2018_Ocak
47 TJK’NIN SESİ OCAK 2018 Ayrıca, bir kategoride yarışan atlarımız, bir daha alt kategorilerde yarışamazlar. At sahiplerimiz de bu kuralı iyi bildikleri için kendi atlarını başarılı olamayacakları kategorilerde yarıştırmazlar. Bir başka şekilde ifade edersek, atına güvenen bir at sahibi, 5 yaşlı tayını küçük orta kategorisi yerine doğrudan baş kategorisine kaydettirebilir. Bu durumda, bu at artık sadece baş kategorisinde yarışabilir. Rahvan yarışları nasıl gerçekleştiriliyor? Rahvan müsabaka alanı, genişliği en az 10 metre olan döner veya düz pisttir, uzunluğu da 800 metre ile 2500 metre aralığında olur. Müsabaka, başhakemin yönetiminde, start hakemleri tarafından başlatılır. Atlara, 30 metre içinde düzeltmek kaydıyla üç defa bozma hakkı verilir. Üçten fazla ve 60 metre devamlı bozuk yürüyüş yapan at ve binicisi de diskalifiye olur. Rahvan yarışlarında at ile binicisi bir bütün olurlar. Ata eziyet eden, döven veya mahmuz kullanan biniciler, derhal müsabakadan ihraç edilirler. Türkiye’nin 7 bölgesinde, yaklaşık 60 noktada rahvan müsabakaları düzenliyoruz. Bu yarışlara, zaman zaman 150 at katılabiliyor. Farklı kategorilerde yapılan müsabakalarımızda, çoklu yarışlar bittikten sonra ilk iki dereceye giren atlar arasında final müsabakası yapılır. Örneğin, 15 atın katıldığı bir kategoride, 5’erden üç grup yapılır, bu gruplarda ilk iki dereceye giren 6 at arasında da final müsabakası gerçekleştirilir. Bu diğer kategoriler için de bu şekildedir. Derecelendirme potoyu geçiş sırasına göre yapılır, ilk üç de değerlendirmeye girer. Üç attan az atın katılacağı müsabaka yapılmaz, tek at olduğunda da at ve binicisi şeref turu atarlar. Ayrıca, müsabakalarımızda doping kullanılması da kesinlikle yasaktır. Rahvan atlarının antrenmanları nasıl yapılıyor? Rahvan atlarında ne tür nallar kullanıyorsunuz? Atalarımız, “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” demişler. Fakat, genel olarak günlük, 2 - 3 saat kadar adi süratli tempoda at bineriz. Haftada bir gün veya on beş günde bir defa da nefes - kondisyon idmanı yaparız. Bu antrenmanlarda, 3000 - 4000 metre mesafeyi %70’lik bir şiddette devamlı bir tempoda koşarız. Yarış yaklaştığı süreçte de son sprintler ile birlikte yarış antrenmanını yaptırırız. Yarış antrenmanıyla da atlarımıza bayrak çıkışında ve son metrelerde ne yapmaları gerektiğini gösteririz. Böylece çıkışta ve varışta öne atılmaları gerektiğini bilirler. Mahalli kuruluşlarca organize edilen özel müsabaka pistlerimizde, taş ve benzeri sert cisimler olabiliyor. Bu cisimler de atımızın ayağına battığında, canının yanmasına veya canı yanmasa bile bozuk yürüyüş yapmasına sebebiyet verebiliyor. Biz de atlarımızı korumak için genel olarak kapalı nal kullanıyoruz. Fakat arzu eden at sahipleri, atlarının isteği de bu doğrultudaysa mahmuzsuz açık nal çakabiliyorlar. Rahvan atı bir ırk mıdır? Bize Rahvan atının gelişimi hakkında bilgi verir misiniz? Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi tarafından yapılan çalışmalar, Rahvan atlarının diğer at ırklarından farklı bir ırk olduğunu, fakat Arap atlarına daha yakın olduklarını ortaya çıkardı. Tarım Bakanlığı’mızın da bu konuda bir çalışma yaparak bu atlarımıza kimlik kazandırması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, bir ata, rahvan yürüyüş stilini sonradan öğretemezsiniz. Bir atın rahvan olabilmesi için hem annesinin hem de babasının rahvan atı olması gerekir. Bir atın, yaklaşık iki adet ineğin yediği miktarda yem yediğini de söylemek isterim. Bu durum, rahvan atın gelişimini olumsuz etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda, elimizde mevcut olan Rahvan atlarına binilmediğini biliyoruz. Cidagoları çok daha yüksek, iri cüssesi olan Rahvan atlarına biniyorlardı. Bu atlar da enerji ihtiyaçlarını karşılamak için çok daha fazla yem yiyorlardı. Bu durum da çok masraflı oluyordu. Atları beslemekte zorlanan köylüler, zamanla daha küçük aygır veya kısrakları tercih ederek Rahvan atların cidago boylarını kısaltmışlardır. Dünya üzerinde ne kadar rahvan yürüyüşü yapan at varsa bizim topraklarımızdan gitmiştir. O dönemlerde, bizim topraklarımızdan Bulgaristan’a giden Rahvan atları incelediğimizde, cidagolarının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Son yıllarda Kütahya’da görülen Yılkı atları büyük bir heyecan uyandırıyor. Bize bu atlardan bahsedebilir misiniz? Son zamanlarda, Kütahya’nın Domaniç İlçesi’nde, Osmanlı’dan kalma yılkı atları görüldüğüne dair haberleri biz de okuyoruz. Aslında, hepimizin Osmanlı’dan kaldığını söyleyebiliriz. Benim ailem de Özbekistan, Buhara’dan göçerek buraya yerleşmiş. Bu bölge, uzun yıllar Germiyanoğlu Beyliği’nin egemenliği altında varlığını sürdürmüş. Arazilerimizin Osmanlı tapuları da hala elimizde duruyor.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=