2018_Ocak
17 TJK’NIN SESİ OCAK 2018 Sesleriyle yarışseverleri etkileyen ama yüzlerini hiç görmediğiniz yarış spikerlerimizi, tanıtıyoruz. İzmir ve Ankara hipodromlarımızdaki yarışları sesleriyle renklendiren Yüksel Saymaz, Tanzer Parlar ve Hüseyin Derya Keçici’ye merak edilenleri sorduk... At yarışlarına sesleriyle hayat verenler Neden At Yarışı Spikeri Olmak İstediniz? Hüseyin Derya Keçici: En büyük hayalim spiker olmaktı. Fakat özellikle at yarışları üzerine değil, daha ziyade futbol ilgimi çekiyordu. Çocukluğumda, arkadaşlarımın oynadığı turnuvalarda maç anlatıyordum. Küçük reklamlarda seslendirme yaptım. Bir gün dayım at yarışı spikeri alınacağını söyledi. Küçük yaşlarımdan beri hipodromlara geliyordum ve “acaba yapabilir miyim?” diye düşündüm. Buradaki üstadlarımı dinledim ve başvurmaya karar verdim. At yarışlarına olan tutkum buraya girdikten sonra büyük bir aşka dönüştü. Tanzer Parlar: 1976 yılında hipodroma adım attım ve rahmetli babamla çok sık giderdik. Özellikle Gazi Koşularını izlemek için İstanbul’a giderdik. O yaşlarda spikerlerin sesini takip ederdim. Özellikle futbol maçlarını anlatmayı çok severdim ve bu maçları at yarışı gibi anlatırdım. Dünya’da insanın istediği mesleği yapması çok zor bir şey ve bu sayı oldukça düşük. Ben aşık olduğum mesleği yapıyorum. Yüksel Saymaz: Tabii, bu bir aşk… Yıllar önce yarış dinleyerek spiker olmaya karar verdim. Rahmetli Gültekin Alpay’ın sesini dinleyip de hayran olmamak mümkün değildi. Deneye deneye, bu işi yapabilir miyim diye azmettim, çalıştım ve giderek artan bir sevda haline geldi. Mesleğinizin zorlukları nelerdir? Hüseyin Derya Keçici: En çok zorlayan konsantrasyon. Gün içerisinde kafamızda yer eden bir konu olursa, yarış anlatma sürecinde de bunu dallanıp budaklandırırsak hatalar yapabiliyoruz. Bunun dışında, formaların çamurdan kapanması ya da birbirine yakın olmaları bir başka sıkıntı yaratan konu oluyor. Tanzer Parlar: Konsantrasyon eksikliği ya da bir anlık güven kaybı en büyük zorluğumuz. Yüksel Saymaz: Tabii ki, farklı koşularda farklı anlatımlar olabiliyor. Bu işi aşkla yaptığınızda daha güzel oluyor. Anlık tepkiler vermemiz gereken bir iş olduğu için hatasız bir sunum yapmak önemli. Spikerliğin olmazsa olmazları nelerdir? Tanzer Parlar: Futbol, basketbol, boks gibi birçok branşın spikerliği var. Bunlar çalışmayla yapılacak şeylerdir fakat at yarışlarında sevgi şart. “Ben kulaklığımı takarım, mesafeleri söylerim, işimi bitirir giderim” diyen adam burada bir seneden fazla barınamaz. Bu işi sevmek şart, yani biraz delilik gerektiren bir iş. Yüksel Saymaz: Öncelikle çok çalışmalı ve bu işe sevdalanmalısınız. Böyle olmazsa bir takım eksikliklerle karşılaşabiliyorsunuz. Bunun püf noktaları düzgün bir Türkçe ve diksiyona sahip olabilmek. Farklı koşularda değişik ambiyanslar sunabilmek. Sizi hiç etkileyen bir safkan oldu mu? Hüseyin Derya Keçici: Ben her zaman, her yerde söylerim, hayatımda yer etmiş safkan Turbo’dur. Hatta, bir yarışmada onun üzerine örtülen blanketini ve apoletlerini kazanmıştım. O güçlü kalbiyle benim için unutulmaz bir yarış atıdır. Tanzer Parlar: Gençliğimde Tosun ve Tulyad’a bayılırdım. 2006 yılında da İstanbul’a gittim, orada Actionmax isimli safkanı gördüm ve sahaya çıkana kadar peşinden gittim. Adeta aşık oldum ve o gün de çok kolay bir yarış kazandı. Yüksel Saymaz: Ben 1996’da başladım bu mesleğe. Bir Yavuzhan, Trapper, Kafkaslı ve Turbo ilk aklıma gelen safkanlar. Gerçekten anlatmak büyük keyif veriyordu. Mesleğinizin incelikleri nelerdir? Hüseyin Derya Keçici: Bu işi sevmek ve at yarışlarını bilmek en büyük incelikleridir. Benim kendimi iyi yetiştirmemin iki temel sebebi vardı; birincisi yıllarca beraber çalıştığım Tanzel Ağabeydi, diğeri de Erkan Barış oldu. Yüksel Saymaz: Türkiye’de bu işi çok az kişi yapıyor, belki o incelik giderek büyüyen bir dalgayı oluşturuyor. Onu hissetmek çok güzel… Yarışseverle bu heyecanı paylaştığımız için belki de en büyük incelik bu olsa gerek. İlk canlı yayın kazanız nedir? Hüseyin Derya Keçici: Bir gün kulaklığımın kablosuna bastım ve kulağımdan çıkmaya başladı. O esnada da benimle çalışan arkadaşım dışarıda olduğu için farkedemedi. Bir de ayağımın altındaki demire sıkaşan kobloyu kurtarmak için çok kötü bir pozisyonda kaldım. Yarışı da anlatmam gerekiyordu, çok zor anlar yaşamıştım. Tanzer Parlar: İlk aklıma gelen; ilk kupalı yarışıma çıkacam. Atlar son 200’e geldiğinde “ 4 bey, 5 bey” diye bir kelime kullandım ve bir türlü “boy” diyemedim. O sırada dışardan atın bir tanesi geliyordu. Atın ismi Mahmut’la başlıyor ama gerisi Ağa mıydı, Şah mıydı, Can mıydı? Bir türlü aklıma gelmiyor. “Mahmut, Mahmut, Mahmuuuuttt Can” dedim ve potoya girerken ismini çıkartabildim. Bir de yine hiç unutamadığım; yarışta 5 numaralı atı birinci ilan ettim, fakat koşuda sadece dört at vardı. Başladığınız yıllarda kendinize bir hedef koydunuz mu ve bunlara ulaştınız mı? Hüseyin Derya Keçici: Şu anda spiker bazında kulübün en genç çalışanıyım. Katetmem gereken çok yolum olduğunu düşünüyorum. Tanzer Parlar: Ben ulaştığımı düşünüyorum. Kariyerimde hiçbir noktayı hedeflemedim, ama her zaman bir kere şu mikrofona yarış anlatayım ve sesim burada olsun istiyordum. Bir de tabii ki, Gazi Koşusu anlatmak hayalim vardı. İlk olarak 2011’de bunu gerçekleştirdim, 2017 yılında da perçinlenmiş oldu. Yüksel Saymaz: Bu işin ucubucağı yok. Bence yarışseverin gözünde biryerlere gelmek önemli ve ben de geldiğimi düşünüyorum.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=