2018_Ocak

53 TJK’NIN SESİ OCAK 2018 B u sayımızda, başta, İtalya olmak üzere, Yunanistan, Nepal, Makedonya, Tataristan, Japonya, Abu Dabi, Kanada, Rusya, Romanya, Hindistan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, İran gibi ülkelerde sergi, festival, bienal ve çalıştaylara katılarak eserleri ile ülkemizi temsil eden sanatçımız Ruhsar Özer’i ziyaret ettik. 2010 İstanbul Kültür Başkenti Projesi kapsamında “İstanbul’un Ustaları” ve 2017 “Türkiye’nin Ustaları” arasında yer alan sanatçı, Türk tasvir sanatının, geleneksel olarak küçük boyutlu kitap resmi ve insan kompozisyonu odaklı olduğunu, kendisinin de bu tasvir geleneğini büyük boyutlu kompozisyonlarda çalışarak, kır ve şehir manzaraları ile soyut ve sürrealist kompozisyonları, Türk tasvir geleneğine taşımaya çalıştığını ifade etti. Günümüzde, minyatürün aslından koptuğunu söyleyen Ruhsar Özer, tezhip sanatını öğrenmenin minyatür yapmak açısından çok önemli olduğunu belirtti. Ayrıca, minyatür ile ilgili kaynaklara kolaylıkla ulaşılabildiğini ifade eden sanatçı, yeni nesilin de sanata çok ilgi gösterdiğini ifade etti. “Tarihe çok önem veriyorum. Eserlerimde işlediğim tarihi olaylar, masallar ve destanlar hakkında da bütün detayları öğrenmeye çalışıyorum. Türkler, antik çağlardan beri göçebe yaşayan Orta Asya Halkı olarak karşımıza çıkıyor. Atlarla çok derin bağları olan Türkler, ilk zamanlarda atları eğiterek satıyorlar ve geçimlerini bu şekilde sağlıyorlar. Yerleşik düzene geçtiklerinde de atlar için büyük otlaklar yapıyorlar. Bir kişinin de binlerce atı olabiliyor. Dönemin en önemli belgelerinden biri olan Varka ve Gülşah Minyatürleri’nde de birçok at figürü olduğunu görüyoruz. Türk tarihindeki kahramanları incelediğinizde, her kahramanın atı ile anıldığını ve atlar ile kardeş gibi olduklarını görüyorsunuz.” Kahraman kahramanlığını yapıyor fakat paye sadece kahramana değil, atına da veriliyor. / TJK TV Bu röportajı Youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=