2018_Nisan

55 TJK’NIN SESİ NİSAN 2018 A tlara olan merakım çok küçük yaşlarda başlamış. Annemin ve babamın anlattığı kadarıyla, oyuncak atları görünce bile çok heyecanlanırmışım. Biraz daha büyüdüğümde, oturduğumuz mahallede elektrik direklerine veya ağaçlara bağlanan at arabalarının yanına giderek, atlarla oyun oynamaya başlamışım. Bu durum daha sonra, sahipleri ortadan kaybolur kaybolmaz atlarını kaçırmaya kadar gitmiş. Bu alışkanlığım öyle abartılı bir hal almış ki, babam dışarıya çıkmamı bile yasaklamış. Fakat, ben atları belgesellerden izlemeye ve büyüklerimden dinlemeye devam ettim. Atları gerçekten çok seviyorsanız, zamanı geldiğinde bu sevgi sizi yeniden atlarla buluşturacaktır. Benim bu buluşmam da 17 yaşıma geldiğimde, cirit oynayan Korkut Ata Atlı Spor Kulübü vesilesi ile oldu. VAZGEÇMEMİ BEKLEDİLER Erzurum’da ata binilen kulüpler olduğunu ve cirit oynandığını biliyordum. Fakat, kimseyi tanımıyordum ve bu kulüplere nasıl ulaşacağımı bilmiyordum. 2010 yılına geldiğimizde, kulüpten Mehmet Adede’yi tanıyan bir arkadaşım aracılığıyla kendimi, Korkut Ata Atlı Spor Kulübü’nde buldum. İlk başta, temkinli yaklaşsam da beni çok sıcak karşıladılar. Önce bir çay ikram ettiler ve Erzurum’un misafirperverliğini gösterdiler. Daha sonra, sohbet etmeye başladık ve onlara atları çok sevdiğimden bahsettim. Onlar da bana, atlı cirit sporunu, ata sporumuzun tarihini ve geçirdikleri kazaları anlattılar. Bu kazaları anlatırken de gözlerimin içine bakarak vazgeçmemi beklediler. BİNER BİNMEZ ŞAHLANDI Bu hikayeleri dinledikten sonra biraz kortum ama bu korku beni vazgeçirmeye yetmedi, aksine daha da çok azmettim. Bu sohbetten sonra ilk bindiğim at, çok asi ve hırçın bir safkandı. Üzerine biner binmez de şahlandı. Hemen boynuna sarıldım ve üstünde kalmayı başardım. O an, bindiğim atın ne kadar güçlü olduğunu ve bana da bir o kadar güç verdiğini hissettim. Birleştiğimiz zaman karşımızda kimsenin duramayacağı duygusuna kapıldım. Mehmet Hoca, “Tamam kızım, in attan... Sen cirit oynayabilirsin” dedi. O zamanlarda bana destek olan hocalarım bana çok yardımcı oldular. SEVGİMİ GÖRDÜKLERİNDE KABULLENDİLER Sonraki zamanlarda, at sırtındaki antrenmanların yanında, yerde cirit idmanlarına başladım. Kısa süre sonra cirit oynamaya başladım ve insanlara bir bayanın da ata binebileceğini ve cirit oynayabileceğini gösterdim. Başta kendi ailem olmak üzere, çevremdeki büyükler bu sporun çok riskli ve tehlikeli olduğunu, başıma her an her şeyin gelebileceğini söylediler. Fakat, atlara olan sevgimden vazgeçemeyeceğimi gördükleri zaman, ailem de bunu kabullendi. Zamanla, diğer kız kardeşlerimi de, “Oyuncak atları bırakın, gerçek atlara gidiyoruz...” diyerek bu sporla tanıştırdım. Bugün, üç kız kardeş cirit oynuyoruz. EN TEMİZ YARIŞMACI Çevremizde at binebilen diğer kadınlarla, erkeklerin algılarını yok etmek için bir kadın cirit takımı kurduk. Fakat, gelen diğer bayan sporcuların bizim kadar ilgi göstermemesi antrenmanları aksatması nedeniyle takım ruhumuz zayıfladı. Bunun sonucunda da kaçınılmaz olarak takımımız dağıldı. Bunun üzerine ben de 23 Şubat 2014’te, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde düzenlenen Atlı Dayanıklılık Lisans Sınavı’na girdim. 24.3 kilometrelik parkuru birincilikle bitirmeyi başardım. İlk kez katıldığım bir yarışmada birinci olmak beni çok sevindirdi. Ayrıca yarışmayı, giydiğim bembeyaz kıyafetlerle tamamlayınca, “Lisans Kategorisi’nin En Temiz Yarışmacısı” plaketini aldım. Atlı Dayanıklılık çok güzel bir spor. Atın ve binicinin birlikte hıza, yol şartlarına ve mesafeye en iyi şekilde hükmetmesidir. Atlı cirit ve atlı dayanıklılık branşlarının yanında, İstanbul’da engel atlama disiplini ile ilgili eğitimler de aldım. ANADOLU KADINI AT SIRTINDA YAŞAMIŞTIR Atlı cirit, çok daha iyi bilinmesi gereken bir spor dalı ve savaş sanatıdır. Fakat, bu savaş sanatında, hasımlar birbirini yakaladıkları zaman öldürmezler, aksine, bağışlarlar. Bağışlamak büyüklüktür. Ata sporumuz ciritin de en güzel yanı budur, yiğitliktir. Anadolu zaten budur. Sırtında bebesini taşıyarak namusunu korumak için savaşan “Anadolu Kadını”, yıllar boyunca at sırtında yaşamıştır. Fakat, kadın günümüzde at sırtındaki yerini kaybetmiştir. Zaman akıp giderken, teknoloji kaçınılmaz olarak gelişiyor ve buna bağlı olarak dünya değişiyor. Eğer biz, geçmişteki değerlerimizi unutursak, geleceğe sağlam adımlarla basamayız. Birçok insan ciriti erkek sporu olarak adlandırıyor. Fakat, at sırtında cirit oynayan kadınları gördükleri zaman çok şaşırıyorlar. Aslında, ciritten yola çıkarak biraz tarihimizi araştırsalar, tarih boyunca kadınların da at bindiğini, at sırtında tarlalara ve dağlara hayvan otlatmaya giden birçok kadın olduğunu ve hatta, kadınların tıpkı Erzurum’lu Nene Hatun gibi savaşlara katıldıklarını göreceklerdir. AYŞE KÜBRA ELİF EĞİLMEZ ÇAĞLA FATMANUR EĞİLMEZ SEDA EĞİLMEZ

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=