepmeli topların tehlikeli noktalarından uzak durması gerektiğini öğrendi. Çatışmaların en şiddetli olduğu 1953 Mart’ında bombardımanın en yoğun olduğu noktalara korkusuzca dalıyor, yanıbaşında patlayan bombalara ve 45° eğimli tepelere aldırmadan bir insanın taşıması güç 75 mm’lik top mermilerini cepheye taşıyordu. Ateş hattına ulaşması gereken top mermilerinin tamamını (5 ton) taşımış, bataklık pirinç tarlalarından ve zorlu patikalardan korkusuzca geçişiyle, yılgınlığa kapılan ve cesareti kırılan Amerikan Denizcileri’ne savaşma cesareti vermişti. Ateş hattını tek başına yürüyor, bir günde 60 km, 51 tur yapabiliyordu. Sırtına yüklenen top mermilerini dakikada beş yüz atışın yapıldığı bölgenin bir ucundan diğer ucuna, yanında kimse olmadan ulaştırıyordu. Top mermilerini bıraktıktan sonra yaralanan ve ölen askerleri sırtlayıp geri getiriyor, tekrar mühimmatı sırtlayıp zorlu hattı yeniden katediyordu. Bazı durumlarda sıkışan askerler onu siper yapıyor, o da bu görevi gururla yerine getiriyordu. Şarapnel parçalarıyla iki defa yaralanması bile onu durduramadı. Cepheyle karargah arasında 386 tur yaptı. Olağanüstü cesareti sebebiyle “Korkusuz” lakabıyla anılmaya başlandı, başarıları sebebiyle çavuşluğa (sergeant) terfi ettirildi. Amerikan askerlerinin gururla söylediği gibi o artık bir “denizci” idi. Birliğin gözbebeği, maskotu, sevgilisi olmuştu. En sevdiği içeceğin bira olduğunu öğrenenler ısmarlamak için sıraya giriyorlardı. O kadar sevilir olmuştu ki, askerler ona kendilerinden daha iyi bakıyorlar, kumanyalarını “Çavuş”la paylaşıyorlardı. Cesareti kadar iştahının yerinde oluşuyla da ünlendi. Sabah kahvaltısında kahve, omlet, krep, cola, şekerleme, ne bulursa götürüyordu. Yemeğe başladı mı durmak bilmiyor, askerlerin keplerini bile kaşla göz arasında mideye indiriveriyordu. Battaniyeleri de kemirmeye başlayınca yiyecek masrafı için Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na dilekçe yazıldı ve bu dilekçe “üst düzey” makamlar tarafından hemen onaylanınca piyadelerin yemeklerinden otlanmaktan kurtuldu. Artık kimseye minnet etmeyecekti. Soğuk gecelerde çadırların içine girip sobanın kenarına kurulacak kadar canayakın olan bu kısrağın ünü tüm orduya yayılmış, generaller seviyesinde takip edilir olmuştu. Korkusuz Çavuş Reckless, yanıbaşında patlayan bombalar sebebiyle ağır işitmeye başlasa da savaşın sonunda başçavuşluğa (staff sergeant) terfi ettirildi ve ona özel üniforma dikildi. Onun asıl ünü üç milyon insanın öldüğü savaşın 1954’de bitişinden sonra başladı. Savaş sırasındaki başarıları kulaktan kulağa yayılıyor, ünü engel tanımadan ülkenin bir ucundan diğer ucuna dörtnala yayılıyordu. Sayısız madalyayla ödüllendirildi. Cesaret Madalyası, Onur Madalyaları, Başkanlar Birliği Ulusal Savunma Hizmet Madalyası, Kore Savaşı Hizmet Madalyası, Birleşmiş Milletler Hizmet Madalyası, Donanma Ünvanı, Kore Cumhuriyeti Başkanlık Onur Madalyası bunlardan bazılarıydı. 10 Kasım 1954’de gemiyle Saint Reckless ‘Korkusuz’ Başçavuş Başçavuş Reckless hiç umulmadık bir anda bir savaşın kaderini değiştirdi. Bu hikaye, bir atın Asya kıtasından Amerika kıtasına uzanan efsanesinin unutamayacağınız anlatımıdır. ■ HAZIRLAYAN : VEDAT KEMER
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=