2018_Ocak

45 TJK’NIN SESİ OCAK 2018 ‘‘ Rahvan atlara binen abilerimiz vardı. Güzel eyerler vururlar, atlarını süslerler, kaldırım taşlarında “Şakıdık! Şakıdık!” gezerlerdi. E vliya Çelebi’nin memleketi olan Kütahya, Osmanlı Devleti’nin o zamanın en iyi atlarını yetiştirdiği topraklar olarak bilinir. Eski kaynaklardan öğrenebildiğimiz kadarıyla da 16. yüzyılda şehir merkezinde yaklaşık 50 bin atın bulunduğu rivayet edilir. Bizde Geleneksel Sporlar Federasyonu’na kayıtlı ilk Rahvan Atlı Spor Kulübü’nün Başkanı Birol Babanoğlu ile Kütahya’da atçılığın gelişimi ve Rahvan Atçılığı hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik... 1966, Kütahya doğumluyum. Çocukluğumda, şehir merkezinin dışında meyve - sebze yetiştirdiğimiz arazilerimiz vardı. O zamanlar turfanda denilen bir şey de yoktu. Yazları yetiştirdiğimiz her şeyden turşu kurardık. Hatta, annemiz elmanın bile turşusunu yapardı. Bu arazilere ulaşımımızı da atlar ile sağlar, yetiştirdiklerimizi de küfeler ile atlarımıza yüklerdik. Ayrıca, yakacak odunumuzu, kömürümüzü ve çeşitli malzemeleri de atlar yardımı ile taşırdık. Benim da at sevdam bu onlara binerek başladı. Bahsettiğimiz 70’li yıllarda, Ulu Camii’nin ve Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu çevrede tarihi hanlar vardı. Alışveriş için şehre gelen halk, ücret karşılığında atlarını bu hanlara bırakırdı. Yaklaşık 15 tane han bulunmasına rağmen yer bulamayan at sahipleri olurdu. Onlar da atlarını yakınlarda bulunan boş arazilere bağlardı. Biz de bu atları kaçırır, binerdik. Çocukluk işte! Bir de, güzel Rahvan atlara binen abilerimiz vardı. Güzel eyerler vururlar, atlarını süslerler, kaldırım taşlarında “Şakıdık! Şakıdık!” gezerlerdi. Giyimleri de daha bir özenli olan bu ağalar, beyler, at alıp satan cambazlar, at sırtında kasaplık hayvan arayan celepler hep en güzel Rahvan atlarına binerlerdi. Biz de o zamanlar ufak yük atlarına biniyorduk. Rahvan atlarına bakar bakar özenirdik. 80’li yılların başında teknoloji çağı başladı ve damlarımızda at kalmadı. At bakmak bir lüks oldu.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=