2018_Nisan
42 TJK’NIN SESİ NİSAN 2018 Diğer bir yarışma da Kabak Atışı. Parkura ya saman balyaları ya da şimşir dizilir ki atlar düz şekilde parkuru takip etsin. Çitin arkasında “Kikaç” diye bir hedef vardır. Daha 3 metre geçmeden göremediğimiz bir hedefi tutturma zorunluluğumuz vardır. Daha sonra ikinci oku çekip gezleyip atın boynuna yatarak 8 metre yukardaki 30 cm’lik bir tepsiyi vurmamız lazım. Bu parkuru da 10 saniyenin altında koşmamız gerekiyor. Bu da ciddi bir sürat ki, atlar gününe göre 11 saniyede ya da 6.5 saniyede koşabiliyorlar. Uyum sağlamayı gerektiren bir spor, çünkü elimde ok ve yay var. Dizginleri kullanmak gibi bir şansımız da yok. Dolayısıyla vücut teması kuracağımız, telepati ve sesle atı istediğimiz gibi koşturmaya gayret ediyoruz. Bu arada gösteriler de yapılıyor. Şu anda, mesela Türkiye’de en beğendim ekiplerden biri Karesi Okçuluk. En çok gösteri yapan ekip, Balıkesir’de olanlara tavsiye ederim. Yine o bölgede tavsiye edeceğim Mirzabey vardır. Ankara’da Anok var, en teçhizatlı ekiplerden biridir. Sivas’ta Sivas Sipahi var, dönem kıyafeti ve tarihi canlandırma konularında en iyi ekiptir. Kayseri’de At’lı Okçuluk kulüplerimiz var. Emrah Koç arkadaşım orada At’lı Okçuluk konusunda uluslararası ilişkilerimizi yöneten kişidir. Galiba bu sene birinci ve ikinci lig olarak 250’nin üzerinde yarışmacı olacak. Uluslararası arenada hangi konumdayız? Bu sene Kore’de Dünya Şampiyonası’nda, Kabak’da birinciliği aldık. Ayrıca, bir üçüncülük, bir de beşincilik aldık. Dünyada çok iyi durumdayız. Daha da iyi olacaktır. İnsana sabır ve düşünmeyi öğreten bir spor. Geleneksel, savaş ve ata sporlarının çok önemli bir özelliği var, bunlar ihtiyaç vesilesiyle doğmuş şeyler olduğu için ufkunuzu geliştirecektir. Geleneksel okçuluk bile tek başına çok konsantrasyon isteyen, sakinlik getiren bir spor dalıdır. Unutamadığınız bir anınız var mı? Dünyanın en iyi Atlı Okçuları’ndan bir tanesi Lukas Novotny’dir. Aynı zamanda hocamdır ve en güzel Türk yaylarını yapan ustalardan birisidir. Onun birinci geldiği müsabakada ikinci gelip yanında durmuştum. Benim için çok büyük bir gururdu. Bunun dışında atlarımla yaşadığım maceralar, çıktığımız yollar, gittiğimiz film setleri, müsabakalar, kaldığımız ahırlar, çok daha enteresan hikayeler olmuştu. Son olarak bu sporla ilgilenmek isteyeceklere söyleyecekleriniz var mı? Burası bir furusiyya okulu, tek bir eksiğimiz var, çöğenimiz (polo) yok. Onun dışında kılıç, mızrak, atlı okçuluk burada zaten verdiğimiz temel dersler. Bunları burada hem at hem de binici için güvenli hale getirdik. Yaklaşık 15 senelik tecrübenin yanı sıra yurtdışından hocalar da geldi ve herkesten ne öğrenebiliyorsam öğrenmeye çalışıyorum. Bu sporu gerçekten samimiyetle isteyen insanlar başarılı oluyorlar. Bence biniciliği ve atçılığı iyi geliştirebilmek çok ciddi empati ve anlayış gerektiriyor, çok büyük cesaret istiyor. Çok büyük riskleri var ama her şeye değiyor, çünkü hayatta kolay olan hiçbir şeyin karşılığında iyiye ulaşamıyorsunuz. Benim için atlar çok değerli ve yerine koyabileceğim hiç bir şey yok.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=