2018_Ocak

13 TJK’NIN SESİ OCAK 2018 22 Eylül 1933 tarihinde, Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’nde doğdum. Atlara çok meraklıydım. Bizim orada atlar yardımıyla harman dövülen bir yer vardı. Ben de atlara binebilmek için sürekli oraya giderdim. Yakınlarda, Karacabey Harası’nın olduğunu biliyordum ve oraya gitmeye karar verdim. Evimizin önünden kum taşıyan askeri ‘‘cemse’’ (GMC)’ler geçerdi. Bu cemselerden birine gizlice bindim ve Karacabey Harası’na ulaştım. Sen çok küçüksün, seni buraya alamayız deyip gitmemi söylediler. Ama ben gitmedim. Atların yemliklerinin içinde ve otların arasında yattım. Orada, diğer öğrenciler ile beraber yemek yedim. Öğrencilerin başında olan Ahmet Çavuş da beni çok sevdi ve müdüriyete götürdü. Onlara, ‘‘Her gece, rüyalarımda atlara biniyorum. Siz, beni kapıdan kovsanız da bacadan geri gelirim’’ dedim. Bu sözlerim, çok hoşlarına gitti ve kaydımı yaptılar. 1945 senesinde, Karacabey Harası’ndan hem binicilik hem de engel atlama diplomalarımı aldım. O zamanlar, 3 yılda mezun olunuyordu ama ben çok çalışarak, 2 yılda mezun oldum. ‘‘BEN DE, BU PARAYLA BIR BISIKLET ALDIM’’ Burada unutamadığım bir anım var. Dönemin Genelkurmay Başkanı Salih Omurtak’ın daveti ile Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen izleyicilerin de bulunduğu bir seyirci kitlesine gösteri yaptık. Ben, engel atlamada hiç hata yapmadan parkuru tamamladım. Gösteriden sonra tribünleri selamlarken bir anda atım şahlandı. Bu seyircilerin çok hoşuna gitti. Beni kucakladılar ve tribünlere çıkardılar. Herkes bana 5 - 10 dolar para verdi. Ben de bu parayla bir bisiklet aldım. ‘‘ILK TBMM KOŞUSU’NU, BIRNISAN İLE KAZANDIM’’ 1948 senesinde, yerel esnaftan olan ‘‘Terzi’’ Mehmet, ‘‘Seni, bir arkadaşım ile İzmir’e yarışlarda at binmeye göndereceğim’’ dedi ve ben de kabul ettim. Daha sonra kayınpederim olacak olan ‘‘Kör Mehmet’’ beni İzmir’e götürdü. İzmir Şirinyer Hipodromu’nda hem at bakımı yapıyor hem de hafif kiloya talep olduğunda jokeylik yapıyordum. Daha sonra seyisliği de bırakarak sadece at binmeye başladım. O zamanlar, Ankara, İzmir ve İstanbul olmak üzere üç yerde yarış yapılıyordu. Bu yıllarda, Fehmi Simsaroğlu, Ertuğrul Özçayın, Özdemir Atman, Fikret Yüzatlı, Zühtü Erişen ve Şadi Eliyeşil gibi eküriler ile çalıştım. 1959 yılında düzenlenen ilk TBMM Koşusu’nu, Birnisan isimli safkan ile kazandım. Bu yarışta, bir çok at sahibi, atlarına binmem için teklifte bulunsa da kabul etmedim. Deklarenin bitimine dakikalar kala, Birnisan isimli safkanı getirdiler. Diğer jokeylerin kabul etmediği bu atı, hem artık başka teklif gelmeyeceği için hem de TBMM Koşusu’nda at binmiş olmak için kabul ettim ve yarışı kazanmayı başardım. 1959 yılında, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Koşusu’nu, Kalecikli ile kazanmayı başardım. Kalecikli, Benim raporlu olduğum ve at binemediğim zamanlarda, hiç tabela yapamazdı. Bu safkanın çok farklı bir karakteri vardı. Rahmetli Reşat Mergin yarış öncesinde yanıma geldi ve ‘‘Kim kimi geçerse, ötekine yemek ısmarlasın’’ dedi. 1000 metreye geldiğimizde, en arkadan önlere doğru gelmeye başladım. Reşat Mergin de bana, ‘‘Çocuk! Çocuk! Nereye gidiyorsun?’’ diye seslendi. Ben de ona, ‘‘Sen arkamdan gel’’ diye cevap verdim. Yine en dıştan gelerek koşuyu kazandım. Daha sonra, Reşat Mergin’den yemeği ısmarlamasını istedim. ‘‘Hem yarışı kazanacaksın hem de yemek ısmarlayacağım, öyle mi!...’’ diye cevap vermişti... ‘‘DIREN’’ İLE O DÖNEMİN GEÇILMEZİNİ GEÇTİM’’ Bir süre de serbest çalıştıktan sonra, 1977 yılında, çocuğumu okula yazdırmak için Almanya’ya gittim. Orada kaldığım sürede, iyi at bindiğimi duyan bir antrenör beni çağırdı. Birlikte çalışmayı teklif edince, ben de kabul ettim. Böylece, Almanya’nın bir çok şehrinde yarışlar kazandım. İzin zamanlarımda vatanıma geri dönüyordum. Her gelişimde, at binmem için çok ısrar ediyorlardı. Ben de, lisansımın vizesinin olmadığını söyleyerek kibarca reddediyordum. Fakat lisansımın enternasyonel olduğunu söylediler. Ben de, ‘‘Diren’’ isminde bir at ile o dönemin geçilmez atlarından birini geçmeyi başardım. ‘‘MESLEĞIMI ZIRVEDE BIRAKMAYA KARAR VERDIM’’ 1990 yılında, temelli olarak ülkeme geri döndüm. At binmeye başladım ve 2 - 3 yarış kazandım. Herkes çok şaşırdı tabii. Yeni nesil gelmiş, yüzler değişmişti. ‘‘Kim bu Emin?’’ diyorlardı. Baktım ki, çok yetenekli jokeyler var. Mesleğimi zirvede bırakmaya karar verdim ve jokeyliği bıraktım. Jokeyliği bıraktıktan sonra antrenörlüğe başladım. İzmir ve İstanbul’da, yedi sene kadar antrenörlük yaptım. Daha sonra, Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’nden Binicilik Öğretmeni olarak çalışmam için teklif geldi ve kabul ettim. Burada çalıştığım beş yıl boyunca birçok öğrencim oldu. ‘‘BU ÇEŞME HER ZAMAN AKMIYOR’’ Ben Avrupa’da at bindiğim için oranın stilini biliyordum. Öğretmenlik yaptığım yıllarda da öğrencilerime bu stili öğrettim. Şimdiki, aprantilere ve öğrencilere, disiplinli olmalarını tavsiye ediyorum. Ellerine yüksek miktarlarda paralar geçiyor. Bu meslekte, yıldızınız bir anda parlayabileceği gibi bir anda sönebilir. Bu çeşme her zaman akmıyor. KAZANDIĞI ÖNEMLİ YARIŞLAR 1957 Toison D’or Başbakanlık Kupası Koşusu 1958 Yadigar ile Erkek Tay Deneme Koşusu 1959 Birnisan ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Koşusu 1959 Kalecikli ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Koşusu 1960 Fahruş ve 1966 Ayizi ile Dişi Tay Deneme Koşusu 1961 Brumeuse ile Cumhurbaşkanlığı Koşusu 1961 Brumeuse ile Ankara Koşusu 1963 Melikşah ile Gazi Koşusu 1964 Mine1 ile Kısrak Koşusu

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=